AKŞAM | PAZAR | 23 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ

Her şeye yeniden başlayacak enerjim var

Başarılı bir işkadını olduğu aşikar; Kuruçeşme'deki Muhsinzade Yalısı'nın yerine yapılan ve dünyanın en iyi otelleri arasında gösterilen Hotel Les Ottoman'la aldığı ödülleri dolaplara sığdıramıyor.

Ancak bu başarılı kadını doğum günü için düzenlediği partide üzerinde önlük ve ağzında emzikle görenler ve şaşıranlar için şunu söylemeliyim: Ahu Aysal görüp görebileceğiniz en mütevazı, en sıcak, en dolu ve ne istediğini bilen insanlardan biridir. İşine onun kadar bağlı birini bulmak zordur. 18 yaşında evlendiği kocasını, boşanmak istediğinde bağrına basacak kadar güçlü ve hayata her basamakta yeniden sarılan bir savaşçı o. Sohbeti okuyunca 'başarı elbette tesadüf değildir' diyeceksiniz.

Kriz ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kriz ortamı sahte bana kalırsa. Amerika için de böyle çünkü politik oyunlar var. Amerika dünyayı idare ediyor, Amerika'yı da Yahudiler. ABD başkanı kim olursa olsun fark etmez biblo gibi oturur. Büyükler idare eder. Doların düşmesi petrolün yükselmesi işlerine gelmedi. Mortgage'dan ötürü olabilir mi?


Biz niye bu kadar etkilendik?
Biz kim bir şey yapsa ucundan etkileniriz. Deli dana vardı unutuldu, kuş gribi vardı. Sonra o da bitti. Krizin içine herkes giriveriyor. Benim gördüğüm kadarıyla mayısa kadar devam eder ve sonra her şey yoluna girer. İhtiyaçlar aynen devam ediyor. Fakir zaten fakir. Bir müddet sıkışıklık oldu ama işler mükemmel devam ediyor. Sevgililer Günü'nde bir hareketlenme oldu, ekonomi düzeliyor dediler. Çok iyi niyetliyim ben, bizde mayısta ve dünyada 2009'un sonunda bitecek kriz.
 

Ülke olarak ağlamaya ve dramalara karşı hassasız desek?
Öyle ya, biz bayılırız ağlamaya, dertlenmeye. Karakterimize de çok uygun. Birinin mahvoluşu bizi ilgilendirir ama yükselmesiyle ilgilenmeyiz.
 

İstanbul'un en önemli markalarından Les Ottoman'a sahipsiniz ama siz hiç kötü günler geçirmediniz mi?
Karakter olarak çok pozitifim ama hayatım her zaman tozpembe geçmedi. Başıma gelen her şeyi, zorlukları da kötülükleri de Allah'ın lütfü ve imtihanı olarak algıladım. Hayatımın en ufak bir parçasını bile değiştirmem.

ÇOCUKLARIMA DADILAR BAKMADI
Hiç pişmanlıklarınız olmadı o halde...
Olmadı. 18 yaşında evlendim kocamla, henüz öğrenciydik. Ancak haftanın bir günü portakal suyu içebiliyorduk. Çok sıkıntılar çektik bugüne gelene kadar. Sonra Erzurum'da askerlik yaptık beraberce. İlk ofisimin perdelerini elimle diktim. Çocuklarım olunca onları büyüttüm ve bunu hakiki bir iş olarak gördüm. Onları cemiyete kendim hazırladım, bir dadıya, bakıcıya emanet edemezdim.
 

Çocuklar olunca işe ara mı verdiniz?
O arada bıraktım, çok iniş-çıkışlarım oldu hayatta. Pişmanlıklarım hiç yok o yüzden de çok mutluyum.

