AKŞAM | PAZAR | 23 ŞUBAT 2009, PAZARTESİ
'Sahibinden Satılık Amerika' kitabının yazarı, Amerika'daki Türk Dernekleri eski Başkanı Ercüment Kılıç, 'Dünyanın kaderini elinde tutan bu ülkede etkili olmak için 50 milyon dolarlık bir bütçe ile akılcı bir lobicilik yaklaşımı şart' diyor.
Türkiye, Yahudi dünyası ile ilişkilerinde en keskin dönemeçlerden birini Davos toplantılarında aldı. Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in de katıldıkları panelde moderatörün de katkısıyla kritik bir eşiğe gelindi. Tartışmanın ardından özellikle ABD'de Türkiye'nin lobi açığını Yahudi sivil toplum örgütlerinin kapattığı hatırlandı. Zira bugüne kadar sorunsuz giden bu ilişkilerden avantajlı çıkan Türkiye, iyi ilişkilerin meyvesini de 'sözde Ermeni soykırımı' yasa tasarısının ABD'de kabul görmemesi ile topluyordu. Ancak Davos'taki krizin ardından Yahudilerle ilişkiler darbe almış görünüyor. Geçtiğimiz hafta AKŞAM Gazetesi'nin manşetinde yer alan haber bunu ortaya koyuyor: Üç kişilik TBMM heyeti, sözde Ermeni soykırımı tasarısına karşı destek istemek için ABD'de etkisi ve gücü bilinen 13 önemli Yahudi kuruluşuyla görüştü. Ama olumlu yanıt alamadı. Yahudi lobisinden gelen cevap şuydu: 'Tasarıyı ne engelleriz, ne destekleriz. Nötr kalırız. Fazlasını beklemeyin!' Hemen ardından Nagehan Alçı'nın heyetten MHP Milletvekili Prof. Mithat Melen ile yaptığı röportajdan çıkan başlık da düşündürücüydü: 'Obama 'Soykırım olmuştur' diyebilir'...
Peki, şimdi ne olacak? Türkiye'yi neler bekliyor? Türkiye'nin ne yapması gerekiyor? Konuyu ABD'deki lobicilik faaliyetlerini yakından tanıyan bir isimle konuştuk. 30 yılını ABD'de geçirmiş ve birkaç ay önce 'Sahibinden Satılık Amerika ve Türk Lobiciliğinin Sahipsizliği' adlı iki ciltlik kitabını yayınlamış olan ABD'deki Türk Dernekleri eski Başkanı Ercüment Kılıç, Türkiye'nin ABD'de etkili olmasının yolları konusunda önemli tavsiyeler verdi.
FATURASI ÇIKACAKTIR
n Yahudi lobisi, sözde Ermeni soykırımı konusunda Türkiye'ye verdiği desteği çekmiş görünüyor. Davos'ta yaşanan krizin etkisi var mı?
Türkiye Cumhuriyeti Amerika'daki Yahudi lobisine şu an itibarıyla bir Amerikan deyimiyle, 'öpüp, güle güle' diyebilir... Çünkü o lobinin desteğini bu şartlar altında bir daha göremeyecek. Bazı sözler tarihe kazınır; Sayın Başbakan'ın Davos'taki çıkışında söylediği 'Siz öldürmesini çok iyi bilirsiniz' sözü de işte bunlardan. Yahudilere yönelik söylenmedi dense de, bunu Yahudiler bu şekilde görüyor ve bu gerçek artık değiştirilemez. Bu söz Yahudilerin boğazlarında kocaman bir ceviz gibi kalmıştır. İsrail'in de Yahudilerin de bu lafı yemeye ve yutmaya hiç niyetleri yok, uzun dönemde Türkiye'ye faturalar çıkarılacağına hiç şüpheniz olmasın.
n Yahudi lobisiyle ilişkilerin zarar görmesi Türkiye'ye nelere mal olur?
2009'un Ermenilerin ellerini en kuvvetli yaptıkları yıl olacağına inanıyorum. Çünkü o sözlerin zamanlaması Türkiye'nin menfaatleri adına da son derece talihsiz bir anda geldi. Ermeni lobisinin 'soykırım günü' olarak kabul ettirmeye çalıştığı 24 Nisan yaklaşırken Obama'nın ne yapacağını görmeden, o tarihte Obama'yı çevreleyen 'Ermeniciler'in ne tavır takınacağını bilmeden... Bırakın Ermeni konusunda destek almayı, Sayın Başbakan'ın her Amerika ziyaretinde kendileri ile konuşmayı, konferans vermeyi çok önemli addettiği Yahudi kurumları ile gelecekteki ilişkileri bile şimdiden sorguluyorum. Evvelden, Türk devlet adamlarının içinde bulunduğu ABD binalarının önünde Ermeniler gösteriler yapardı. Bundan böyle, şimdiye kadar Türkiye'ye kol kanat germiş Yahudileri de oralarda görebilirsiniz... Ayrıca kriz döneminde Antalya turizmine yüzde 60 balta vurulması; Yahudilerin ve Ermenilerin çok etkili olduğu IMF ile yapılan görüşmeler sırasında yeni yeni şartların Türkiye'nin önüne sürülmesi ve IMF'ye göre her gün rota belirleyen Türkiye ekonomisinin durumu da bunun sonuçlarıdır. Arap liderler de dahil tüm dünyayı susturmuş bir Musevi lobicilik imparatorluğunun Türkiye'ye fatura çıkarmayacağını beklemek saflıktır!
n Peki, Obama hükümetinin sözde Ermeni soykırımı tasarısı konusunda nasıl bir yol izleyeceğini düşünüyorsunuz?
