Bana kalırsa Vatan gazetesi çok iyi bir iÅŸ yapıyor ve toplumun çeÅŸitli kesiminden kanaat önderlerinden Türkiye'nin 10 yıl sonra neye dönüÅŸeceÄŸi üzerine görüÅŸler yayımlıyor. Cüneyt Ülsever'le yapılan röportaj epey ilgi çekiciydi. Dün de, meÅŸhur gurme ve gezi yazarı Mehmet YaÅŸin'le konuÅŸmuÅŸ Mine Åženocaklı.
Vatan'ın yazı dizisinden ortaya çıkan tabloda Türkiye'nin hiç uzak olmayan geleceÄŸiyle ilgili karamsarlık hakim. Åžu ana kadar konuÅŸan aydınların pek çoÄŸu Türkiye'nin hızla muhafazakarlaşıp deÄŸiÅŸmesinden endiÅŸe duyuyor.
Mehmet YaÅŸin'le yapılan söyleÅŸi özel olarak ilgimi çekti. Çünkü YaÅŸin yüksek politikadan, tanrılar katındaki deÄŸiÅŸimden deÄŸil bizzat sokaktan söz etmiÅŸ. Gündelik yaÅŸamdan örnekler vermiÅŸ.
Son derece önemli bulduÄŸum bu röportajdan bazı satırbaÅŸlarını paylaÅŸmak isterim:
* 'Ramazan'da içki içme cesaretini gösteremem. Bırakın içkiyi, ben Ramazan'da Erzurum'da yemek yeme cesaretini bile gösteremem. Bunlar yasalarla uygulanan baskılar deÄŸil elbet. AKP hükümetinin diÄŸer partilerde olmayan bir yeteneÄŸi var. Sabırlılar, acele etmiyorlar her ÅŸeyi adım adım, milim milim, ama hedeflerinden hiçbir ÅŸekilde sapmadan yapıyorlar.'
* 'Benim kızım Amerika'da öÄŸretim görevlisi olduÄŸu için çok mutluyum. Daha önceki yıllarda kızımın buradaki bir üniversitede olmasını hayal ederdim, ÅŸimdi o hayallerimden vazgeçtim. O kadar aydınlık bir çocuÄŸun, gelip adım adım karanlığa giden bir Türkiye'de yaÅŸamasını istemiyorum.'
* 'Anadolu halkına sorarsanız, onlar bu yaÅŸamdan mutlular. Zaten baÅŸka bir yaÅŸam bilmiyorlar. Onlar Osmanlı'dan miras kalmış, biraz haremlik selamlığı delmiÅŸ muhafazakar yaÅŸamdan çok mutlu oluyorlar. Yine kadınlar erkeklerin ellerini sıkmıyor, yine gelinler kayınpederlerinin yanında görünmüyor, kahve, sigara içmiyor. Onlar zaten böyle yaşıyorlardı. Åžimdi tek istedikleri birkaç kuruÅŸ daha fazla para kazanmak.'
* 'Artık İstanbul'da dahi Ramazan'da kaç tane meyhane, kaç tane restoran açık? İstanbul dünya baÅŸkenti. Demek istediÄŸim, benim gibi yaÅŸamak isteyen insanların geleceÄŸi karanlık. Ama çoÄŸunluk mutlu.'
* 'Dikkat ediyorum, tabelalar sürekli deÄŸiÅŸiyor. İlk önceleri 'Burada içki servisi yapılmaz' yazıyordu. Åžimdi, 'Burada içki servisi yapılmamış bardakla servis yapılır' diye yazıyor. Çünkü Anadolu'da 'Burada içki satılmaz' desen de, o bardağı eskiden alkol konmuÅŸtur korkusuyla kullanmazlar. Hatta evden kendileri getirirler bardaklarını...'
YaÅŸin'in aktardığı tablo böyle. Ancak ürkütücü tarafı bunun 10 sene sonrayı deÄŸil, bugünü anlatıyor oluÅŸu. Bütün örnekler güncel.