Bir şeyler kötü gidiyorsa hep böyle sürecek demek değildir yani?
Başıma gelen kötü şeyleri keyif olarak aldım, düzeleceğini bildim. Babam nöropsikiyatri profesörüydü onunla beraber büyümenin büyük tesiri oldu. Hakikati olduğu gibi görürüm. Tozpembe değil ama olduğu gibi, hayırlıdır diye kabul ediyorum. Ben kanser oldum ve iki elimi açıp dua ettim. 'Ben ölmeyeceğim Allah'ım' dedim, şükrettim. Çünkü lütuftur her şey. Ben çok vazifeli bir insanım, doğada bir ot bile vazifelidir. Hem ben iyileşeceğimi biliyordum. Benim bu dünyada vazifeli olduğuma dair müthiş bir inancım var.


Çok geçmiş olsun bilmiyordum hastalığınızı. Peki, kızlarınız size benziyor mu?
Hiçbirimiz başkasına benzemeyiz, ikizler bile farklıdır. İmkan yok... Kızlarımın benden öğrendikleri çok şey var ama.

HER ŞEYİ AFFEDEBİLİRİM
Negatif insanlardan etkilenir misiniz, kaçar mısınız o insanlardan?

Bilakis daha çok yaklaşırım, dokunurum, severim. Onun da kim bilir ne kadar çok kırık tarafları vardır. Kendi sıcaklığımı veririm ve karşılığını alırım. Kötülüğü de iyilikle karşılarım. Kötülüklere itirazım var benim. Neler yapmam gerekir diye düşünürüm. Sevdiğim bir bardak kırılsa eğer çöpe atmam nasıl faydalı hale getiririm diye düşünürüm, atmak kolay. Belki içine su koyamam ama başka şeye dönüştürürüm.
 

İlişkilerinize de yansır mı bu yapıcılık?
Ben kocama da aynısını yaptım, ayrılmak istediğinde ben ona teşekkür ettim. Ömür boyu beni sevmeye mecbur mu, elbette değil. Şimdi en iyi dostum, arkadaşım oldu. Tek güvendiğim insan ama yaşantısına karışamam ve ne oldu? Neticede bana geliyor ve 'sen benim çocuğumsun, en büyük kızım sensin' diyor.

Onu hayatınızdan çıkarmadınız ama başka birine dönüştürdünüz?
Böyle yapmak lazım, ben neden insan kaybedeyim. Kendimle büyük gurur duyuyorum. Kocam şimdi en iyi dostum.

Affedemeyeceğiniz şey ne olabilir?
Affedilmeyecek hiçbir şey yok hayatta. Şimdi biri gelip de 'Senin her şeyini alıyoruz' dese, aynen bu gülen suratla devam ederim. Bu etrafımızdakiler, mal mülk önemli değil. Hepimizin yatacağı bir yatak, yiyeceği bir yemek var. Dünyaya ait olan dünyada kalacak. Sen ne istersen onu yaşarsın ama yeter ki başkasına özenme.

Ottoman'dan önce de turizm işinde miydiniz?
Üç tane otelimiz var. İlki Club Med ayarındaki Salima'dır. Oteli açtığımız da yıl 1985'ti. Çocuklar küçüktü, kiraya verdik. 95'te yeniden ben aldım. Sonra yanında Ma Biche Oteli kurduk, ayağımda çizmelerle toprakta çalışarak tamamladım o oteli.

Hep çok şık ve bakımlı gördüğümüz Ahu Aysal inşaatta çizmelerle mi?
O yüzden bu çılgınlıkları yapıyorum, o kadar rahat ve huzurluyum ki. Her şeye yeniden başlayacak enerjim var. Üstelik yaptığım her işin arkası doludur. O yıllarda kulaklıklı telefonlar yoktu, benim Belçika'dan getirdiğim kulaklığım vardı. İşçiler kendi kendime konuştuğumu düşünüp benim için 'çok iyi kadın ama deli galiba' diyormuş.
 

