Modern Ortadoğu tarihine imzasını atan iki kadın var.
Biri, İsrail'in 1970'lerdeki Başbakanı Golda Mayer.
Mısır'a söylediÄŸi, 'Bizim çocuklarımızı öldürdüÄŸünüz için deÄŸil, bizi sizin çocuklarınızı öldürmeye mecbur ettiÄŸiniz için sizi hiç affetmeyeceÄŸim,' sözüyle tarihe geçti.
Öteki, İngiliz Gertrude Bell. Büyük bir entelektüel... Ve büyük bir casustu. Rakipleri Arap topraklarındaki Arap erkeklerdi. Ünlü Arabistanlı Lawrance'ın da, akıl hocası, mentoruydu. Tarihe damga vurmak açısından, bugünkü Irak sınırının tayin edilmesindeki payını söylesem herhalde yeterli olur ama...
Suudi Arabistan'a, Irak'a ve Ürdün'e kral atayanın da yedi dil konuÅŸan bu coÄŸrafyacı akademisyen olduÄŸunu eklemezsem, gücünü tam olarak ifade etmiÅŸ sayılmam.
Ortadoğu'ya imzasını atan iki kadın var... Biri İngiliz, biri Yahudi...
Ey Türkiye'nin afra tafrada entelektüelist, siyasi arenada kota dilenen 'politik kadınları', Müslüman coÄŸrafyasını damgasını vurmuÅŸ iki kadının ikisinin de, ne Türk ne de Müslüman olması canınızı sıkmıyor mu?
Sizi konforlu televizyon stüdyolarının birinden diÄŸerine, beÅŸ çayına gider gibi gezerken görüyorum...
Sizi, 'türban' gibi elektrikli görünen bir konuda, aslında bir bardak suda fırtınadan ibaret ve 'takan taksın, açan açsın' diye özetlenebilecek tezinizi bitmeyen bir iÅŸtah ve hevesle tartışırken izliyorum...
Hakkınızı yemeyeyim şimdi...
Kolunuza taktığınız bir Hermes ile kermes kermes dolaştığınız ve yoksula yardım ettiğiniz de vakidir.
Ancak, hiçbirinizin sesini BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan Diyarbakır'da belediye baÅŸkan adaylarını açıklarken duyamadım?
'Ey baÅŸbakan, kadınlardan bahsediyorsun ama arkanda askerlik ÅŸubesi kapısında bekleÅŸir gibi sıralanan adayların arasında bir tek kadın yok, iÅŸte ben oraya talibim,' diyeninizi iÅŸitemedim henüz.
Yıllardır, 'kadına karşı ayrımcılık var,' diye diye aÄŸlaşıp, 'Kadın Kotası'ndan bir Beyaz Türk mahallesine belediye reisliÄŸi veya meclis aday listesinde üst sıradan yer ayarlamaya çalıştınız.
Erkek egemenliÄŸi yüzünden siyaset yapamıyoruz, kültürel baskılar yüzünden toplumsal rol alamıyoruz, diye çemkirip, 'dinsel taassup var, koyun yan cebime bir liste başı milletvekili adaylığı,' dediÄŸinizde cevabınızı veren olmadı.
Ey Türkiye'nin afra tafrada entelektüelist, siyasal arenada 'kotacı' kadınları!
Golda Mayer, Ortadoğu'nun ortasında 'kadın kotası'ndan mı başbakan oldu?
Gertrude Bell, çöllerde dolaşıp, kraliyet aileleri tesis ederken, Araplar dinden mi çıkmış, kültürlerini mi unutmuÅŸtu?
Hiç kusuruma bakmayın, sizin deyiminizle 'siyaseten doÄŸrucu' olmayıp, ÅŸeytanın gör dediÄŸi bu resmi çizmek zorundayım.
Siyasetten ve entelektüel mücadeleden anladığınız, 'çay ve sempati saati' gibi kanal kanal dolaşıp, siyasi dedikodu yapmaksa, biz Orta-doÄŸu'nun tarihine bir Müslüman ve Türk kadın da damga vursun, diye daha çok bekleriz.
'Hem kadın, hem Müslüman, hem entelektüel olmak mümkündür; hem de siyasal kavganın göbeÄŸinde 'Kadın Kontenjanı'ndan deÄŸil, akıl kontenjanından bulunuyorum,' diyebilecek o kadın cesareti nerede?
Ne demiÅŸtik?
9 Åžubat günü bu sütunlarda ÅŸu tezi yazmıştık:
'Son dönemde yaÅŸanan Gazze iÅŸgaline tepkiler, dünya Yahudilerinin İsrail devletini ve İsrail devletinin de kendi politikalarını sorgulamaya baÅŸladığını gösteriyor.
Türkiye ön plana çıkarken... Mısır çözüme yardımcı olmaya çalışırken... Amerika çözüm için gerekli zemini kurmak için çalışırken...
İşte buradan iddialı bir tezi seslendiriyorum:
Bir İsrail 'Galasnost'unun, bir İsrail 'Prestorayka'sının gelmesi kaçınılmazdır.
İsrail kendi varoluÅŸunu güçlü bir ÅŸekilde korumak için çözümün bir parçası olabilmek yolunda irade arayışları yapmak zorundadır...
Türkiye'de bazı safoÅŸların, 'burası garantili ve kazançlı bir pozisyondur,' diye 'geleneksel İsrailcilik' yapması artık size de komik gelmiyor mu?
İsrail Devleti bile kendi politikalarını sorgulamaya baÅŸlar ve bir deÄŸiÅŸimin startını verirken sanırım bizim 'aklıevveller'in, köhne ideolojik kalıpları yüzünden bir kez daha açığa düÅŸüÅŸlerine ÅŸahit olacağız.
Nitekim, İsrail Devleti'nin Türkiye çizgisine doÄŸru bir adım atmasının eli kulağında gibi görünüyor.'
Önceki gün İsrail CumhurbaÅŸkanı Åžimon Peres'in açıklaması ise ÅŸöyle oldu:
'Filistinlilerle görüÅŸmelerin yeni meclis döneminde tamamlanması gerekiyor. Arap liderleri bana Filistinlilerle barışın İsrail'in tüm komÅŸularıyla bölgesel bir barış olarak tanınacağını söyledi. GörüÅŸmeler anlaÅŸma olana kadar devam etmeli'.
İsrail'in yeni hükümetinin temel politikası Åžimon Peres'in aÄŸzından ilan edilmiÅŸtir.