AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-03-11
Modern Ortadoğu tarihine imzasını atan iki kadın var.
Biri, İsrail'in 1970'lerdeki Başbakanı Golda Mayer.
Mısır'a söylediği, 'Bizim çocuklarımızı öldürdüğünüz için değil, bizi sizin çocuklarınızı öldürmeye mecbur ettiğiniz için sizi hiç affetmeyeceğim,' sözüyle tarihe geçti.
Öteki, İngiliz Gertrude Bell. Büyük bir entelektüel... Ve büyük bir casustu. Rakipleri Arap topraklarındaki Arap erkeklerdi. Ünlü Arabistanlı Lawrance'ın da, akıl hocası, mentoruydu. Tarihe damga vurmak açısından, bugünkü Irak sınırının tayin edilmesindeki payını söylesem herhalde yeterli olur ama...
Suudi Arabistan'a, Irak'a ve Ürdün'e kral atayanın da yedi dil konuşan bu coğrafyacı akademisyen olduğunu eklemezsem, gücünü tam olarak ifade etmiş sayılmam.
Ortadoğu'ya imzasını atan iki kadın var... Biri İngiliz, biri Yahudi...
Ey Türkiye'nin afra tafrada entelektüelist, siyasi arenada kota dilenen 'politik kadınları', Müslüman coğrafyasını damgasını vurmuş iki kadının ikisinin de, ne Türk ne de Müslüman olması canınızı sıkmıyor mu?
Sizi konforlu televizyon stüdyolarının birinden diğerine, beş çayına gider gibi gezerken görüyorum...
Sizi, 'türban' gibi elektrikli görünen bir konuda, aslında bir bardak suda fırtınadan ibaret ve 'takan taksın, açan açsın' diye özetlenebilecek tezinizi bitmeyen bir iştah ve hevesle tartışırken izliyorum...
Hakkınızı yemeyeyim şimdi...
Kolunuza taktığınız bir Hermes ile kermes kermes dolaştığınız ve yoksula yardım ettiğiniz de vakidir.
Ancak, hiçbirinizin sesini Başbakan Tayyip Erdoğan Diyarbakır'da belediye başkan adaylarını açıklarken duyamadım?
'Ey başbakan, kadınlardan bahsediyorsun ama arkanda askerlik şubesi kapısında bekleşir gibi sıralanan adayların arasında bir tek kadın yok, işte ben oraya talibim,' diyeninizi işitemedim henüz.
Yıllardır, 'kadına karşı ayrımcılık var,' diye diye ağlaşıp, 'Kadın Kotası'ndan bir Beyaz Türk mahallesine belediye reisliği veya meclis aday listesinde üst sıradan yer ayarlamaya çalıştınız.
Erkek egemenliği yüzünden siyaset yapamıyoruz, kültürel baskılar yüzünden toplumsal rol alamıyoruz, diye çemkirip, 'dinsel taassup var, koyun yan cebime bir liste başı milletvekili adaylığı,' dediğinizde cevabınızı veren olmadı.
Ey Türkiye'nin afra tafrada entelektüelist, siyasal arenada 'kotacı' kadınları!
Golda Mayer, Ortadoğu'nun ortasında 'kadın kotası'ndan mı başbakan oldu?
Gertrude Bell, çöllerde dolaşıp, kraliyet aileleri tesis ederken, Araplar dinden mi çıkmış, kültürlerini mi unutmuştu?
Hiç kusuruma bakmayın, sizin deyiminizle 'siyaseten doğrucu' olmayıp, şeytanın gör dediği bu resmi çizmek zorundayım.
Siyasetten ve entelektüel mücadeleden anladığınız, 'çay ve sempati saati' gibi kanal kanal dolaşıp, siyasi dedikodu yapmaksa, biz Orta-doğu'nun tarihine bir Müslüman ve Türk kadın da damga vursun, diye daha çok bekleriz.
'Hem kadın, hem Müslüman, hem entelektüel olmak mümkündür; hem de siyasal kavganın göbeğinde 'Kadın Kontenjanı'ndan değil, akıl kontenjanından bulunuyorum,' diyebilecek o kadın cesareti nerede?
Ne demiştik?
9 Şubat günü bu sütunlarda şu tezi yazmıştık:
'Son dönemde yaşanan Gazze işgaline tepkiler, dünya Yahudilerinin İsrail devletini ve İsrail devletinin de kendi politikalarını sorgulamaya başladığını gösteriyor.
Türkiye ön plana çıkarken... Mısır çözüme yardımcı olmaya çalışırken... Amerika çözüm için gerekli zemini kurmak için çalışırken...
İşte buradan iddialı bir tezi seslendiriyorum:
Bir İsrail 'Galasnost'unun, bir İsrail 'Prestorayka'sının gelmesi kaçınılmazdır.
İsrail kendi varoluşunu güçlü bir şekilde korumak için çözümün bir parçası olabilmek yolunda irade arayışları yapmak zorundadır...
Türkiye'de bazı safoşların, 'burası garantili ve kazançlı bir pozisyondur,' diye 'geleneksel İsrailcilik' yapması artık size de komik gelmiyor mu?
İsrail Devleti bile kendi politikalarını sorgulamaya başlar ve bir değişimin startını verirken sanırım bizim 'aklıevveller'in, köhne ideolojik kalıpları yüzünden bir kez daha açığa düşüşlerine şahit olacağız.
Nitekim, İsrail Devleti'nin Türkiye çizgisine doğru bir adım atmasının eli kulağında gibi görünüyor.'
Önceki gün İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in açıklaması ise şöyle oldu:
'Filistinlilerle görüşmelerin yeni meclis döneminde tamamlanması gerekiyor. Arap liderleri bana Filistinlilerle barışın İsrail'in tüm komşularıyla bölgesel bir barış olarak tanınacağını söyledi. Görüşmeler anlaşma olana kadar devam etmeli'.
İsrail'in yeni hükümetinin temel politikası Şimon Peres'in ağzından ilan edilmiştir.