AKŞAM GAZETESİ | Turgay Şeren | 2009-02-23
Dün akşam Sarı-Lacivertli takım uzun zamandan beri seyretmediğim, izlemediğim şekilde istekli, mücadeleci, arkadaşlarına yardımcı ve en önemlisi maçı kazanmak için her türlü fedakarlığı yapacak güçte gözüktü. Ve nitekim bu isteklerinin sonucunu da çok hem de çok farklı bir galibiyetle aldılar, zaten haklarıydı.
Fenerbahçe'de kötü oynayan oyuncu yoktu, koşmayan da. Topu kaybettiği zaman dönüp, rakibiyle mücadele etmeyen, futbolcu da yoktu. Yani öyle bir Fenerbahçe vardı ki dün akşam yazımın başlığı gibi Hacettepe'yi bir silindir gibi ezdi geçti. Ali Bilgin uzun zamandır yoktu, ama dün akşam Gökhan Gönül'ü aratmadı. Gayet iyi ve akıllı oynadı. Sağ taraftan hücumlara katıldı ve çabuk yerine döndü. Ali Bilgin'den sağ bek olur mu? Demek ki olurmuş.
Roberto Carlos, her geçen gün üstüne koyuyor. 'Yaşlandı artık oynayamaz' diyenler artık susmalı. Dün akşamki Roberto Carlos muazzam bir fizik gücüne sahip olduğunu apaçık gösterdi. Ve Fenerbahçe'nin sol tarafında yıldırım gibiydi. Semih'e bir de harika gol attırdı. Uğur Boral oynadığı sürece çok koşup, mücadele etti. Ama bir de büyük hata yaptı.
Yanında Semih bomboştu ona pas vereceğine, kaleye şut attı tabii topu da auta gönderdi. Semih ona kızmakta çok haklı.
Dün akşam Fenerbahçe için söylenecek kötü tek bir laf yok. Ama iki futbolcu var ki onları ayırmak lazım; Alex ve Semih. Alex attığı iki nefis golün dışında, sahada ayağını basmadık yer bırakmadı. Sen gel de şimdi Aragones'e kızma.
Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe'de bir tek oynayan Alex vardı. Aragones'in piyangosu da ona çıktı. Semih Fenerbahçe'de oynamalı. Güzel goller atmasının yanı sıra Alex'in attığı ilk golde verdiği nefis pas, doğrusu alkışlanmalı.
Bu Semih, Fenerbahçe'ye Güiza'dan çok ama çok faydalı. Sonradan oyuna giren genç Gökhan Emreciksin, gelecekte Fenerbahçe'nin yıldızı olacak. Alex'e verdiği nefis pas ve onun attığı gol, yapılış açısından fevkaladeydi.
Dün akşam Fenerbahçe'nin gecesiydi. Alex ve Semih başroldeydi.