Bitmesini istemediÄŸiniz; sürekli tekrarından rahatsızlık deÄŸil esenlik duyduÄŸunuz kaç reklam filmi sayabilirsiniz?..
Finans Emeklilik'in reklamı böyle bir örnek... Tek kelimeyle harika... İşe yarar mı, çalışır mı; insanlar bu reklam filmini izleyip bireysel emeklilik sistemine dahil olmak için hemen Finans Emeklilik'in yolunu mu tutarlar, bilemem. Sanmıyorum da açıkçası... Satış odaklı bir reklam deÄŸil ki... Daha çok duygusal baÄŸ oluÅŸturmaya yönelik bir iletiÅŸim stratejisi. Bu tip stratejiler meyvelerini hayli uzun bir zaman sonra verirler.
Reklam filmini hatırlayalım. Güzel 'yaÅŸ almasını' -yaÅŸ almakla yaÅŸlanmak farklı ÅŸeylerdir- bilmiÅŸ, 70'lerinde bir hanımefendi gençliÄŸimizin o ünlü ÅŸarkısının ilk mısraını iki kez yakın plan çekimde okur...
Bu sabah gün doÄŸarken gel.
Tekrarın sonunda aynı müzik derinlik ve dinamizm kazanır; hanımefendi de sırtındaki ÅŸalı atmış gençleÅŸmiÅŸ 40'larına gelmiÅŸtir:
Aman geç kalma erken gel.
Yukarıdaki mısra tekrarlanırken bu arada 30'larına gelmiÅŸ olan genç kadın ÅŸuh bir el hareketiyle saçlarını açar; uzun saçlar yanlara dökülürken; müzik de söyleyiÅŸ tarzı da gençleÅŸmiÅŸtir:
Ah geçti geçiyor zaman.
Bu mısra da iki kez söylenir ve son bir iki kelimede bu kez fon tamamen deÄŸiÅŸir. 20'li yaÅŸlarına dönmüÅŸ güzel ve çekici kadın, rengarenk spot ışıklarının önünde, sahnede genç bir lezzet kazanmış olan klasik ÅŸarkıyı rock tarzında söylemeyi sürdürmektedir:
Sakın geç kalma erken gel
Finans emekliliÄŸe erken gel...
Ardından pack-shot gelir: 'Çünkü Finans Emeklilik'e ne kadar erken gelirseniz, birikiminiz o kadar deÄŸerlenir; siz de böylece rahat bir emeklilik geçirirsiniz... Sakın geç kalmayın, Finans Emeklilik'e hemen gelin!..'
Bu reklam filmindeki yaklaşımın, fizik olarak yaÅŸlı fakat ruhen bebek olan Benjamin Botton'un (Brad Pitt) zaman içinde fizik olarak gençleÅŸip ruhen yaÅŸlanarak bebek haline gelmesinin anlatıldığı filmi çaÄŸrıştırdığını düÅŸünenler olabilir... ÇaÄŸrıştırsın... Ne var bunda!.. Reklam filmini gerçekleÅŸtirenler, o filminden 3 ay önce bu reklama baÅŸladıklarını söylüyorlarmış... Hiç gerek yok... Muhatap dahi almak lüzumsuz... Zaten roman var ortada. F. Scott Fitzgerald 1921'de yazmış... Reklam filmi ticari bir iÅŸtir. İsteyen istediÄŸinden, fikir haklarına sadık kaldığı sürece dilediÄŸi kadar esinlenir... Aslolan sonuçtur, iÅŸ hedefidir... O açıdan bakıldığında, filmin son derece etkili olduÄŸunu söylememek, en azından haksızlık olur... Öte yandan basın ilanları için aynı ÅŸeyleri söylemek ise zor. Sanki iki ayrı ekibin elinden çıkmışlar; basılı reklamda filmin havasından eser yok...
ABD hala itibardan söz ediyor...
Profesyonel yatırım danışmanlarının deÄŸerlendirmeleri temelinde yürütülen tek itibar araÅŸtırması olduÄŸu iddia edilen ve Dow Jones'un finansal yayın organ Barron's Dergisi tarafından gerçekleÅŸtirilen Dünyanın En İtibarlı Åžirketi AraÅŸtırması'nın 2009 sonuçları ÅŸöyle sıralanmış: 1. Johnson &Johnson (2006 ve 2008'de bu firma lidermiÅŸ, 2007'de ise ikinci gelmiÅŸ); 2. Berkshire Hathaway Inc, 3. Procter & Gamble, 4. Apple, 5. Wal-Mart Stores Inc, 6. Mc Donald's Corp., 7. Google Inc, 8. Bank of America 9. HSBC Holdings PLC. Bu araÅŸtırmanın altını çizdiÄŸi birkaç önemli nokta var:
Bir: Dünyanın fitilini çekmiÅŸ olan ABD'de ciddi kuruluÅŸlar dahil, hala 'biz ve diÄŸerleri' veya 'west against the rest' anlayışı egemenliÄŸini sürdürüyor. ABD içinde düzenlenen ve baÅŸka ülkelerden kimsenin katılmadığı birçok spor müsabakasına 'World Championship' (Dünya Åžampiyonası) demelerindeki duruÅŸta bir deÄŸiÅŸiklik yok... Oysa çok iyi biliyoruz ki ölçülen ÅŸey ciro deÄŸil 'itibar' (yani irilik deÄŸil büyüklük) olunca; örneÄŸin en azından İskandinav ülkelerinde itibar parametrelerinin pek çoÄŸunda yukarıdaki firmalara fark atacak bir hayli kuruluÅŸ olduÄŸunu biliyoruz...
İki: ABD'de dünyaya pek çok konuda ders vermeye kalkmış olup son furyada patır patır batan kuruluÅŸların iÅŸin sonunda Obama yırtınsa da ülke itibar puanını hızla aÅŸağıya çektiÄŸinin; ülke itibar puanı indiÄŸi zaman, o ülkenin 'guru puanının' da aÅŸağıya doÄŸru meyledeceÄŸinin, en azından ABD medyası hala farkında deÄŸil anlaşılan...
Üç: Dönüp kendimize bakmanın tam zamanıdır. Ülke itibarı - sektör itibarı - ÅŸirket itibarı aralarındaki korelasyonla; bunların hedef kitlelerin satın alma davranışları üzerindeki etkisini bakalım ne zaman akademik ve pratik boyutta araÅŸtıracağız? Åžirketler stratejilerini ne zaman bu tespitlere göre ayarlayacaklar?.. Yoksa bu araÅŸtırma var da benim mi haberim yok?..