AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-03-07

kategori2

Kadına muhabbet kolay, politika zor

Son yıllarda  iki kadın bir araya geldi mi, yegane mevzu 'verilemeyen kilolar' oldu. Hiçbiri de '40'ıma geldim, iki çocuk doğurdum balık etli olmak benim hakkım' demiyor...
Böyle değildi. Kadınların '3K' (kilo, karın, kalça) sendromu böylesine sarmamıştı benlikleri. 'Daha 30'lu yaşlara ermediğimizden kilo problemimiz yoktu da ondan' mı diyeceğim, ama yooo, çevremde benden başka kimse sıfır beden değildi o zamanlar. Arkadaşlarım hep tombişti. Ben de zayıflığımdan utanır, pantolonun içine külotlu yün çorap giyerdim. 36 beden giysi üretilmezdi. 34 bedene karşılık gelen 'garson beden'i gelişme çağında olan erkek çocuk pantolonlarında bulurduk ancak. Şimdi kadınları     38-40 beden de kesmiyor. 36 beden olacak. Ama bu, alt beden için böyle. Üst bedenin ise, silikonlarla 40'ı aşması en makbulü. E tabii, o zamanlar ne Çağla Şikel vardı ne de Ebru Şallı. Oya Aydoğan, Müjde Ar ve Banu Alkan'a bakar şükrederdik demek ki. Kadın muhabbetlerinde, kilo, diyet, pilates'ten sonra, saçta başta yapılan değişiklikler geliyor.  'Sezonun renkleri, trend kesimler, kaşlara saç ektirmeler falan... Botoks'a ilişkin detaylar bitmek bilmiyor. Derken, kim dudağındaki barkod ya da göz kenarlarındaki kazayağı çizgilerini doldurtmuş dedikodusu derinleşiyor. Barkod ve kazayağı çizgileri sözcükleri TDK sözlüklerine girmedi henüz; yakındır girer. Yaşlılık çizgisi demek oluyor. Ama böyle daha havalı. Vizyondaki filmler, yeni kitaplar, oyunlar konuşuluyor sonra. Azıcık da ekonomi. Politika neredeyse hiç yok.
HHH
Zaten olsa da, politika, modernleşen tesettür ile sınırlı kalıyor. Burberry eşarbın ekosesinden, Versace'nin leopar desenli eşarbına geçişteki sosyo-kültürel devinim süreci, çoğu kadının yaptığı en derin politika dedikodusunu oluşturuyor.
***
Seda (Kaya Güler) geçenlerde, AKŞAM Gazetesi için belediye başkan adayı kadınlarla yaptığı röportajları içeren bir yazı dizisi hazırladı. Giriş yazısında ise 'Benim gönlüm, tüm kadın adayların belediye başkanı olmasını istiyor. İşte bu yüzden ayrımcılık yapıyor ve sadece kadın adayları tanıtıyorum' dedi.
Keşke 'lehte ayrımcılık' yapmak, kadınların politikada varlık göstermeleri için yeterli olsa. Kadınlar, politika konuşmaktan, saatlerce diyet, pilates, saç rengi, botoks konuşmak kadar keyif almadıkları sürece işleri zor. Politikacı olmaktansa politikacı eşi olup, aynı nimetlerden ziyadesiyle yararlanmayı tercih ediyorlar.
***
Bu iş, okulları bitirmek, doktora tezleri hazırlamakla da olmuyor. Çok kadın var doktoralı, çorap parasını kocasından isteyen. Kadına mücadele etmeyi öğretmek gerek önce. Bebekken eline bir Barbie bebek tutuşturup, 'Saçlarını tara bakalım!' demişiz yıllarca. Artık onun da renk renk oyuncak arabaları olmalı. Erkek kardeşiyle yarıştırmalı onları. 'En güzel olmak' değil, 'kazanmak' hırsı basmalı. Dizini parçaladığında, ona da 'Kadınlar ağlamaz' demeli sertçe. Kırılganlığı bırakıp cesaretini toplamalı.
Okuma-yazma bilmeyenlerin yüzde 75'i kadın. Medyada kadın sadece, mağdur, töre cinayetleri, cinsel taciz ve tecavüz haberleri ile arka sayfa güzeli olarak adından söz ettirirken, 'kadına öncelikle kadın desteği gerek' Seda'nın dediği gibi...
Akıl ve detaycılık zaten doğuştan var. Hizmet ruhu da erkeklerden fazla. Bak gör, siyasete girsinler, memlekete hizmetin en alasını yaparlar... Bugünün manasını hala kavrayamadım ama, madem ki var, Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun...