8 Mart'a inanmıyorum. İnanmadığım gibi bir de erkeklerin -o bildik yüz ifadesiyle- çiçekleri burnuma dayaması, tüylerimi diken diken ediyor.
Bugünün 14 Åžubat tadında kutlanmasına (!) tam anlamıyla illet olduÄŸumu ekleyeyim.
Yanlış anlaşılmasın; yıllar önce baÅŸlattıkları direniÅŸte hayatını kaybederek bugüne ruhunu veren gözü pek iÅŸçi kadınlara, saçlarını özgürlüÄŸe savurmak için baÅŸlarını ortaya koyan İranlı kadınlara, bugün hala yılmayan Cumhuriyet'in, Atatürk'ün inatçı kadınlarına, evinde, kocasında, çocuÄŸunda, kendi hayatında minicik bile olsa 'Fark'a imza atabilen, eline kalem alabilen, yılmayan cesur dünya vatandaÅŸlarına, sonsuz saygı duyuyorum.
Aynı saygıyı, bugün oturdukları yerden 8 Mart'ı kutlayan, bunu da son derece 'Åžairane' yapan ve sadece konuÅŸanlara duymuyorum o kadar.
...
Bitmedi:
Türkiye'de kadın olup, 'Kadından Sorumlu Devlet Bakanı' olmanın baÅŸarı sayılmasını, sürekli 'çok şıktı' haberleri yapılmasına bir o kadar 'uyuzum'.
'Neden Maliye'nin başında bir kadın yok', 'Neden SaÄŸlık Bakanlığı'nı bir kadın yönetmiyor' diye hemcinslerim dahil kimsenin sorgulamamasını aklım almıyor.
Bir Bakanlığa, hem de 'Kadından' sorumlu (!) olanına fit olunmasına isyan ediyorum.
'First lady' haberleri deÄŸil 'CEO' haberleri okumak istiyorum.
'Her başarılı erkeğin arkasındaki o kadın' hala neden arkada duruyor anlamıyorum?
500 erkekli TBMM'den sadece 50 kadın milletvekillinin 'Kadın haklarıyla ilgilenmeye zorlanmasını' haksızlık görüyorum.
'Koca kontenjanından TBMM'lik olanlar' bölümünü gururuma yediremiyorum.
Siyaseti ve cesareti hissederek Meclis'e girebilen kadınlar neden bir elin parmağını geçmiyor, isyan ediyorum...
Daha fazla ileri gidip yazı iÅŸleriyle aramı bozmak da istemediÄŸim için biraz kısa kesiyorum.
...
Hiç mi sıkılmadınız?
Size 8 Mart diye, her yıl olduğu gibi 'kota', 'kadın olmanın zorlukları'nı falan mı anlatayım yani ?
Hiç sanmıyorum...
EÄŸitim sorununu çözemeyen 'Erkek zihniyetli' Türkiye'nin, kadın meselesini çözme ihtimalini görebilen varsa önce o bana anlatsın.
'Durum bu kadar vahimse ne yapacağız?' mı diyorsunuz?
Sıkıştık diye kabullenecek miyiz sizce?
Yok canım daha neler!
...
Galiba:
Denizleri seviyorsak önce dalgalarla boÄŸuÅŸacağız.
Büyük devrimlere imza atamıyorsak, 'Kelebek etkisi'
yaratacağız.
'O adam'ın arkasında durmak yerine ya yanında duracağız ya önüne geçmek için uÄŸraÅŸacağız.
Gerekiyorsa itip kakmaktan
korkmayacağız.
Yüksek topuklarımızı feda etmeden koÅŸmayı baÅŸaracağız.
Kotalar, torpiller beklemeden, bileÄŸimizin, beynimizin gücüyle uÄŸraÅŸacağız.
Yoksul kadınlar için, öldürülen genç kızlar için, okula gönderilmeyenler için önce biz elimizi taşın altına koyacağız.
Siyasi palavraları
yutmayacağız.
'Haklarımızı vermeyecekler', biz 'Söke söke alacağız'!
'Kadın' değil 'İnsan' olarak anılıncaya kadar durmayacağız.
...
Kimse kusura bakmasın!
Bugünlere inanmam ve 8 Mart'a hapsolmam mümkün deÄŸil.
Kendime inanırım, güçlü kadınlara ve onların yaratacağı farka inanırım!
Özetle: Dünyaya kafa tutan, tüm inatçı
kadınları saygıyla selamlıyorum!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
'İhtiyar diktatörlerle tanışmayın çünkü onları sevebilirsiniz!'