AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-03-10
Her ne kadar tersine çalışsak da 'akıl' değil, 'akıl dışı' olaylar belirliyor hayatı. Çetrefil örnekler aramaya gerek yok. Somut etkilerini yaşamakta olduğumuz küresel ekonomik durgunlukta, Davos'ta ve Ergenekon'da, 'akıl dışı'lığın bariz hakimiyetinin mevcudiyeti ortada...
Biraz geç de olsa Hollandalı Matthijs Van Boxsel'in Aptallık Ansiklopedisi geçti elime. Bakınız 'Taş kavgası' bölümünde ne anlatıyor: 'Şeytan, Tanrı'nın gücünü ölçmek için ondan, kendisinin bile yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir kaya yaratmasını istemiş. Tanrı, yarattığı kayayı yerinden kaldıramadığı zaman gücünden şüphelenileceği, kaldırabildiği zaman da yeteri kadar ağır bir kaya yaratmadığı ortaya çıkacak diye ne yapacağını şaşırmış.
Tanrı, mutlak kudretiyle, yarattığı kuralların da üzerinde midir, yoksa kendisi de onlara tabi midir? Bu paradoksun, bir felsefe oyunu olmaktan daha fazla olduğu ve metafiziğin kalbine dokunduğu görülüyor (...)'
İşte küresel ekonomik durgunluğa yol açan KRİZ'in ve Ergenekon'un bu hikayedeki taştan farkı yok. Ekonomi tanrıları, şeytanın oyununa geldiler ve kendilerinin bile kaldıramayacağı kadar ağır bir kaya yarattılar.
Çünkü hikayede Tanrı'yı o kayayı yaratmaktan alıkoyan 'mutlak akıl', Tanrı'nın yarattığı insana sadece 'akıl' olarak verildiğinden, insanın her yaptığına katılmaz aklı. O vakit delilik eder, delilikle var olur, insan.
***
Aptallık Ansiklopedisi'nden aktaracağım şu Nasreddin Hoca fıkrasına bakın (Bizim bildiklerimizden değil, dış kaynaklardan alıntılanmış bir Nasreddin Hoca fıkrası)...
Nasreddin'in kahvenin önünde her zaman oturduğu masası vardır. Her gün yanından koşarak geçen bir çocuk, hocanın kavuğunu aşağı çeker. Kahve sahibi, Nasreddin'e neden müdahale etmediğini sorar. Hoca, 'Her şeyin bir zamanı var' der. Bir gün Nasreddin'in yerinde bir asker oturmaktadır, aynı çocuk bu defa onun şapkasını aşağı çeker. Asker kılıcını çeker ve çocuğun başını uçurur. Nasreddin, 'Ne demek istediğimi anladın mı?' diye sorar.
***
Aptallık Ansiklopedisi'ndeki tarifiyle; 'Nasreddin, olanaksız görünen bir davranışı, sağlam bir mantığa dayandırır. Ne olursa olsun, dünyanın sonu da gelse hiçbir gerekçeye kulak asmadan hedefine ulaşmak için diretir. Buna rağmen yönetimin arkasında gizli bir delilik de vardır.'
Bana göre, Başbakan'ın Davos performansını kritik eden en isabetli metindir bu aynı zamanda. Üşenmeyip yeniden okuyun, dilerseniz.
Bir Tayyip Erdoğan fıkrası
'DAVOS deliliği'nin ardından, Arap ve İslam dünyasında kazandığı 'büyük lider' efsanesi günden güne güçleniyor Başbakan Erdoğan'ın. Posterler, 'Büyük Başkan Erdoğan' şarkıları derken, fıkralara da konu oldu sonunda Başbakan. İşte bugünlerde, Arap bir kadının Türk işadamlarına anlattığı fıkra:
Suudi Arabistan'da bir kadın tuvalete gitmiş. Fakat 'erkekler' kısmına yöneldiği için oradakiler kadının yolunu kesmiş...
-Dur. Burası erkekler için!
-İçeride Tayyip Erdoğan mı var? diye sormuş kadın hemen...
-Hayır.
-O zaman girebilirim, demiş kadın. Ve sormuş...
-İslam dünyasında Tayyip Erdoğan'dan başka erkek mi var?!
***
Bu fıkra şu açıdan önemli; Tayyip Erdoğan'ın şimdiye kadar akıllı, makul bir lider olmaya çalışarak ne kazandığı ortada. Ancak Davos'taki deliliği yapmaya cesaret ederek, şu zamana kadar kazanamadığını kazandı ve tüm Ortadoğu'da 'süper kahraman' oldu.
İşte akıl dışılık ya da deliliğe cesaret, bazen aklın kazandırabileceklerinden çok daha fazlasını kazandırabiliyor.