Mehmet Kenan Kaya mehmet.kenan@aksam.com.tr

kategori2

'İhtiyar diktatörlerle tanışmayın çünkü onları sevebilirsiniz!'

18 yıldır Marmaris'te yaşıyordu. Geçen yıl sonu 'sayfiye sıkıntı'ndan bunaldığını ima edip İzmir'e taşındı. Tebdili mekandaki ferahlığın asıl gerekçesi 'güvenlik'ti ama... PaÅŸa'mız böyle bilinmesini istemedi. 'İzmir'de akrabalarım ve arkadaÅŸlarım var' deyip geçiÅŸtirdi.
Åžimdi, bir askeri lojmanda aÅŸçısı ve hemÅŸiresiyle mutlu bir hayat sürüyor.
Ara sıra gazetelerde göÄŸsüne kadar çektiÄŸi pantolonuyla karikatürleÅŸen fotoÄŸrafları yayımlanıyor. '7'nci CumhurbaÅŸkanı' sıfatıyla ülke meseleleri hakkında ahkam kesiyor. Cici muhabir kızlar da bu sözleri ciddiye alıp haber yapıyor.
Tabii bir de, 'Evren'sel ölçülerdeki ressamlığı var ki... Ferik Tevfik, Åžeker Ahmet, Hüseyin Zekai gibi asker-ressamlar mezarlarında ters dönmesin diye bu bahsi pas geçiyorum.
Sadece pazar neşesi diye şunu yazayım.
Kenan PaÅŸa, 2006 yılının 6 Haziran gecesi sahnede Sibel Can'ı izlemiÅŸ ve müllahhamlıktan obezite sınırına geçmeye hazırlanan assoliste 'Tam olmuÅŸsun Sibel, bravo. Senin resmini yapmak lazım' demiÅŸti.
Ama... Ultra-geç andropoz krizindeyken dudaklarından dökülen bu laf, Picasso'nun bir tablosuna bakıp söylediÄŸi 'Ne var, bunu ben de yaparım' baÅŸyapıtının gölgesinde kaldı.
Bir de 'Gazinocu Fahrettin Aslan, Emel Sayın'ı bir PaÅŸa'ya götürdü' dedikodusu vardı ki, en eÄŸlencelisi oydu.
'O paÅŸa, siz misiniz?' sorusuna öfkelenen 'Tonton Amca' aynen ÅŸunları söylemiÅŸti: Yıllarca bizi yakıştırdılar. 'Bir paÅŸa' denince akla niye ben geliyorum. BaÅŸka paÅŸa mı yok Türkiye'de? İfrit oluyorum artık Emel Sayın konusuna. Çileden çıkıyorum!
Evet, haksızlık ettiğimin farkındayım.
Çünkü Marmaris Åžövalyesi, PaÅŸa Ressam, Çapkın İhtiyar, Tonton Amca gibi sıfatlarla sevdiÄŸimiz bu ÅŸahsiyet, makaraya sarılamayacak kadar ciddi iÅŸler de yaptı bu ülkede.
Mesela, bir sabah erkenden kalktı, tıraşını oldu, üniformasını giydi ve ülke yönetimine el koyduÄŸunu açıkladı. 
Ve ne yazık ki askeri darbesi, resimlerindeki fırça darbeleri kadar dandik deÄŸildi.
Birkaç ayda 1 milyon 683 bin kiÅŸiyi fiÅŸledi. 650 bin kiÅŸiyi gözaltına aldırdı. O kadar çevikti ki, iÅŸkence odalarında ölenlerin, sakat kalanların, cesetleri gizlice gömülenlerin hesabı bile tutulamadı.
Sonrası malum. 'BeÅŸibiryerde'sini bozmaya karar verince 7 yıl KöÅŸk'te takıldı. Emekli olunca da Marmaris'teki villasına çekildi.
Ama vefakar Türk halkı onu hiç unutmadı. PaÅŸa'sına olan minnet borcunu okullara, kültür merkezlerine ismini vererek gösterdi. İstedi ki, 'Cumhuriyet tarihinin en azgın darbecisi'nin adı sonsuza dek yaÅŸasın!
Åžimdi, tek iyi haber ÅŸu:
İzmir İl Genel Meclisi geçen salı günü oybirliÄŸiyle bir 'temenni kararı' aldı ve Türkiye'ye 'EvrenpaÅŸa İlköÄŸretim Okulu ile Kenan Evren Anadolu Lisesi'nin adları deÄŸiÅŸtirilsin' çaÄŸrısında bulundu.
Ve böylece 'darbeci general'i 'tonton dede'ye dönüÅŸtüren akıl tutulması sona erdi.
Biri söyledi ve Kral'ın çıplak olduÄŸu görüldü iÅŸte...
DeÄŸiÅŸtirirsiniz, deÄŸiÅŸtirmezsiniz ben bilmem.
Sadece ÅŸunu merak ediyorum: O okullarda okuyan çocuklar, 'Evren PaÅŸa kim?' diye sorunca  öÄŸretmenleri ne anlatıyor?
Selimiye'deki işkence odalarını mı?
'Tam olmuÅŸsun Sibel' diyen ihtiyar çapkını mı?

