AKŞAM | CUMARTESI | 23 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ

Reytingler korusun

Ekonomik krizin olumsuz etkilediği sektörde pek çok dizi ömrünü tamamlamadan ekrana veda ederken SHOW TV'de yayınlanan 'Melekler Korusun', kısa sürede izleyicilerden tam not aldı.

Hümeyra, Avni Yalçın, Yıldız Kültür gibi duayenlerin yanı sıra Özge Özpirinççi, Rojda Demirer, Selin Şekerci, Mahperi Mertoğlu ve Serkan Altunorak gibi genç yetenekleri de kadrosunda barındıran TİMS Prodüksiyon yapımı dizide, oyuncuların ve yönetmen Cevriye Demir'in olduğu kadar set ekibinin de başarısı yadsınamaz. 90 dakikalık bir bölümün çekimi için 40 kişilik set ekibi haftanın 6 günü gece geç saatlere kadar çalışıyor.

Dizinin ağırlıklı olarak çekildiği mekan ise Kadıköy'deki 100 yıllık İtalyan Apartmanı. Apartmanın 4 dairesi dizi seti olarak kullanılıyor. Apartman Yöneticisi Avukat İlkser Akbulut, Haydarpaşa Garı'nı inşa eden Alman mühendislerin kendilerine yaşam mekanı olarak bu binayı yaptıklarını söylüyor. Bina ayrıca İstanbul'da yapılan ilk sosyal konutlardan. Taş işçiliği ve mimari detaylarıyla Haydarpaşa Garı'na benzeyen 7 katlı binada 14 daire bulunuyor. İlkser Akbulut, binanın 'Melekler Korusun' dizisinin set mekanı olmasından dolayı apartman sakinlerinin memnun olduklarını ve oyuncularla ilişkilerinin çok iyi olduğunu söylüyor.  Biz de bir kısmı bu tarihi apartmanın önünde gerçekleştirilen 8'inci bölüm çekimlerine konuk olarak dizinin oyuncularıyla sohbet etmek imkanı bulduk.
Bu haftadan itibaren cumartesi akşamları yayınlanacak olan SHOW TV'nin sevilen dizisi 'Melekler Korusun'un setindeydik. Ekonomik krizle reytinglerin daha da önem kazandığı bir dönemde, yoğun bir tempoda çalışan oyuncular, tüm zorluklara rağmen aralarındaki sevgi ve saygının diziye yansıdığını düşünüyor.

SETTE EĞİTİLİYORUM- Özge Özpirinççi (İpek)

* 'Melekler Korusun' çok izlenen ve üzerinde konuşulan bir dizi, böyle bir projede yer almaktan dolayı mutlu musunuz?
Çok memnunum, çalışma saatlerimiz yoğun, genelde haftada 6 gün çalışıyorum. Selin ve Rojda'yla tanıştığımız günden itibaren dizideki gibi hemen geyiğe sarmaya başladık. Çok güzel bir enerji oldu aramızda. Her gün birlikte çalıştığınız insanlarla elektriğinizin tutmaması çok kötü bir şey ama neyse ki bizim kastta herkesin birbiriyle uyumu mükemmel.

* Konservatuar mezunu olmadığınız için sektörde bir önyargıyla karşılaştınız mı?
Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri mezunuyum. Üniversiteyi okumam iyi oldu çünkü benim için bir güvence. Tanıdığım insanlar tarafından bir önyargıyla karşılaşmadım, ama internette görüyorum bazen 'konservatuar mezunu binlerce insan var, niye böyle insanlar oynuyor' gibi şeyler yazıyorlar. Bir sanatla uğraşıyorsanız tabii ki bunun için bir eğitim gerek. Şimdi ben kalkıp da tiyatro yapmam, denemem bile çünkü rezil olurum. İşe bir televizyon oyuncusu olarak başladım ama öyle devam etmeyecek, bunu zamanla göreceksiniz. Gönlümde sinema yatıyor. Ama her şeyin bir zamanı var. Üniversite bittikten sonra oyunculuk eğitimi almak için yurtdışına gidecektim ama 'Cesaretin Var mı Aşka?' dizisi başladı. Ben de oluruna bıraktım çünkü gerçekten sette de çok iyi eğitiliyorsunuz. Hatta çok sert bir şekilde eğitiliyorsunuz! Sonuçta konservatuara yeni giren hangi öğrenci Hümeyra Hanım'la karşılıklı oynama fırsatını bulur?

