AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-03-11
Ey Deniz Baykal, mesafe buraya kadar. Madem, 'AK Parti Cumhuriyet'in kazanımlarını geriye götürüyor,' diyorsun...
Madem, yolsuzluk, yoksulluk aldı başını yürüdü,' diyorsun...
Madem, 'AK Parti iktidarı gitmeli, CHP iktidarı bir an önce gelmeli, bu Türkiye'nin geleceği için hayati,' diyorsun...
Behemehal istifa et!
Çünkü yıllardır ve sayısız denemeyle anlaşıldı ki bu Türkiye Cumhuriyeti milleti, sana iktidar olacak kadar oy vermeyecek.
Laf aramızda, basın kimseye vermediği desteği sana verdi.
Ben dahi, 'sevmek zorunda değilsiniz, adam sevgi değil, oy istiyor,' yazdığımı hatırlıyorum.
Ama olmuyor işte. Kalabalıkla kanın uyuşmuyor.
Seçmenle meşrebin tutmuyor. Gönüller bir türlü bir
olmuyor...
Şimdi diyeceksin ki sen, 'Deniz Baykal antipatiktir, Deniz Baykal'ı halk sevmiyor, Deniz Baykal toplumla iletişim kuramıyor,' söylemi bir AK Parti söylemidir ve bana karşı yürütülen bir kampanyanın özetidir.
Diyelim, öyle olsun.
Bu ne müthiş, bu ne başarılı, bu ne halkın gönlünü ve aklını fetheden kampanyadır ki, yıllardır iktidar yüzü göremiyorsun?
Ne ikna edici bir üslup, ne keskin bir belagat, ne hikmetli bir dildir ki, millete 'Baykal'ı sevme, ona oy verme' dendiğinde, seçmen ilkokul öğretmeninden ihtar almış gibi 'derhal' diye cevap veriyor?
Diyelim, öyle olsun, diyelim, 'Baykal'ı halk sevmiyor,' sözü karşı-propaganda olsun...
Dost acı söyler ve o acı gerçek şudur ki, bu karşı-propaganda artık yadsınamaz bir gerçekliğe dönüştü.
Karinesi ise, Sisiphos'un taş taşıması gibi yıllardır süren uğraşına karşın Başbakan olabilmen yönünde hala en ufak bir alametin bile belirmemiş olması.
Demek ki, bu saatten sonraki ısrarın, AK Parti'nin ekmeğine yağ ve balı birlikte sürmekten başka bir şey değil.
İşte buraya yazıyorum: Bu yerel seçimde alabileceğin en büyük başarı partinin oy oranını birkaç puan artırmak olacaktır.
Ya bunu başarı diye millete anlatacaksın, onlar da 'tabii, tabii, haklısın' deyip geçiştirecek...
Ve böylece AK Parti ile CHP arasındaki 'çıldırtan diyalektik' devam edecek.
Ya da... Söylediğin gibi, AK Parti'nin oyunuysa bu oyun... Derdin, kişisel siyasi ikbalin değil de CHP'nin ikbaliyse..
O vakit, bu yerel seçimlerden önce istifayı çakacaksın!
'Bu seçime partim benim Genel Başkanlığım ile girecek. Ama seçimden hemen sonra Genel Başkanlıktan çekilmek için gerekli çalışmaları başlatacağım,' diyeceksin.
Dilersen, partinin artık sempati toplaması mümkün olmayan Nomenklatura'sından değil ama, donanımını ve çalışkanlığını beğendiğin birini aday da gösterebilirsin.
Gör bak o zaman ne oluyor!
Gör bak, çarşı pazar nasıl karışıyor!
Gör bak, senin Genel Başkanlıktan çekilme ve CHP'nin Genel Başkanlığı'na yeni bir kanın gelme ihtimali bile daha bu yerel seçimlerde CHP'nin oyuna nasıl tavan yaptırıyor...
Diyelim ki, 'Halk Deniz Baykal'ı sevmiyor,' söylemi bir anti-propaganda, bir oyun...
Birinin sana, 'O OYUNUN PARÇASI OLDUĞUN SÜRECE, OYUN BOZULMAZ,' demesi gerekiyor.
İzin ver bu sol seçmen, seni uzun süren bir fetret devriyle değil; oyun bozan irandenle ve fedakarlığınla değerlendirsin, minnetle gönlünde bir makam tayin etsin...