One Minute iç sakinleÅŸ!

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile eÅŸi Ahsen Hanım, perÅŸembe günü ABD'den döndü. 5 damarı deÄŸiÅŸtirilen Bakan Bey, havaalanında bandoyla karşılandı. Ahsen Hanım, mistik bir ÅŸov yaparak 'Bizi Cleveland'daki hastaneye Allah yönlendirdi' dedi. Ama bütün bunlara raÄŸmen haftanın en formda Unakıtan'ı, oÄŸul Abdullah oldu. Davos krizini bile ticarete uyarlayan Abdullah Bey, BaÅŸbakan'ın 'One Minute' sözünün marka tescili için baÅŸvuruda bulundu.
Ancak müstakbel markasıyla piyasaya ne süreceÄŸini açıklamadı. Ama ben birkaç ürün buldum:
n Prezervatif: 'Erken boÅŸalanlar için 'Van Minüt, kalk git' sloganıyla piyasaya sürülebilir.
n Antidepresan: YeÅŸil reçeteyle satılan ve etkisini bir dakikada gösteren mucizevi ilaç. Öfke nöbetindeki siyasetçilere 'Gazlamadan önce One Minute yutun, hapı yutmayın' sloganıyla pazarlanabilir.
n Saat: Ancak bunun için 60 saniyeyi 7 dakikada tamamlayan bir mekanizma icat etmek gerekiyor. Hedef kitle: 'Bana yeterli süre vermediniz' diye moderatörlere sinirlenen konuÅŸmacılar. SloÄŸanı: 7 dakika konuÅŸ, One Minute göstersin. Bir de sınırlı sayıda üretilmeli ve pahalı olmalı. Sonra Zekeriya Beyaz Hoca da falan da alır, aman diyeyim!

Türk'ün  yeni buluÅŸu: Çaya çorbaya Avea

'66 TL'ye her yöne konuÅŸ' sloganıyla abone çekmeye çalışan Avea, haftanın maÄŸduru oldu. Türk'ün pratik zekasına yenik düÅŸen ÅŸirket, 'ticari amaçlara alet edildiÄŸi' gerekçesiyle kampanyayı durduÄŸunu açıkladı.
Süreç ÅŸöyle iÅŸledi:
l Kampanyadaki açığı bir lokantacı buldu. (Türk olduÄŸu için 'İyi çorba nasıl yapılır?' diye deÄŸil, 'Kötü çorba nasıl yutturulur?' diye düÅŸünüyordu çünkü.)...
l Zihnindeki ilk ÅŸimÅŸek 'Madem bedava, 24 saat konuÅŸabilirim'le çaktı. Ardından ikincisi geldi: Hatta baÅŸkaları da konuÅŸabilir!
l Üçüncü ÅŸimÅŸekten '1 çorba iç, 10 dakika bedava cepten konuÅŸ' sloganı çıktı. Bez afiÅŸe yazdırıp dükkanına astı. Çorba kazanı 5 dakikada boÅŸalınca komÅŸular da uyandı.
l AfiÅŸler yurdun dört bir yanına yayıldı. Çaresiz kalan Avea, kampanyayı durdurdu.
l Elimde lokantacının afiÅŸ önünde çekilmiÅŸ bir fotoÄŸrafı var. Teferruatını anlatmayayım ama... O kafada bu kadar ÅŸimÅŸek, bence asıl mesele bu!

