AKŞAM GAZETESİ | Sevim Gözay | 2009-03-10
Büyük ve genç bir köpeğin ne kadar zor yorulduğunu bilseniz şaşarsınız. Yürümek dışında koşmaya da ihtiyacı var. Oyuna da. Fakat bunun için alan malan yok. Her köşede peydah olan hayvan düşmanları da cabası.
'Vay! Memleketin onca sorunu varken, işsizlik tavan yapmışken sen neyin derdindesin? Neymiş, itler için koşu pisti yokmuş da... oyun parkı lazımmış da' diye celallenme lütfen, sevgili okur. Hem öyle it mit diye de küçümseme. Hele hele MİT'i hiç küçümseme.
Senin o beğenmediğin köpeklerden biri, dün koskoca Hürriyet'in başyazısını yazdı. Valla da yazdı, billa da yazdı! Sahibiyle de çok şık bir resim çekinmiş, gör. Sürmanşetten çaktı tabii haberi gazete. Postal'ın yazısı sayfa 3'te, diye... Bir solukta okudum.
Okudum ama bir yandan da benimkine giydiriyorum. Âlemin köpeği yazarlığa başladı, sen tıkın sade! Zirzopluktan başka şeye çalışmaz ki senin kafa. Klavyeye çeneyi dayayıp masum pozları takınmayı bilirsin sen anca, diye diye bitirdim Postal'ın yazısını.
Fakat kardeşim, Başbakan'a bir saydırmış ki Postal; benim diyen yazardan çıkmaz o laflar. Tayyip Bey, sahibini ima edip (Bekir Coşkun) demiş ya hani 'sevgili köpekleri vardır, onlarla yatıp kalkarlar', içerlemiş tabii bu. E hisli hayvan. Açmış ağzını yummuş gözünü. Fakat nasıl seviyeli, nasıl düzgün bir Türkçe... Pes, dedim. Pes. Sonracığıma işte, ben de bugün köpek yazayım dedim, kıskançlık bu ya!
Kaçak göçek
Efenim, bizim derdimiz büyük. Çünkü köpek büyük. 34 kiloluk bir dana kendisi. Yorulmak bilmiyor. Çok da genç. En deli çağı. Yürümek kesmiyor. Koşturacak illa... Delmediğim yasak, kovulmadığım yer kalmayacak yakında bu uğurda.
Önce yol üzeri bir SİTE kestirdim gözüme. Baktım ortasında büyük bir çim alan, ağaçlar falan. Tam benim kıza göre! Güvenlik de zayıf. Sitenin diğer kapısı alt yola açıldığı için 'kime gelmiştiniz' diye sormuyorlar. Durumdan istifade biz her akşam, karanlık bastı mı başlıyoruz siteyi ziyarete... Biz hep bu yolu kullanırız, havası veriyoruz kendimize ve rahat tavırlarla aşıyoruz güvenliği. Çim alana ulaşıncaaa... Açıyoruz tasmayı ve başlıyor benimki koşmaya! Bir eğleniyoruz, bir eğleniyoruz. Sonra da alt kapıdan çıkıp, gözden kayboluyoruz. Fakat uzun sürmedi bu saadet...
Enselendik
Çekirge bir sıçradı, iki sıçradı, üçüncüde enselendik! Meğerse fark etmiş güvenlik, bizim ne numara çevirdiğimizi. Kameralara yakalanmışız. Şansa bak ki adamlar görüp de yanımıza gelene kadar alt kapıdan sıvıştığımız için, girişte kestiler yolumuzu o sefer. Tasmasız köpek gezdirmek ve çimlere basmak yasak! Aman iyi ki söyledin. Daha da gelmem o siteye... Ama durmak yok, çare aramaya devam.
Yeni keşfimiz bir LİSE. Yüksek duvarlarla çevrili, kocaman, asfaltlanmış bir bahçesi var. Duvar boyunda da, genişçe bir çim koridor. İşin güzel yanı, geç saatlere kadar kapısı açık. Üstelik ne bekçi var, ne başka biri. Işık yanan odaları kolaçan edip, içeri süzülmek çocuk oyuncağı. Sonrası, başlasın eğlence... Koşsun, coşsun Arwen. Yakalanırız gerçi yakında ve kovuluruz muhtemelen. Halbuki ne zararımız var okula ama? Aslında acaba Arwen'i o liseye kaydettirsem, diyorum...
A a lütfen yani, sevgili okur! Postal, bugüne bugün Hürriyet'e yazar olmuş, benim kızım öğrenci mi olamayacak? Hıh.