AKŞAM GAZETESİ | Şansal Büyüka | 2009-03-07
Bir maçın yürüyerek başlayıp yürüyerek bittiğine ilk kez tanık oluyorum...
Bakmayın Bursa'nın son beş dakikada can havliyle saldırmasına...
Galatasaray yürüdü...
Bursaspor yürüdü...
Hakem bu yürüyerek oynanan maçı bile her pozisyonda kesip futbol çilesine, bir de hakem çilesi ekledi...
Galatasaray'ın gene bir mazereti var...
Takımın yarısı Sakatspor'da...
O zaman sahada olanlara ekstra yük düşüyor...
Özellikle Lincoln'e, Kewell'a...
Ama sanki umurlarında değil...
Sanki Hamburg maçını bekler gibi bir halleri var...
Ustalar böyle, gençler nasıl derseniz, onlar daha da kötü...
Aydın'ın bu kaçıncı şansı...
Oynasana kardeşim, göstersene kendini...
Yarın öbür gün yeniden düşersen Anadolu yollarına, o zaman anlarsın Galatasaray'ın kıymetini...
Savunma Servet'i arıyor...
Hele Meira'nın, Emre Aşık'ın hatalarını gördükten sonra...
Hadi bir takım eksik olur, bir takım kötü oynar da...
Bir takım bu kadar isteksiz oynar mı?
Ne oldu Bordeaux maçındaki o hırs patlaması...
Bülent Hoca'ya 'Hoş geldin' demek için bir atımlık barut muydu yoksa...
Bursa derseniz, ilk golü attığı 53. dakikaya kadar Galatasaray ceza alanına girmedi...
Yemin ediyorum girmedi...
85. dakikada kaçırdığı gol de mutlak bir Emre Aşık hatasıydı...
İki pas yapamadı Bursa...
Tek şut atamadı Bursa...
O zaman üç gol nasıl atıldı derseniz...
İkisi neredeyse Bursa'nın kendi kalesine...
Bursa'nın attığı ise bir duran top...
Hele o Volkan Şen...
Sol kanatta 80 dakika top ezdi...
Topu bu kadar seven bir oyuncuyu bu ligde görmedim...
Arkadaşlarına tek pas atmadı...
Atamadı değil, atmadı...
Ertuğrul Hoca da bu Volkan'ı 80 dakika oyunda tuttu...
Sana da helal olsun Ertuğrul Hoca...
Kimse birbirini kandırmasın...
Sadece Volkan değil, Bursa takımı da bir şey oynamadı...
İşin kötü tarafı, Hamburg maçı öncesi sahadaki futbolu görünce ruhum karardı...
Ama bir tesellim var:
Galatasaray'ın Avrupa tutkusuna, hırsına ve tecrübesine güveniyorum...