Amerikan başkanı Anti-Türk'tür. Ermeni soykırımına destek vereceğine söz vermiştir. Yardımcısı Joe Biden, 70'lerden bu yana Kongre'de verilen tüm Ermeni soykırımı tasarılarını eksiksiz desteklemiş, imzalamıştır. Meclis Başkanı Nancy Pelosi de geçmişte aynısını yapmakla kalmamış, geçen sene ayağına kadar giden Türk-ABD Meclisleri Dostluk Grubu üyeleri Egemen Bağış, Şükrü Elekdağ ve merhum Gündüz Aktan'ı görmeyi tekrar tekrar reddetmiştir. Seçimlerde Ermeni oylarından yoğun destek alan Obama, Ermeni Lobisi'nin isteklerini yerine getirmekte tereddüt etmeyecektir.
GÜÇLÜ LOBİ ŞART
n Bir de sigorta konusu var...
Türkiye'nin başında, liderlerin hala sonuçlarını görmediği bir 'Ermeni sigorta' musibeti var. 1915'ten önce hayat sigortası yaptırmış Ermenilerin varislerinden bir kısmı 2004'te The New York Life sigorta şirketinden 20 milyon dolar tazminat aldı. Farklı sigorta şirketlerine açtıkları davalar sürüyor; 2010'a kadar Türkiye üzerinden 30 milyon dolar tazminat alacaklar. Osmanlı döneminde Ermenilere sigorta satmış 29 yabancı şirket birer birer devreye sokulacak. Türkiye 'ölsem de ödemem' deyince, Ermeni satranç oyunu çerçevesinde; IMF, Dünya Bankası, AB, UNESCO, BM, AİHM gibi uluslararası kurumlar devreye sokulacak ve Türkiye'nin ümüğü, öyle değil işte böyle sıkılmaya çalışılacak.
n Peki, Türkiye ne yapmalı?
ABD'ye giden Türkiye-ABD Dostluk Grubu üyeleri 'ziyaret' için yollara düşmeden evvel biraz da Türkiye'deki Yahudileri ziyaret etmeli. 'Türkiye'deki Yahudilerin halinden endişe duyuyoruz' denildiğinde verecek net cevapları olmalı. Yanına Türkiye'den ve ABD'den Türk dostu olan Yahudileri alıp görüşmelere öyle gitmeli. Ama asıl Türkiye'nin ABD yönetimleri önünde elini nasıl güçlendirebileceğine bakmak lazım. Bu da lobicilik faaliyetlerine güç vermekten geçiyor. ABD'de senatörler lobiler kanalıyla yönleniyor. Senatörlerin hangi konuda oy kullanacakları, lobi şirketlerinin oy ve para destekleriyle belirleniyor. Türkiye'nin de güç kazanmak için mutlaka 50 milyon dolarlık bir yatırımla lobi çalışmasına başlaması gerekiyor.
ABD'DE GÜÇLÜ OLMANIN YOLLARI
Ercüment Kılıç, Türkiye'nin ABD'de en etkili ülkelerden biri haline gelmesi için lobicilik, yani 'para ve oy gücü'nün kullanılmasının çok önemli olduğunu vurguluyor. Yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor:
n Türkiye ABD'de ilk önemli tanıtım etkinliğine Turgut Özal döneminde başladı, ilk dostluk grubu kuruldu. Fakat halen Türkiye'nin ABD'de ne kadar etkili olabileceğini gösteren envanter yok, bunların çıkarılması lazım. Çünkü ABD'li senatörler 'Benim seçim bölgemde kaç Türk oy kullanıyor' sorusuna cevap istiyor.
n ABD'de 400 bin Türk yaşıyor, bunların ancak 100 bini ABD vatandaşı. Çifte vatandaşlık verilerek daha çok Türk'ün ABD vatandaşı da olması sağlanmalı. Oy kullanma dahil ABD'de daha güçlü olmak için haklar böyle alınabilir zira ABD Kongre üyelerinin paraya ve oya ihtiyacı var.
n ABD'de Türkiye'nin etkinleşmesinin parasal boyutu 50 milyon doları geçmez. Bu rakamı Türkiye'nin 2 yıllık geçici BM Güvenlik Konsey üyeliği için harcadık. ABD'de sürekli etkin olabilmek için harcasak kötü mü olur?
n Dağınık seslerin tek merkezde toplanması, Türkiye'de bir lobicilik bakanlığı kurulması, kurumsal hale gelinmesi ve bu konuya katkıda bulunabilecek hiçbir kesimin dışlanmaması da son derece önemlidir.
MİNE AKVERDİ
mine.akverdi@gmail.com
HALİL OKŞİT
halil.oksit@aksam.com.tr