One minute' Sayın Ali BayramoÄŸlu... Bugün Türkiye'de 'fikir fanatizminin' en üst noktalara tırmandığına tanık oluyoruz. Kendi fikrine 'biat eden' portrelerle çevrili etrafımız. 'Kanaat önderliÄŸine soyunmuÅŸ', liberal görüÅŸleriyle tanınan kimi isimlerin 'karşı görüÅŸe en küçük bir saygı ve tahammül gösteremedikleri' hazin bir tablo ile yüz yüzeyiz.
Demokratlık sözle deÄŸil eylemle olur, felsefesi bunu gerektirir.
Ali BayramoÄŸlu cumartesi günü televizyon ekranlarında 'demokratlık konusunda ÅŸüphe uyandıran' bir tavır takınmıştır.
Anlatayım:
Zafer Arapkirli, Haberturk Televizyonu'nda cumartesi günü seçim mitinglerini deÄŸerlendirme konusunda beni davet etmiÅŸti. Programın ilk 20 dakikalık bölümü geride kaldığında Ali BayramoÄŸlu'na telefonla bir baÄŸlantı yapıldı. Yıldönümü olduÄŸu için BayramoÄŸlu'na 28 Åžubat'a iliÅŸkin bir soru da yöneltildi. Daha sonra benim fikrimi sordular. Ben de Türkiye'nin demokratikleÅŸmede saÄŸladığı geliÅŸmeleri anlatıp, '28 Åžubatlar geride kaldı. Bugünkü Türkiye o günün ÅŸartlarından çok farklı' diye özetleyebileceÄŸim görüÅŸlerimi aktardım.
O ana kadar herhangi bir tepki vermeyen BayramoÄŸlu birden öfkelendi, hayli sinirli bir ses tonuyla, 'Ben İsmail Küçükkaya'nın görüÅŸlerini deÄŸerlendirmem. Onun yayında olduÄŸunu bilseydim yayına çıkmazdım' gibi anlamsız cümleler sarf etti. Program sunucusunu ve beni de 'kendi söylediklerinin yarısını anlamakla' suçladı. Sunucu Zafer Arapkirli de çok ÅŸaşırdı ve 'Size İsmail Bey'in yayında olacağını söylemiÅŸtik' açıklaması yaptı. Aslında sorun bu deÄŸil, çünkü telefona baÄŸlandığında, ben kendisini eleÅŸtirene dek 10 dakika konuÅŸmuÅŸtu.
Her neyse ben BayramoÄŸlu'ndan sonra 'İşte bu tutum liberal faÅŸizmdir. Kendileri her akÅŸam televizyon ekranlarında her türlü eleÅŸtiriyi dile getirenler, en küçük bir eleÅŸtiriye bile tahammül edemiyorlar. Üstelik bunu yapanlar, kendilerini liberal ve demokrat olarak tanımlıyorlar' dedim. Sonra 'Ben de BayramoÄŸlu'nun telefona baÄŸlanacağını bilmiyordum ama bunlar olur, gazeteciler tartışırlar. Bundan daha doÄŸal ne olabilir ki' diyerek konuyu kapattım.
Fikirlerini dogmalaÅŸtıran özgürlükçüler
Birbirlerine muhalif düÅŸünceler kendi aralarında konuÅŸamazlarsa bir ülke nereye gider? Sorum bu.
Üslup her ÅŸeydir, üslubumuza içerik de dahildir. Ali BayramoÄŸlu bana 'fikirlerini dogmalaÅŸtıran' bir aydın türü gibi gözüktü. Oysa onu daha önce bir uçak gezisinde Foucault okurken görmüÅŸtüm. Foucault okuyan biri 'KENDİ FİKİRLERİ DAHİL HİÇBİR İKTİDARIN ÖZNESİ OLAMAZ'. En azından böyle bir farkındalık geliÅŸtirmeye çalışır.
Türk basını derin ve büyük bir maluliyet içinde. Fikirsel zenginliÄŸin geliÅŸmesini engelleyen bu eksiklik teorik ve pratik hayatlar arasındaki çeliÅŸki uçurumundan kaynaklanır. Dünyayı ve ülkesini teorik bir çerçeveden analiz edenlerin pratik hayatta yaptıklarıyla çeliÅŸmemesi beklenir. Devamlı olarak farklılıkların birbirini kabul etmesi, birbirine tahammül göstermesi, özgürlüklerin geliÅŸmesi üzerinden yükselen söylemleri inÅŸa edenlerin, kendi benimsemedikleri bir düÅŸünceye bile tahammül edememesi çok acınası bir zavallılıktır. Bu, onların yazdıklarının ve savunduklarının samimiyetini sorgulatır.
Karşı tarafı reddetme düzeyindeki yaklaşım kime yakışır sizce?
Her akÅŸam bir baÅŸka ekranda, son zamanlarda devlet televizyonunda hiç deÄŸiÅŸmeyen ekiplerden oluÅŸmuÅŸ korolar halinde bozacı şıracı seviyesindeki tartışmalarla hep aynı nakaratları dillendirenlere nasıl inanacağız? Farklı görüÅŸlere böyle bir tahammülsüzlükten sonra 'illa özgürlük' dedikleri zaman ne düÅŸüneceÄŸiz?
Demokratlık söylemlerini ağızlarından hiç düÅŸürmeyen bu arkadaÅŸların 'Türkiye'nin demokratları rolüne soyunmaları' onların gerçekten demokrat olup olmadığını gösteriyor mu?
28 Åžubat zihniyetini aÅŸmak
Bir gazetecinin böyle bir tutumu sahiplenmesi gazetecilik meslek etiÄŸine uygun mudur?
KonuÅŸamayacağımız ya da tartışamayacağımız ÅŸey nedir? Dinlemeye bile tahammül edemeyeceÄŸimiz görüÅŸler nelerdir?
Fikirlerimiz birbirine uygun olmasa bile konuÅŸmayı baÅŸarabilmemiz meslekteki yetkinliÄŸimizi göstermez mi? Fikir adamı baÅŸka fikirlere kapalı olabilir mi? Anlıyoruz ki pratik hayatta teorik bilgiler çok da iÅŸe yaramayabiliyor. Her ÅŸeyin bir adabı, bir ölçüsü olur. Sahi öfke neyin göstergesiydi?
Evet, ben toplumun 28 Åžubat'ı aÅŸtığını düÅŸünüyorum. 28 Åžubat'tan bugünü yorumlamak en çok bugüne haksızlıktır. Bugünkü Türkiye, devletiyle sivil toplumuyla, hükümetiyle muhalefetiyle o günlerden fersah fersah uzaktadır. 28 Åžubat benzeri süreçler toplumsal zihniyetlerde geride
bırakılır.
Devlet zihniyetinde bir dönüÅŸüm yaÅŸanıyor. GüneydoÄŸu'yu kapsayan bir dönüÅŸüm. Kürtçe TV bunun en güzel örneÄŸidir. Hükümetin Kürtçe TV'yi hizmete sokması, BaÅŸbakan'ın Diyarbakır'da Kürtçe konuÅŸması, Genelkurmay'ın bunu desteklemesi daha önce tahayyül edilebilir miydi? Televizyonda bunu söylemiÅŸtim, sanırım BayramoÄŸlu buna deli oldu. Çünkü bugün ülkemizde çatışma siyasetinden beslenen çok kiÅŸi var. Demokratlık ha? Böyle demokratlığa can kurban.