AKŞAM | EKONOMI | 23 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ

Dünyanın ekonomisi

Dünya genelinde oldukça gerilimli bir hafta geride kaldı. ABD ve İngiltere'nin başını çektiği ülkeler korumacı ekonomik politikaları ile tartışmalara yol açmaya devam ederken, Litvanya'da krizin ağırlığı altında ezilen hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Japonya'da ise 'sarhoş' diye istifa ettirilen bakan Shoichi Nakagawa'nın aslında 'kriz kurbanı' olduğu yorumları yapılıyor. ABD'nin İsviçre'nin en büyük bankasından 'kendisinden vergi kaçıran zengin vatandaşlarının' listesini almasının ardından, Avrupa Birliği de İsviçre bankalarının gizlilik prensibini esnetmesi için bastırmaya başladı. Dünyanın en zenginlerinin hesaplarının bulunduğu bankaların, buna 'evet' demesi tüm dengeleri altüst edebilecek nitelikte. Geçtiğimiz hafta çok konuşulan konulara yakından bir göz atalım:

KORUMACILIĞIN FATURASI AĞIR
DÜNYANIN önde gelen sanayileşmiş ülkelerinin temsilcilerinin geçen hafta sonu Roma'da yaptıkları toplantıya uzun süredir tartışılan ekonomide 'korumacılık' tartışmaları damgasını vurdu. Toplantıda en ilginç açıklama Almanya Maliye Bakanı Peer Steinbrück'ten geldi. Alman bakan, 1930'lardaki korumacı önlemlerin 'Nazilerin yükselmesine' neden olduğunu hatırlattı. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick ise toplumların ülkelerin aldığı korumacı önlemleri takdir etmesinin son derece normal olduğunu belirterek, 'ancak bu durumun yaratacağı küresel ağırlık herkesin omuzlarına dağılacak' uyarısı yaptı. G7 zirvesinin en ilginç yanı kuşkusuz Japonya Maliye Bakanı'nı koltuğundan etmesi oldu. Her ne kadar bakanın 'sarhoşluk' nedeni ile istifası istense de, ekonomistler bakanın kötü giden ekonomi nedeniyle günah keçisi seçildiği yorumlarını yaptı. Son 35 yılın en kötü ekonomik gerilemesini yaşayan Japonya'da kişi başına düşen milli gelir geçen yılıln son çeyreğinde yüzde 3.3 azalmıştı.

IMF KURALLARI HÜKÜMETİ GÖTÜRDÜ
EKONOMİK krizin koltuğundan ettiği sadece Japon bakan değil elbet.  İzlanda'da koalisyon hükümetinin küresel krizin etkilerini göğüsleyemeyerek geçtiğimiz ay dağılmasının ardından, Litvanya Başbakanı Ivars Godmanis de ekonomideki kötü gidişat nedeniyle istifa etti. 2008'in son çeyreğinde kişi başına düşen milli geliri yüzde 10.5 oranında azalan Litvanya'da işsizlik oranının yüzde 50'ye yükseldiği belirtiliyor. Aralık ayında IMF, Dünya Bankası ve AB'den 7.5 milyar euro kredi bulmak zorunda kalan hükümet, karşılığında kamu harcamalarını kısmak ve vergileri artırmak zorunda bırakılınca güven bunalımı yaşayan koalisyon çöktü.

OLİMPİYATLARIN BÜYÜSÜ BOZULACAK
BUGÜN kadar ülkeler için büyük prestij anlamına gelen olimpiyatlara ev sahipliği yapmak artık eskisi kadar cazip değil. Çünkü 2012 Olimpiyatları'nın faturasının İngiltere'nin belini bükmesi ve küresel krizin hükümetlerin harcama yapmalarını zorlaştırması ülkeleri tedirgin ediyor. 2016 Olimpiyatları için yapılan başvuruların küçük bütçelerine bakılırsa, hükümetler artık olimpiyat yatırımları konusunda çok daha temkinli. Olimpiyatlar için Tokyo 4.40 milyar dolar, Madrid 2.5 milyar dolar, Rio 10.2 milyar dolar, ayırmış durumda. Chicago ise 8.3 milyar dolarlık bütçenin tümünün özel firmalardan geleceğini iddia ediyor. Londra Olimpiyatları'nın şu andaki maliyeti 9.3 milyar sterlini bulmuş durumda ve Olimpiyat Köyü de henüz tamamlanma aşamasından oldukça uzak. Bu durumda, önümüzdeki birkaç yıl Pekin Olimpiyatları'nda olduğu gibi şaşaalı açılışlar göremeyeceğiz.

DÜNYA ZENGİNLERİ TEDİRGİN
OCAK ayında İsviçre bankacılık tarihinin en büyük zararının açıklayan UBS bankasının ABD ile yaptığı anlaşma çerçevesinde ABD'den vergi kaçıran 250 müşterilerinin listesini Washington'a teslim etmesinin ardından, İsviçre bankalarında hesapları olan zenginler rahatsız oldu. UBS kendi ismini dolandırıcılık suçlamalarından temizlemek için bu adımları atarken, AB aynı özenin kendilerine de gösterilmesi konusunda bastırmaya başladı. Aralarında Almanya, Fransa ve İngiltere gibi güçlü ekonomilere sahip ülkeler, İsviçre bankalarının vergi kaçıran müşterilerin isimlerinin kendilerine de verilmesini talep etmeye başladı. Ancak, ekonomistler bunun 'yakın zamanda mümkün olmayacağı' görüşünde.

Geçtiğimiz haftadan notlar:
l Avrupa Merkez Bankası geçen hafta Eurozone ülkelerinin son 50 yılın en kötü ekonomik gerilemesini yaşadıklarını açıkladı. Avrupa'nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya'daki kötüleşme, Eurozone'daki 16 ülkenin kişi başına düşen milli gelirlerinin yüzde 1.5 azalmasına yol açtı.
l Almanya, otomotiv endüstrisini canlandırabilmek için 9 yaşından eski arabasını değiştiren herkese 2.500 euro indirim vermeye başladı.
l Avustralya Meclisi 11 saat süren pazarlıklar sonrası 42 milyar dolarlık teşvik paketini kabul etti.
l İngiltere Merkez Bankası, para arzını artırmak, bu kapsamda da para basmak için hükümetten yetki istedi.
l Rusya'nın endüstriyel üretimi ocak ayında yüzde 20 azaldı. Ekonomistler bunun kişi başına milli gelirde beklenenden daha büyük bir düşüşe yol açmasından endişeli.
l Çin'in Rus firmalarına 25 milyar dolar kredi vermesi karşılığında gelecek 20 yıl Rus petrolünü satın almasını öngören bir anlaşma imzalandı. Rusya ile Çin arasındaki anlaşmanın stratejik önemine dikkat çekiliyor.
l BM'ye bağlı International Labour Organization küresel kriz nedeniyle Asya'da 7.2 milyon kişinin işini kaybetmesinin beklendiğini ve 2009-2010 yıllarında 51 milyon yeni iş sahası açılması gerektiği uyarısı yaptı. BM, işsizliğin 'sosyal ayaklanmalara' yol açabileceği tehlikesine de dikkat çekti ve hükümetlerden yeni iş yaratmaya öncelik vermelerini istedi.
l İspanya'da 4 milyar euroluk plan ile otomotiv sektörüne yardım yapan AB ülkeleri arasına katıldı. İspanya'da ocak ayında yerli araç satışlarının bir yıl önceye göre yüzde 42 azaldığı belirtilen sektör, 300 bin kişiye ekmek kapısı.

Şenay Yıldız

 

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3