AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-03-11
Michel Foucault'nun bu sözünü, elbette, Serdar Turgut'un 'liberal faşist'lere dair yaptığı dünkü gözlemlerden yola çıkarak paylaşmak istedim.
Modern iktidara 'Büyük Gözaltı' diyen Foucault'nun muhalefeti de 'mütemmim cüz'-ayrılmaz parça- olarak nitelemesi şahane...
İktidar ve hiyerarşinin politik ve felsefi olarak çözümlenmesi; anti-otoriter bir sol düşün ortamı ve buradan filizlenecek bir siyaset söylemini tam da bugün tartışmamız gerekiyor.
Taraf çevresi, ÖDP çevresi, Genç Siviller, Birgün çevresi, Kürt Sol aydınlar, Aleviler ve dahi öteki tüm solcuların bu tartışmada öncelikle saf tutması gerekmiyor mu? Kendini 'Aydın' olarak niteleyenler?
Tektipleşmiş sol aydınların; liberalizm adına (ve bu tanımı her nedense sahiplenmeden özenle kaçınarak) açtıkları tartışma alanı oldukça düşündürücü...
Ortada giderek artan 'sıradan faşizm' var. Adına 'medya' denen şirketlerde, iktidar ve toplum ilişkisinde, hastanelerde, okullarda ve hanelerde; etrafımızda kemikleşiyor.
İktidar, muhalefetiyle birlikte bize kocaman bir hapishane sunuyor.
Eski solcular (sahi bu ağbileri biz nasıl tanımlayacağız?), muhalefet ettikleri gerekçesiyle bu koca hapishanenin gardiyanlığına soyunmuyorlar mı?
Nietzsche, Spinoza, Foucault, Deleuze gibi özgürlükçü çağdaşlarla nerede buluşup, nerede ayrılıyorsunuz?
Orwell'in 1984'ünü şimdilerde nasıl okuyorsunuz? Gülümseyerek mi? Utanarak mı?
Slavoj Zizek 'siyasi doğruculuk korku politikasının liberal versiyonu' demiş...
Bayıldım bu tanıma... Gerçekten aynaya bakıverin... Bu korku politikasının liberal versiyonlarısınız.
12 Eylül öncesi giydiğiniz parkalar, saç kesimleriniz, cinselliğe yaklaşımınız ve siyasi tavrınızı açık eden cümle kalıplarınızın tektipliliği ile şimdiki tektiplilik arasında, 'tektip' altpaydası üzerinde neden düşünmüyorsunuz?
Bu tartışmayı elbette önemsiyorum zira sığlığınız ürkütücü...
Dünyamız bu krizden içine kapalı (milliyetçi-korumacı-yüksek zihin duvarlarıyla örülü) atomize bir yapıya savrulacak.
İslamo-faşizm kazanır diye saf tutuyorsanız bilemem...
Aleksandr Dugin'in dediği gibi, olur ya, 'Ergenekon'cular cezaevinden ideolojik olarak güçlenerek çıkacak' kehaneti gerçekleşirse...
Ki o zaman, 'Keşke bu denli dekonstrüktif olup da bazı kurumlara saldırmasaydık... Susurlukçuların, katillerin paçayı kurtarmasına asıl biz vesile olmuşuz' diye itiraflarda bulunacaksınız.
Fal açmayı bir yana bırakıp bugüne dönersek, gerçekten samimi bir tavıra acil ihtiyacımız var.
Sadece yüzeysel okumalarla, ezberlerle, tavır kalıplarını tekrarla inşa ettiğiniz solculuk daha doğrusu bu 'kimlik' ve oluşturduğunuz faşizme savrulan kollektifiniz bu 'yeni' karşısında ne yapacak?
Muhalefetinizin iktidarın parçası olduğunu anladığınızda...
Kendinize, kimliğinize, cemaatinizdeki iktidar ilişkilerine, ötekileştirmelerinize ve daha önemlisi ideolojik yoksunluğa baktığınızda?
Bu arada son olarak bir olguyu paylaşayım.
İktidara siyaseten karşıyım...Tavrımın bedeli var. Bir gün gelecek ödeyeceğim... Biliyorum...
Bunu yadsıyabilir misiniz?
Siz ise, misyon fotoğrafı veriyor ve mevcut iktidarı siyaseten paylaşıyorsunuz.
Türkiye'nin girdiği evre, başına islamo, post, trans, liberal ne koyarsanız koyun faşizan bir evredir.
Bunun bir tehlike olduğunu düşünüyor musunuz?
Şayet öyle ise ne yapmalı?
'Aydınlar' olarak bizi aydınlatın!...