AKŞAM GAZETESİ | Lady lezzet | 2009-03-08
Sevim sağ olsun, tanıdık tanımadık bütün kızlar bir araya gelip Hilde'ye gidecektik... Buluşma tarihi yaklaştıkça hastalananlar, cayanlar arttı. Bari şehrin göbeğinde bir yer bulalım, tarihi erteleyelim derken, alemin en yumuşak huylu iletişimcisi arkadaşımız sayesinde Lipsi'de karar kıldık. Adını minicik bir Yunan adasından alan, Nişantaşı'nda, Niş'in yerine açılan bu Rum meyhanesinde normalde haftada 3 buzuki, pazartesileri fasıl var. Sirtakide ortalık coşuyor, Serdar Ortaç gibi ünlü müdavimleri çıkıp şarkı söyleyebiliyor...
Bilumum dişi medyacı, 10 kişilik masaya kurulduk. Mekan, girişin bir kat altında olmasına rağmen acayip ferah; mavi kepenkli pencerelerin ve beyaz örtülü masalardan olsa gerek... Aydınlatma loş fakat kasvet sıfır, masalar da sıkış tepiş yerleştirilmemiş. Şiraze'nin yorumuyla 'insana iyi gelen bir mekan, çünkü Bodrum meyhanesi gibi'. Aperatif olarak Efe rakısıyla hazırlanan kokteyller ikram ediliyor. Benim içtiğim zencefilli rakılı (evet aynen öyle) Efe Zencemix adını vermişler. Zencefil sevmeyenler burunlarını kıvırdı ama bence denemeye değer. Yine de yenilikçi olmayanlara uygun bir tat değil, söyleyeyim. Diğer kızlar Rakito denedi; Mojito'ya gönderme yapan başarılı bir çalışma... Tam sohbet derinleşmeye başlamıştı ki fasıl ekibi sahneye çıktı. Gayet sempatik ve genç bir topluluk, tatlı tatlı musiki icra etmeye koyuldu. Repertuarımız zayıf olduğundan arada bir ellerimizi çırptık.
İLGİNÇ MEZELER
Masaya önce iri çekirdekli yeşil zeytinler, çok güzel bir beyaz peynir, salata gibi klasikler geldi. Zeytinyağlılar gerçekten hem çok hafif hem de çok lezizdi: Mini enginar, midyeli lahana dolma ve fava, en sevdiklerim olduğu için pek memnun kaldım. Mezeler farklı; mesela hardal soslu hamsi, zencefilli levrek gibi tatlar sunuluyor. Mönü, mevsimine göre değişiyormuş... Fasıl sırasında ikili-üçlü sohbetler koyulaştı, bu esnada servis durmak dinlenmek bilmedi. Bir ara kendimi sahanda sunulan ciğere pike yaparken buldum. Üzerine pastırmalı paçanga böreğini de afiyetle yedik. Bunlar yetmiyormuş gibi ana yemek seçeneklerini (enginarlı tavuk şiş, kağıtta kuzu, balık dolması) sıraladı garsonlarımız. Tercihim uskumru dolmaydı; asma yaprağında pişirilmiş olarak servis edildi ve çok güzeldi. Bu arada hasta olan, yorulan, işi olanlar dağıldı... Dedikodular koyulaştı, meyveler ve tatlılar ikram edildi. Tabii ki sakızlı muhallebi ve kaymaklı kadayıftan da yedik. Erkenden kaçmaya hazırlanırken bir de baktık ki saat 1 olmuş.
Kişi başına fiks 70 TL+ içecek olduğundan herhangi bir meyhaneye göre pahalı gelebilir. Fakat Nişantaşı'nda, sakin ve şık bir mekanda Türk müziği dinleyip, farklı ve hafif mezeler deneme şansınız da başka yerde yok...