AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-03-07
Ne hırs, ne tempo, ne aksiyon, ne de taraftarı hop oturup, hop kaldıran bir maç değildi. Sıradan, renksiz, bir oyundu. Galatasaray'ın attığı iki gol de deyim yerindeyse iki balık goldü. Birisinde Baros kafayı vurdu. Top tıngır, mıngır Volkan'a çarpıp ağlara gitti. Diğerinde kaleci Ivankov golü Aydın'a hediye etti. Ama böylesi durumlarda iyi oynayıp Galatasaray'ın çok da mağlup olduğu maçları hatırlıyorum. Yani iyi oynamak mı önemli, yoksa galibiyet mi? Galatasaray için galibiyet önemli.
Ama beklerdim ki Kewell, Arda'nın yokluğunda liderliği ele alsın. İnanın oyunda kaldığı 72 dakika boyunca, ilk golde Baros'a yaptığı asist dışında tam bir etkisiz elemandı. Lincoln'ün de Kewell'dan farkı yoktu. Orta sahada Barış, savunmada Emre Aşık, takımın en iyileriydi. Ayhan da bu ikiliye yardım etti. Ama şu gerçeği artık görmek lazım. Arda bu takımın en önemli silahı. Çünkü Arda futbolu güzelleştiren, estetik hareketler yapan, tribünleri coşturan bir yıldız. Benim gözlerim sahada Arda'yı aradı.
Maçın ikinci yarısına bir futbolsever olarak biraz hareket geleceğini düşündük. Ama uykum geldi! Bursa'nın attığı gol bile oyunun heyecanını yükseltemedi. Galatasaray, Bülent Korkmaz'la 3'te 3 yaptı. Ve bu moralle de gidiyor.
Ama maç öncesindeki başıma gelen bir olayı size aktaracağım; Kalorifer dairesinde, takımın ağır abilerinden birisiyle sohbet ediyorum. Bizi dinleyen sadece kaloriferci Mehmet usta var yanımızda. Ağır abi, 'Skibbe'yle hiç antrenman yapmadık. Hatta yaptırmadı. İnan abi son 10 gündür antrenmanın ne demek olduğunu gördük. Ne yalan söyleyelim, Skibbe'nin ilk başlardaki tutumu hoşumuza gitmişti. Ama sonradan anladık ki bu işler boş. Herkes yan gelip yatmaktan sıkılmıştı. O sevdiğimiz hocanın, bir gün dediği, öteki gün tutmuyordu. Neler yaşadık neler! Ama bugün herkes kendini buldu. Özgüveni geldi, kazanmayı öğrendik, arkadaşlığı öğrendik, sevmeyi öğrendik' dedi ve elimi sıkıp gitti. İşte maçtan çok Galatasaray'ın özeti bu.