* İpek'le ortak yönleriniz var mı?
İpek benden biraz daha cesur galiba. Çünkü  ben evden kaçamazdım. İkimiz de inatçıyız ve  acımızı içimizde yaşıyoruz. O 17 yaşında bir genç kız ve çok saf, bense 23 yaşındayım. Bazen öyle sahneler çekiyoruz ki 'bu kadar da saf olunmaz' diyorum. Bizim sette Selin Şekerci daha saftır ve tatlıdır, henüz 19 yaşında. Bazen 'sen oyna İpek'i d iye takılıyorum ona...

SEYİRCİ KENDİNİ KARAKTERLERLE ÖZDEŞLEŞTİRDİ
Hümeyra (Melek)

* Çekimler nasıl gidiyor? Epey yoğun bir temponuz var...
Çok memnunum, güzel bir ekip kurduk ve zor bir iş başarıyoruz. Zaten bütün drama dizilerinin çekimi zordur. Hep mekandan mekana koşturursunuz. Bir de ben 5 sene stüdyoda çalıştığım için şimdi bu bana bayağı bir ağır mesai oluyor. Ama bilmediğim bir şey de değil tabii; hemen eskiye dönüverdim, o alışkanlık devam ediyor.

* Siz dizinin bu kadar sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
Samimiyeti tutturduğumuza inanıyorum. Her şeyden önce hikayenin içindeki o samimiyeti, sevgiyi ön plana çıkarabilmekti önemli olan ve biz bunu başardık. Hem bizim yaşıtlarımız hem da gençler bir şeyler buluyor kendilerinde. Bu şehrin de kendi hırçınlıkları ve kuralları var. Zor tabii kadın başına metropole gelip tüm bunlarla baş edebilmek. Seyirci bu dizide kendini gördü gibi geliyor bana. Direkt kendisi olmasa bile mutlaka ailesinde dizideki karakterlerden biriyle özdeşleştirebileceği kişiler var.

* Genç bir ekiple çalışıyorsunuz, sizden oyunculuk tüyoları alıyorlar mı?
Açıkçası ilk başta genç ekipten korkuyordum çünkü piyasada 'ben oldum' diye dolaşan çocukları biliyorum. Hiçbiri onlardan değil son derece efendiler ve ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar. Biz daha çok onlardan tüyo alıyoruz. Hepsi de çok dikkatli, çok iyi takip ediyorlar. Ben de onların nasıl hızla kavradıklarını takip ediyorum. Bazı şeylere onların gözüyle bakmak istiyorum. Beni genç tutuyorlar.

* Siz de canlandırdığınız Melek karakteri gibi korumacı bir anne misiniz?
Valla kız çocukla erkek çocuk çok fark ediyor. Yine de evet, kendi içimde bazı kurallarım vardı, otoriter bir anneydim ama bu daha çok baba eksikliğindendi ve danışılacak tek merci bendim. Fakat biz oğlumla onun da sayesinde çok dost olduk. Şimdi 35 yaşında ve onunla iftihar ediyorum.

ÇOK ŞANSLI BİR OYUNCUYUM
Serkan Altunorak (Erkan)
* Bu projede yer almaktan dolayı memnun musunuz?
     
Piyasa kötü. Böyle bir ortamın içinde olmak istemediğim için dizi yapmayacaktım fakat işin bütünü hoşuma gitti. Çok şanslı bir oyuncuyum, hep güzel setlerde çalıştım. Bu set de çok keyifli geçiyor.

* Amerika'da bir süre eğitim aldınız, oradan keşke dönmeseydim diyor musunuz?
Oraya işin tekniğini öğrenmeye gittim. Okula kabul edilen ilk Türk öğrenciydim. Ama şu anda olduğum yeri seviyorum. 'Kürklü Merkür' ve 'Mikado'da oynuyorum. Filmim 'Roz'un Sonbaharı' martta vizyona girecek. Bir oyuncu daha ne  ister ki?

