AKŞAM | EKONOMI | 23 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ
Anadolubank Genel Müdürü Gökhan Günay, Merkez Bankası'nın en son gerçekleştirdiği beklentilerin üzerindeki faiz indirimlerinin yüksek kuru da beraberinde getireceğini belirterek, 'Psikoloji düzelmeden sadece faize bağlı olarak ekonomilerin şu anda idare edilebileceği görüşünde değilim' dedi
Anadolubank Genel Müdürü Gökhan Günay, Merkez Bankası'nın beklentilerin üzerindeki faiz indirimlerinin yüksek kuru da beraberinde getireceğini belirterek psikoloji düzelmeden bu indirimlerin talebi canlandırmada etkili olamayacağını savundu.
'Amerika'daki faizler 0.25, hiçbir şeyi değiştirmedi. Psikolojiler değişmeden sadece faize bağlı olarak ekonomilerin idare edilebileceği görüşünde değilim' diyen Günay, 'Bir bankacı olarak hükümetin bir miktar bütçe açığı vermesi gerektiğini düşünüyorum. Çok sıkı bütçe ile giderseniz yüz binlerce insanı daha işsiz bırakırsınız. Bunun ekonomik ve psikolojik maliyeti ise daha yüksek olur' görüşünü aktardı. Günay, AKŞAM'a yaptığı açıklamada, Anadolubank'ın hedefleri, Türk bankacılık sektörü ve ülke ekonomisinin gündemindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günay'ın mesajları şöyle:
Düşük faiz, yüksek kur demek
Çok düşük faiz, yüksek kuru beraberinde getirir. Bu Türkiye gibi ülkeler için kaçınılmaz bir sonuç. Bugün yüksek kur bir işe yarar mı? Dünyada alıcıların olmadığı bir noktada sırf siz maliyetleri biraz daha kontrol ederek daha iyi maliyette mal satsanız bile bu sınırlı olabilir. Önce dünyada talebin oluşması lazım. Faizler daha da düşebilir çünkü enflasyona bağlı olarak Merkez Bankası da faizleri düşürmek istiyor. Şu anda enflasyonda en ufak bir tehlike görülmüyor. Belki de dünyanın bu krizden çıkışının ilacı da enflasyon olacak.
Talep 2010'da avan yapar
İnsan psikolojisinin çok aşırı negatife gitmiş olması bugün artık harcamaları minimum noktaya getirdi. Bir süre sonra ertelenmiş talep ortaya konacak. 2009 Eylül ayından itibaren bunun ön sinyallerini görebiliriz. 2010 yılında talep daha tepe noktalara çıkacak. Öncelikle böyle dönemlerde hükümetin bütçe açıklarına müsaade etmesi lazım. Çünkü bu tip durumlarda özel sektörden bir şey bekleyemezsiniz. Hükümetlerin harcamalarla genel ekonomiye biraz para enjekte etmesi gerekiyor. Ancak işler düzene girdikten sonra tekrar döner bütçedeki disiplininize bakarsınız. Ama bugün yapılması gereken yüz binlerce insanı daha işsiz bırakmak değil. Onun hem ekonomik, hem psikolojik maliyeti daha büyük.
Yabancı ortaklık ajandamızda yok
BİZİM sermayedarımız yüzde 10 bile olsa bir yabancı ortaklık düşünmüyor. Bugün de hala Türkiye ile ilgilenenler var. Her zaman cebinde parası olup da Türkiye gibi ülkelere yatırım yapmak isteyenler çıkacaktır. Ama hep aynı şeyi söylüyoruz: Sermayedarımızın kafasında böyle bir oyun planı olmadı ve olmayacak.
Doların nereye gideceği bilinmez
KURUN nereye gideceğini kimse bilemez. 1.8 de olabilir, 1.9 da. IMF anlaşması yapılır ve dünyadaki genel düzelmeyle birlikte sene sonunda dolar kuru 1.5 lira veya altında kapanabilir. Yıl sonu enflasyonu yüzde 6'lar belki daha düşük bile gelme ihtimali var. Büyüme tarafı ise bu sene en büyük sıkıntımız açıkçası ama eksi bir büyüme ile kapamayacağımızı ümit ediyorum. Merkez Bankası'nın da sene sonuna kadar maksimum bir puan daha indirim yapmasını bekliyorum. Çünkü MB bugüne kadar çok hızlı bir önyükleme yaptı.