SONUNDA OLDU:

Cumhuriyet Halk Piyesleri (CHP okunuyor) bu hafta da sürdü. BaÄŸcılar'da açılan çadır tiyatrosunda yine komedi sahnelendi. İşte iki perdelik oyunun özeti:
1. PERDE
'YeÅŸil açılım'a alışamayan partililer, Kemal Kılıçdar-oÄŸlu'nun BaÄŸcılar'daki seçim gezisine katılan çarÅŸaflı bir kadını 'provokatörlük'le suçlayarak tartaklar. Kavga sırasında kadının üzerindeki çarÅŸaf parçalanır ve siyaseten fiyaskoya dönüÅŸen 'aç'ılım, kumaşın yırtılmasıyla fiziken gerçekleÅŸir. ÇarÅŸaf açılır, açılım yerini bulur!
2. PERDE
MaÄŸdur kadın yeniden sahneye çıkar ve kendisine acıyarak bakan kalabalığa aslında çarÅŸaf giymediÄŸini, daha önce 3 kez CHP'den aday olduÄŸunu, açılımın samimiyetsizliÄŸini ispat etmek için 'çarÅŸaf testi' yaptığını söyler.
Final sahnesi Genel Merkez'de geçer ve üzgün görünen Deniz El Baykal, gülmekten çene kasları aÄŸrıyan seyirciden özür diler.

Sen de çök ama kalkma olur mu!

Mikail Göleli'yi 1995 seçimlerinin MHP IÄŸdır adayı olarak tanıyoruz. Bir de Abdullah Çatlı'nın kankası sıfatıyla... Göleli, salı günü MHP'nin IÄŸdır Belediye BaÅŸkan Adayı Ali Ekber YeÅŸil'e destek vermek için memleketine gitti ve kent merkezinde bir konuÅŸma yaptı.
Söylediklerinde belagatten baÅŸka bir ÅŸey olmadığı için alıntılamıyorum.
Ama miting alanında yaptığı utanç verici ÅŸov, galiba yıllarca hafızamdan silinmeyecek.
O da ÅŸu:
Göleli bir elinde mikrofon, öteki eliyle birtakım iÅŸaretler yaparak IÄŸdırlılara 'Çök' diye komut veriyor.
Meydanı dolduran 1000 IÄŸdırlı çöküyor.
Göleli 'Kalk' diyor, IÄŸdırlılar kalkıyor.
Ve neredeyse ayinselleÅŸtirilen bu sahne 3 kez tekrarlanıyor:  Çök kalk, çök kalk, çök kalk!
Her 'Çök kalk' için bir soru  sorsak:
1 Halkı çöktürüp kaldırmanın bir anlamı, yan anlamı, mecazı, mantığı var mı?.
2Hadi hazret eÄŸleniyor diyelim... Çöküp kalkanların aklı yok mu? 1000 kiÅŸiden bir teki bile 'Yahu biz niye çöküp kalkıyoruz' demiyor?
3Bir de... Yazmak can sıkıcı ama...  Bir atasözü vardır hani: Deveye 'Neren eÄŸri?' diye sormuÅŸlar... 'Hepimiz bir fidanız abi' demiÅŸ!



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
İletiÅŸim |  Künye |  Siesta | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3