Sosyal devleti oluÅŸturma ihtimalini yıllar süren bilinçli ideolojik bir taarruz sonucunda tamamen kaybetmiÅŸ olan ABD, kapitalist geliÅŸmiÅŸ ülkeler içinde kendi halkını krizin darbesine en fazla açık bırakan ülke haline geldi.
İşlerini kaybetmiÅŸ olanlar hızlandırılmış bir acımasızlık süreciyle kısa süre içinde evsiz insanlar olarak derme çatma çadırlarda yaÅŸar hale geliyor.
Bu ortamın ciddi bir sosyal patlama yaratacağı da kesin gibi.
Amerika derin devletinin krizi ve sosyal patlamaları önceden tahmin edip hazırlık yaptığı yolunda iÅŸaretler de var. Kısa zaman önce ülkenin birçok yöresinde gizli tutulan, etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiÅŸ olan toplama kampları ortaya çıkarılmıştı. Bunların vatandaÅŸlar tarafından çekilen fotoÄŸrafları internet ortamında bile yer aldı. Kimse anlayamamıştı o hazırlığın ne için olduÄŸunu.
Anladığım kadarıyla, o karmaşık ülkenin en iyi biçimde, yazar Naomi Wolf'un ortaya attığı kavram olan 'ÅŸok terapisi' ile yönetileceÄŸi hala daha Amerikan derin devletinin resmi ideolojisi halinde tutuluyor.
Bakalım yeni BaÅŸkan'ın derin devletin ideolojisini deÄŸiÅŸtirmeye gücü yetecek mi?.. Topluma ÅŸok terapileri uygulayanlar karar süreçlerinde etkili oluyorsa (ki Bush dönemi bunun için son derece uygundu) ekonomik krizin de bu boyutta patlaması/patlatılmasının planlanmış bir politika olduÄŸunu düÅŸünenler de çıkacaktır.
Kriz biçimindeki ÅŸok terapisinin sonucu sosyal patlama olacağı hesaplanıp toplama kampları da bu yüzden önceden inÅŸa edilmiÅŸ olabilir.
Birçok insan Amerika'da sosyal patlama ve direnme geleneÄŸinin pek olmadığını düÅŸünür. Oysaki bu bakış tamamen yanlıştır. Büyük depresyon döneminde iÅŸini kaybedip evinden atılanların sokaÄŸa bırakılan ev eÅŸyaları mahalle içinde örgütlenen direnme komiteleri tarafından tekrar eve geri sokulup yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Bu tür bir direniÅŸ Marksist geleneÄŸi hayli saÄŸlam olan ülkelerde bile ender görülmüÅŸ türde eylemdir.
Amerika ÅŸu anda, adeta bir korku filmine benzeyen koÅŸullara sahip olduÄŸu 1970'li yıllara geri döndürülmektedir. Sokak çetelerinin, vahÅŸetin hakim olduÄŸu bir New York geri getirilmektedir. Bu insanların aç oldukları takdirde toplu halde neler yapabilecekleri hiç belli deÄŸildir.
Anlaşılan bunlar harekete geçtikleri zaman toplama kamplarını devreye sokmayı düÅŸünüyorlar.
Amerika'da durum vahimleÅŸirken Avrupa'da da görüntü hiç iyi deÄŸildir. Sosyal devlet uygulamaları ve Marksist gelenekleri nedeniyle bu ülkelerde bilinçli ve talepkar halkın toplu ayaklanma tarihleri de zengindir.
EÄŸer devletler ÅŸirketlere yardım yanında fakirine de aktif yardımları bir an önce devreye sokmazsa, çatışmalar içeren toplu ayaklanmalar Avrupa'nın kısa vadeli gündemindedir.
Türkiye'de feodal kökenlerle baÄŸlantıların hala daha kuvvetli olması ve aile dayanışması geleneÄŸinin bulunması, ülkeyi bu açıdan da dünyada avantajlı hale getirmektedir.
Tabii biz Marksistlerin tamamen ezilmiÅŸ ve sadece kültürel solcular haline getirilmiÅŸ olmamız da devlet açısından büyük bir avantajdır.
Ortaya direnmek isteyenler çıksa da bunlara anlamlı laf edecek insan pek yoktur ortada.
Türkiye'de bazen çok da tehlikeli olabilen bireysel patlamalar dışında büyük sosyal hareketlenmeler olması ihtimali pek yok. Dini duyarlılıklar ve yardımlaÅŸma, olabilecek tepkisel hareketleri erkenden engellemektedir.
Bu baÄŸlamda, eÄŸer söylendiÄŸi gibi Obama Türkiye'ye gerçekten gelecekse onunla konuÅŸulurken çok dikkatli olunmasında da yarar vardır. Zira Amerika'nın sosyal iç koÅŸulları yukarıda tanımladığım ÅŸekilde olduÄŸundan, Amerika'nın çok yakında Irak'ın yerine ikame edebileceÄŸi bir dış savaÅŸa ihtiyacı olacaktır.
Ancak bir savaşın, iç karışıklığı erteleyeceÄŸi düÅŸünülüyordur mutlaka. Türkiye etrafına babalanırken bir de illa ABD'nin stratejik ortağı olacağım diyerek Amerika'nın yeni açacağı kesin olan savaÅŸ cephesinde aktif olarak rol almak durumunda kalabilir, aman dikkat... Çünkü bizlerin artık ÅŸok terapisini kaldıracak halimiz pek kalmadı. Yeni bir terapi bizi yola sokmak yerine öldürebilir...