Uçların bankası olmadık
ANADOLUBANK olarak bir özelliğimiz var. Hiçbir zaman uçların bankası olmadık. Bankacılığa yaklaşımımız daha muhafazakar. Hiçbir zaman aşırı riskleri alan, çok hızlı ataklar yapan bir banka olmadık. Likit bir banka olmaya özen gösterdik. 100 milyon TL net karla kapadık bilançomuzu. Sermaye yeterlilik rasyomuz yüzde 16.5. Şüpheli alacak oranımız da Türk bankacılık sektörünün en düşüğü, yüzde 1.9'larda.
2001 yılını sorgulamamız lazım
KÜRESEL krizde işin sonlarına geldiğimize inanıyorum. Çünkü çok hızlı bir şekilde dibe gittik ve dünyanın bütün ülkeleri aynı anda dibe gitti. Kimsenin aklına hayaline gelmeyecek önlemleri almak zorunda kaldılar. Bize 'mevduata güvence vermeyin' diyen ülkeler mevduata güvence verdi. 'Aman ha bankaları devletleştirmeyin, bırakın batsın' diyenler kendi bankalarını devletleştirdi. 'Nereden çıktı şimdi özel sektöre yardım?' diyenler kendi özel sektör firmalarına her türlü yardımı yapıyor. Demek ki, aklın yolu birmiş. Şimdi bizim 2001 yılını sorgulamamız lazım. 'Acaba biz o günlerde doğruları mı yaptık? Yoksa bankaların bu kadar batmasına müsaade etmeyip ayakta tutmalıydık' diye de bir özeleştiri yapmamız gerekiyor.
Bir tek kişiyi dahi işten çıkarmadık
77 ŞUBEMİZ, bin 726 çalışanımız var. Kriz nedeniyle bir tek kişiyi bile işten çıkarmadık. Böyle de bir plan içerisinde asla değiliz. Ancak biz şunu yaptık. 2008 yılının başından itibaren beklentilerimizi doğru ekonomik koşullara oturtmaya çalıştık. Biz bir miktar dünya ekonomisindeki ciddi bir kötüleşme ve buna paralel Türkiye ekonomisinde kötüleşme bekliyorduk. Bunu beklediğimiz için de geçen sene özellikle şube açmadık. Bu yıl da yeni şube açmayı planlamıyoruz.
Yüzde 20 büyürüz
2009 yılında yüzde 20-25 civarında toplam aktif büyüklükte büyüme stratejisimiz var. Keza karlılıkta da benzeri bir net karlılık büyümesini bekliyoruz. Biz Anadolubank olarak piyasanın en büyük bankalarından birisi olmadığımız için her zaman piyasanın içerisinden belli bir miktar payı alabilme şansımız var. 120 milyon TL gibi bir kar hedefimiz var. Her köşe başında şubesi olan bir banka değiliz. 77 şubemiz var ama farklı pazarlama şekliyle çalışan bir bankayız. Tavsiye üzerine çok büyüyen bir bankayız.
Hiçbir zaman kredileri kesmedik
ANADOLUBANK olarak 2009 yılındaki bakış açımız değişmedi. Ekonomik sıkıntıların veya ekonomik krizin en yoğun konuşulduğu günlerde dahi ne bireysel kredilerimizi ne ticari kredilerimizi kapatmadık. Düzenli olarak kredi vermeye devam ettik. Piyasadan tek bir gün bile çekilmedik. İşimiz kredi vermek. Keşke bugün kapıdan iki kat müşteri gelse de, ben onlarla güzel bir şekilde çalışabilsem. Ticari tarafta ve bireyselde genel ekonomide küçülmeye bağlı olarak talep azaldı.
Ayfer ARSLAN