Demek ki 10 sene sonrasına da gitmemiz gerekmiyormuÅŸ, aylardır tartıştığımız anlamıyla mahalle baskısının bir tür resmi belgesi Anadolu'yu ÅŸehir ÅŸehir gezen Mehmet YaÅŸin'in anlattıkları.
KuÅŸkusuz, birileri de YaÅŸin'in anlattıklarına karşı çıkacak bütün bu endiÅŸeyi içki meselesine kilitmeye çalışacaktır. Çünkü en yapılabilecek en kolay iÅŸ bu.
Halbuki, çok iyi bilmelerine raÄŸmen, tekrar hatırlatmak gerekiyor ki içki sadece bir örnek. İçkiyle beraber kültür, sanat, modern yaÅŸam tarzı da Anadolu'da kaybolanlar arasında.
Dahası, içkiyi sadece alkolizme, sarhoÅŸlukla açıklayan hastalıklı bir kafa takıntısıdır alkol yasağı...
Üstelik içki yasağı, baÅŸka yasakların yolunu açmak için çok kolay bir simgedir... Önce bir kadeh içki yasaklanır, sonra sinema, tiyatro, resim, heykel, müzik... Ve yavaÅŸ yavaÅŸ tüm kültür.
Beyaz bereliler
Hrant Dink cinayetinden beri belli bir kesim arasında 'moda' olan beyaz bereden ne kadar ürktüÄŸümü anlatamam. Bir tür swastika görmüÅŸ gibi oluyorum. Benim için bu beyaz bere düpedüz bir siyasi simge ve giyen çocuklar da zaten bu amaçla tercih ediyor, basbayağı bir mesaj veriliyor.
Åžehirlerimizde beyaz berelilerin sayısı artıyor, kış aylarında bunu gözlemlemek çok kolay.
Ancak geçtiÄŸimiz günlerde bir trafik polisinin de kafasında beyaz bere gördüm. Elbette resmi üniformanın bir parçasıydı, üzerinde polis arması da vardı. Elbette polis o bereyi mesaj vermek için giymemiÅŸti sokaktaki başıboÅŸ faÅŸist gençler gibi...
Ama polis üniformalarındaki bu ince detayın da 'algı' sorunu yüzünden yeniden düzenlenmesi yerinde olmaz mı?
Sokaklardaki faÅŸist vandallarla polisin aynı simgeyi taşıması, tesadüfen de olsa, yanlış anlamalara gebe.
Oyum Beşiktaş Balık Pazarı'na
BeÅŸiktaÅŸ ilçesi sınırlarında yaşıyorum, ama doÄŸrusu bu ilçenin merkezine yılda bir kere ancak gidiyorum. Geçenlerde iÅŸim düÅŸtü ve BeÅŸiktaÅŸ Çarşısı'nda biraz dolandım birkaç arkadaşımla.
O da ne! Karşımda BeÅŸiktaÅŸ Balık Pazarı'nın yenilenmiÅŸ halini gördüm. Fütüristik bir mimari, mükemmel bir anıt olmuÅŸ. Önünde uzun uzun durdum ve inceledim. Açıkçası İstanbul'da böyle bir mimari eser olmasından dolayı da gurur duydum.
Neyse, bir süre sonra BeÅŸiktaÅŸ Belediyesi'nin dergisi ulaÅŸtı elime. Normalde böyle ÅŸeyleri okumadan atarım ama her nedense 'Bir bakayım' diye inceledim ve içinde BeÅŸiktaÅŸ Balık Pazarı'nın mimarisiyle ilgili bilgiler buldum.
Mimar Gökhan AvcıoÄŸlu yapmış. Changa ve Kumm Otel'den tanıyoruz imzasını. Esnaf da gayet memnunmuÅŸ.
Bu eseri düÅŸünen ve hayata geçiren BeÅŸiktaÅŸ Belediyesi'ni tebrik ediyorum.