BANA DA 'SOĞUK GÖRÜNÜYORSUN' DERLER
Rojda Demirer (Esin)

* Siz aslen Ankaralısınız, ne zaman geldiniz İstanbul'a?
2002'de sinema filmi için geldim İstanbul'a.  Yusuf Kurçenli'nin 'Gönderilmemiş Mektuplar'ında Türkan Şoray'ın kızını canlandırdım. Sonra da diziler geldi...

* Bu diziye nasıl dahil oldunuz? 
Bu diziye en son dahil olan oyuncuyum. Esin karakterini kimin oynayacağını çok uzun zaman aramışlar. Kadro süper ama şirket de benim için çok önemlidir. Bu da rolü kabul etmemde etken oldu.

* Esin karakteriyle benzer yönleriniz var mı?
Özgür ona hep 'buzlar kraliçesi' diyor. İstanbul'da tek başına kalması  ona sertlik katmış ve bunu kırması zor oluyor. Ama aslında dostları için her şeyi yapabilir. Ben de dostlarıma çok değer veririm ve sıcakkanlıyımdır. Ama beni yeni tanıyan çoğu kişi 'soğuk görünüyorsun' der çünkü bir duvarım vardır ilk karşılaştığım insanlara karşı.

GENÇLERLE ÇALIŞMAK KEYİF VERİYOR
Avni Yalçın (Salih)

* Dizide çok genç oyuncular var. Onlarla çalışmak nasıl?
Gençler canavarlar, ezip geçecekler bizi (gülüyor)... Ama çok keyifliler, onlardan hep bir şeyler öğreniyoruz. Türk dizi sektörü daha da gelişecek gibi geliyor bana. Ne zaman dışarı açılacağız o zaman bu gelişme daha da hızlı olacak.

* Ekibiniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Eğer bir işin mutfağı iyiyse müşteri memnun kalıyor. Bizim işimizin de mutfağı gerçekten çok iyi. Tüm ekip çok profesyonel.

KIZLARLA ÇOK ŞEY PAYLAŞIYORUZ
Selin Şekerci (Özgür)
* Bu sektörde yenisiniz, kolay adapte olabildiniz mi set ortamına?

Daha önce 3 bölüm 'Kavak Yelleri'nde oynamıştım. Bu ikinci dizim. Dizinin en küçük oyuncusuyum ve İstanbul'da yalnız yaşıyorum, setin büyük bölümü  de kadın olduğu için herkes bana daha anaç yaklaşıyor. Aslında hala alışmaya çalışıyorum ama sette olmaktan dolayı çok mutluyum.

* Rojda ve Özge'yle arkadaşlık ilişkileriniz nasıl?
Bizimkisi biraz çılgın bir arkadaşlık. Özge'yle ben çok çatlağızdır mesela ve genelde Rojda'yla uğraşırız. Ama çok samimiyiz ve bu arkadaşlığı dışarıya da taşıdığımızdan çok iyi bir enerjimiz var. Çok şey paylaşıyoruz ve birbirimize çok şey katıyoruz. Aslında ilk başta hepimiz korkmuşuz; genç kızların bir arada olduğu yerde azıcık da olsa kıskançlık olabilir ve biri birinden iyi elektik almasa, o üçlüyü çok etkiler... Benim şansıma Rojda da Özge de ne kompleksleri olan ne de egolu insanlar. O yüzden bu bağı çok iyi kurduk.

* Siz de Özgür gibi 'zıpır' mısınızdır?
Duruma göre değişiyor. Kendi içimde çok durağan ve derin bir halim var. Ama eğlenilecekse benden zıpırı olmaz  o ortamda. İkizler burcuyum ve cıva gibi her kalıba göre şekil değiştiriyorum.

* Dizide Hümeyra, Yıldız Kültür gibi duayenlerle oynuyorsunuz, bu sizi heyecanlandırıyor mu?
Onlarla oynamak o kadar çok şey katıyor ki insana, beni farkında olmadan oynatıyorlar. Kaş göz hareketleriyle gösterdikleri bir şey oyunculuğumu bir anda değiştiriyor. Bu yüzden çok şanslıyım. Hümeyra Abla'nın bir lafı vardır; 'kötü oyuncu iyi oyuncunun oyununu bozar' der. Bence Özgür'ün çok sevilmesinin nedenlerinden biri böyle bir ekiple çalışması...
AHU UZ ahu.uz@aksam.com.tr

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3