Les Ottoman fikri ne zaman oluştu?
O yıllardan beri aklımdaydı böyle bir otel yapmak. Her şey trendy olmuş gidiyor ama bize ait ne var? Hiçbir şey dedik ve bu araziyi bulduk. Burası kömür deposuydu. Yap Cheng Hai isimli Feng Shui uzmanını getirdim ve sonra bu hale geldi. Tam 7 yıl sürdü. Toprağı kutsadık, denize çiçekler attık. Uzman da diplomamızı verdi. Dünyada bu tip butik otel olup da feng shui'si olan otel yok.

Türkiye'de de feng shui yoktu o zaman. Garip karşılanmadınız mı?
Bana 'ne biçim Müslümansın' dediler; toprakları kutsuyoruz sandılar. Feng shui bilmiyorlardı, 'din karşıtı' dediler ama dekorasyonla ilgili olduğunu anlattık.

Ödüller de ardı ardına geldi, Otoman açıldığında tahmin ettiniz mi size bu denli itibar kazandıracağını?
Türkiye'den de ödülüm var, yurtdışından da. Galiba 12 ödülü oldu, bu başarının geleceğini biliyordum. Tuğlaları kıran karatecileri düşünsene, onlar en dipteki tuğlaya konsantre olurlar. Ben bu otele başlarken 'Ottoman dünyada tek otel olacak' dedim. Olmaması için hiçbir sebep yoktu çünkü.
 

Başka proje var mı aklınızda?
Golf projem var. İnsanlar antrenman yapacaklar, dünyada çok az var böyle konsept. İlk tatil köyünü de biz yapmıştık. İlk thallasso terapiyi de ben getirdim. Butik otel denince ailecek çalıştırılan pansiyon zannedilir. İnsanlar ayrıcalıklı olmak, teknolojinin en alasını, hizmetin ve servisin en iyisini istiyor. Hatta kapıda karşılanmak istiyor.

Kadınlara mesaj versek son olarak, hayat sıkıntılarla dolu. Ne yapsınlar?
İnsanları sadece çalışan ve çalışmayan olarak ayırabilirim. Çalışan insan üreticidir ve kendiyle barışıktır. Kriz var, bunalımdayım demeyi kabul etmiyorum. İnsan her şey yapar ve başarır. Tek istediğim pes etmemeleri ve çalışmaları. Ben 18 yaşından beri çalışıyorum ve son derece mutluyum. Sıfırdan başlayacak gücüm ve inancım var.

Herkes bayılıyor ama bir prenses hariç...

İstanbul'da starları ağırladınız, nasıl geldiler ve nasıl gittiler?
İntibalarını en çok şuradan anlıyorum, kimse onlara baskı yapmıyor kalacakları yerler için. Ama Paris Hilton da Kevin Costner da arkadaşım oldular ve her gelişte burada kalmayı şart koydular. Bu benim için büyük başarı. Bir tek prensesi kaçırdım.

Aa, hangi prenses ve neden kaçtı?
Suudi Arabistan Prensesi kaçtı; televizyonda porno kanalları açık görünce sinirlendi, ne yapayım!

Çılgın partiler düzenliyorsunuz, sizi en son Boleyn Kızı olarak görmüştüm, nasıl karşılanıyor yarattığınız konseptler?
Her şey olabilirim, hayat bir tiyatro değil mi? Sahne gibi oynuyoruz; kimseye zarar vermeden istediğin gibi yaşa. Arkadaşlarım da artık beni kabul ettiler, uzaydan mı geldi diye düşünmüyorlar. İçlerindeki çocuğu çıkardım, onu öldürmemek lazım, ruhun yaşı olmaz. Ben yaşlanacağım ama ruh yolculuğuna devam edecek. Doğada bir şey kaybolmaz, şekil değiştirir. Ruhum yaşlanmayacak ve ölmeyecek. Ruh sayesinde bedeni de genç tutarsın. Yaşımdan da zevk alıyorum ama doktora bile söylemem ona ne?

Yakın zamanda parti var mı?
Anında aklıma gelir hadi yapalım derim, yaparız. Hiç belli olmaz ne yapacağım.

ELİF AKTUĞ
elif.aktug@aksam.com.tr

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3