ABD, yeni yönetimi ile birlikte yeni bir dış politika belirlemeye çalışıyor. Bu politika elbette birçok denklem ve hesap içeriyor. Bu hesapların içinde Türkiye de var ve zaman zaman çok önemli roller oynuyor. Ancak Washington'un her planı ve açılımının yolu Türkiye'den geçmez. Dünya Türkiye'nin etrafında dönmüyor. Her ne kadar bölgesel önemli bir güç olsak da OrtadoÄŸu'da bizim baÅŸ rolü oynamadığımız geliÅŸmeler de oluyor. Ve bu çok normal. Oysa son günlerde 'wishful thinking' yapılıyor. Yani olaylar olduÄŸu gibi deÄŸil, olması istenildiÄŸi gibi algılanıyor. Yalnızca Türk basınına yansıyanlara bakanlar zannediyorlar ki dünyayı tek başımıza biz kurtarıyoruz. ABD, sayemizde İran'la ve Suriye ile görüÅŸmeye baÅŸlayacak, Hamas'ı bile yakında muhatap alacak. Halbuki OrtadoÄŸu denkleminde Washington'un yardım beklediÄŸi çok aktör var.
***
Obama yönetimi ABD'nin mevcut OrtadoÄŸu politikasında köklü deÄŸiÅŸimler yapmak istiyor. Ancak o coÄŸrafyada inatçı mı inatçı bir aktör var. O aktör İran. İran nükleer güç üretimini durdurmaya yanaÅŸmıyor. ABD ile diyalog konusunda hiç taviz vermiyor. Adımları hep karşı taraftan bekliyor. Oysa OrtadoÄŸu'da ABD'ye meydan okuyacak bir gücün bulunmaması için İran'ın nükleer silah üretimini durdurması gerek. Aksi takdirde Washington gönlü rahat bir ÅŸekilde Irak'tan çıkıp evine dönemez.
***
ABD yönetiminin ÅŸu sıralar en büyük derdi İran'ı ikna edip diyalog yollarını açmak. Bunun için Türkiye'den de yararlanmak isteyebilir elbet ancak bizde yansıtıldığı gibi bu iÅŸ sadece Türkiye üzerinden, 'Ankara'nın küsleri barıştırıcı rolü' ile yürümüyor. Washington, İran konusunda yardımı olabilecek herkesi devreye sokmaya çalışıyor.
***
Bu nedenle geçtiÄŸimiz günlerde Rusya'ya bir pazarlık önerdi. Obama, Rus meslektaşı Medvedev'e bir mektup yazdı ve ondan İran'ın nükleer gücünü durdurmasını istedi. Karşılık olarak da Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nde kuracağı füze kalkanından vazgeçmeyi vaat etti.
Amerikan basınına yansıyan haberlere göre Medvedev'in bu öneriyi 'Rusya pazarlığa oturulmayacak kadar büyük bir devlettir' diyerek reddettiÄŸi biliniyor.
***
ABD'nin İran konusunda fayda beklediÄŸi diÄŸer bir ülke ise Suriye. Suriye ile iliÅŸkilerin baÅŸlaması Amerika'nın İran'a eriÅŸimini kolaylaÅŸtırır. Suriye İran'a nükleer tehdide son vermesi konusunda telkinde bulunabilir. Bu ve birkaç önemli nedenden ötürü Washington Tahran'la olduÄŸu gibi Åžam'la da diyalog baÅŸlatılmasını çok önemsiyor. Bu yolda geçtiÄŸimiz günlerde önemli bir adım attı bile. DışiÅŸleri Bakanı Hillary Clinton Åžam'a önümüzdeki günlerde iki elçisini göndereceÄŸini açıkladı. Bu da doÄŸrudan temas demek.
***
Yukarıdaki tabloya uzaktan bakınca ortaya ÅŸu çıkıyor: Obama'nın vaat ettiÄŸi 'deÄŸiÅŸim'in içinde daha önce 'öteki' olarak etiketlenen İslam dünyası ile temas da var. Yeni ABD BaÅŸkanı temasın yolunu da doÄŸrudan diyalog olarak görüyor. Ancak bu yolla Washington'un sevimsiz ve askeri imajından kurtulacağına inanıyor. Vaadini yerine getirmesi için de birkaç meseleyi halletmesi gerek. Bu meselelerin ilki ve en önemlisi İran.
***
İkinci mesele Suriye ve dolayısıyla Hamas. ABD doÄŸrudan diyalog ile hem İsrail-Suriye iliÅŸkilerini normalleÅŸtirmeyi hem Hamas'ın gücünü kırmayı hem de Suriye'nin etkisi ile Filistin ve İsrailliler'in arasını yapmayı arzuluyor.
***
Bütün bu istekleri için Türkiye'nin bölgedeki gücünden yararlanmak isteyecektir. Ama 'Türkiye tek başına OrtadoÄŸu'ya barış getiriyor, küsleri barıştırıp diyalog kanallarını açıyor' demek hayal kurmak olur. Türkiye denklemin önemli bir parçası. Ama bir parçası. Bunu unutmayalım.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.