AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-02-16
Bu hafta, yeniden ortalığa dünya çapında kötümserlik saçıldı. Dünya ticareti daralıyor, durgunluk iyice yayılıyor ve durgunluğun dozu artıyor. Petrol zengini Dubai bile dünya çapında krizden, en azından inşaat sektöründe önemli ölçüde etkilendi.
En çok zorlanan ülkelerden biri, siyaset kökenli ekonomik ihtilaflara bulaşan Rusya. Salı günü açıklanan Rusya Merkez Bankası verilerinde, 2007 yılında 83 milyar dolar yabancı sermaye girişi yaşayan Rus ekonomisinin 2008 yılında, sadece dördüncü çeyrekte, 131 milyar dolara yakın yabancı sermaye çıkışı yaşadığı açıklandı. 2008 yılının son dört ayında ülkenin döviz rezervleri zirve değer olan 600 milyar dolardan 150 milyon dolar aşağıya indiler. Bu şartlarda Rus Rublesi sadece son iki ayda değerinin yüzde 18 kadarını kaybetmiş bulunuyor. Sadece son üç günde Merkez Bankası sabit kur uygulaması nedeni ile döviz kurunu savunan Rusya için 12 milyar dolar döviz satmış bulunuyor.
Japonya'dan gelen haberler de iç açıcı değil. Çok uzun zamandır, yıllardır durgunlukla uğraşan Japonya bu hafta başında 54 milyar dolara yakın bir ekstra bütçe açığı yaratacak makro destek paketi daha açıkladı. Bu destek paketi haberi Japon ekonomisinin son çeyrekte yıllıklaştırılmış olarak yüzde eksi 1.8 ile daraldığı haberinden sonra geldi.
Ancak bu hafta ülkemiz açısından en kötü haberler de en çok endeksli olduğumuz Alman ekonomisinden. Alman ekonomisinin ikinci ve üçüncü çeyrekte eksi büyümeden sonra, dördüncü çeyrekte de yıllıklaştırılmış sayılarla yüzde 2 civarında daraldığı ve Alman ekonomisinin 2008 yılının bütününde sadece yüzde 1.3 büyüdüğü ortaya çıktı.
Alman ekonomisinin 2009 yılında, daha önceki analizlerde yüzde sıfır civarında büyümesi bekleniyordu. Ancak revize edilen beklentilerde Almanya'nın çok daha fazla, yüzde 3 civarında daralması gündeme geldi. Bunun üzerine bugüne kadar ağır mali destek paketlerine yanaşmayan Almanya ve Merkel iki yıla yayılmış 50 milyar euro civarında bir harcama paketi gündeme getirerek, daha evvel GSYİH oranı olarak yüzde yarım civarında olan bütçe açığını da, yüzde 2 düzeyine kadar genişletmeye karar verdiklerini açıkladılar. Her ne kadar ABD ve İngiltere’de bütçe açıklarının GSYİH oranı olarak yüzde 8 değerine kadar bile çıkacakları bilinse de, borç oranını yükseltmekten çok korkan Almanya için, bu düzey bütçe açığı, çok büyük bir açık. Almanya, ABD ve İngiltere kadar harcamacı değil. ABD ve İngiltere'deki bütçe açıklarının ise bu ülkelerin borçluluk oranını yüzde 20 kadar artırması gündemde.
Bu arada Yunanistan euro bölgesinde ilk ratingi düşürülen ülke oldu. Standard and Poor’s, Yunanistan'ın kredi ratingini, bütçe açıklarının büyümesi nedeni ile borçluluğunun artması riski ortaya çıktığından düşürdü.Yunanistan zaten tüm euro bölgesinde en yüksek cari denge açığı ve kamu borçluluğu oranlarına sahip. Bu haber euronun değerini de düşürdü.
Geçtiğimiz günlerde İspanya, Portekiz ve İrlanda da rating kurumları tarafından not düşürülmesi yaşayabilecekleri konusunda ikaz edilmişlerdi. Çünkü bu ülkeler zaten oldukça ciddi durgunluk yaşıyorlar, zaten bütçe açıkları çok yüksek ve destek paketi uygulayabilmek için dışarıdan yüksek oranda borçlanmak zorunda idiler. Borçlanma olanaklarının rating nedeni ile daralması da mali destek paketi uygulanmasını iyice zorlaştırarak büyümenin daha da düşmesini gündeme getiriyor.
Euro bölgesi sanayi üretimi de yılbaşından kasım ayına kadar yüzde 7.7 daralmış bulunuyor. AB dış alemden ihracat talebinin daralması ile durgunluğu ithal etmiş bulunuyor. Dün, AB Merkez Bankası faizleri 50 baz puan düşürdü ama bu düşüş yeterli bulunmadı. Ekim ayında 4.25 olan faizler, sonra 2.50 düzeyine indirilmişti. Şimdi ise AB faizleri yüzde 2 düzeyine inmiş bulunuyor. ABD faizleri sıfıra doğru inmişti, İngiltere politika faizleri ise yüzde 1.5 düzeyinde.