Ben çocukken devletin resmi söylemi, akÅŸam haberleri, 'Anadolu'dan Görünüm', CumhurbaÅŸkanı Evren bizlere bambaÅŸka bir GüneydoÄŸu anlatıyordu. GitmediÄŸim, görmediÄŸim, açıkça söyleyeyim ürktüÄŸüm. Bölge halkını hor gören, ötekileÅŸtiren, Türkiye'yi 'biz ve onlar' diye ikiye bölen, 'bizi' provoke eden ve 'onları' düÅŸman gösteren bir dilin esaretindeydik...
O tehlikeli savaÅŸ dilinden sıyrılabilecek ender alanlardan biri mizah dergileriydi. En azından gözlerini Türkiye'ye yeni yeni açmaya baÅŸlayan pek çok genç insan için mikro-politik bilinç şırıngılayan bir platformdu buralar.
Adındaki 'o' harfi 'ora' anlamına gelen Limon dergisi bambaÅŸka bir GüneydoÄŸu'yu yansıtıyordu. İnsancıl, sempatik ve biraz da hepimizde vicdan azabı oluÅŸmasına sebep olacak bir 'ora' oluÅŸmaya baÅŸlamıştı. Suçuluk duygusu yaratmakta da güldürmekte olduÄŸu kadar baÅŸarılılardı.
Bu enjeksiyonla zaman içinde GüneydoÄŸu'ya karşı mikro-duyarlılık geliÅŸmesi kaçınılmazdı. Sonuçta 'Anadolu'dan Görünüm'den daha insancıldı bu yönelim. Ancak zamanla fark ettiÄŸim ÅŸu oldu: GüneydoÄŸu'yla ilgili bütün söylemlerin, kurgu ya da gerçek, illa ki fazlasıyla aÄŸlak bir dile hapsolmuÅŸtu.
'Ora' insanının maÄŸdur olduÄŸuna karşı çıkıyor deÄŸilim elbette, kimse de karşı çıkamaz.
Ama anlatmak istediÄŸim ÅŸöyle bir ÅŸey: Resmi söylem ne kadar faÅŸizan, ne kadar militaristse 'Ora Öyküleri' diye bir baÅŸlık altında toplanabilecek bu duyarlılık ürünleri de bir o kadar abartılı, yapay ve içine özellikle gözyaÅŸartıcı toz serpilmiÅŸ gibiydi.
Yıllar içinde Kürt'lük normalize olup, Kürt BaÅŸbakan, Kürt Meclis BaÅŸkanı ve hatta Kürt olmanın ezikliÄŸini hiçbir ÅŸekilde çekmemiÅŸ olan sanatçılar çıkmasına raÄŸmen bu abartılı maÄŸduriyet hissiyatında bir doz azalması olmadı.
Bilakis, Yılmaz ErdoÄŸan gibi artık 'Beyaz Kürt' denebilecek sanatçılar bile 'ora' insanının üzerinden duyarlılık çalışması yapmayı ihmal etmediler: Fakat bu abartılı duygu yoÄŸunluÄŸu en fazla 'Otlu peynir kokusuydu babam' sözü kadar etkili oldu.
'Ora'ya defalarca gittim ve bu yolculuklarda gözlemlediÄŸim her seferinde yaratılan mitolojiden daha farklı bir bölge olduÄŸuydu GüneydoÄŸu'nun. Daha mutlu ya da daha refah demiyorum, sadece daha farklı. 'Ora' duyarlılığının tam oturmadığı bir hissiyat uyandırıyordu insanın üzerinde.
DoÄŸrusu 'ora' kökenli sanatçıların 'ora' insanının maÄŸduriyetini sömürdüklerini, bundan rant elde ettiklerini ama bunun hiçbir somut çözüme ulaÅŸmadığını da görmek mümkündü.
Bu kadar lafı uzattım, meramım şu: Burnuma yine otlu peynir kokusu geliyor!
Mahsun Kırmızıgül'ün 'ora öyküleri'nindeki hamasetten sıyrılan gerçek bir GüneydoÄŸu filmi yapması zaten eÅŸyanın tabiatına aykırı. Ne öyle bir birikimi, ne bakış açısı ne de donanımı var. Bütün baÅŸka muadilleri kadar; bir Yılmaz ErdoÄŸan ÅŸiiri, bir otlu peynir kokusu tadında. Daha fazla deÄŸil.
O halde nedir bu Mahsun Kırmızıgül'ün yeni filmine gösterilen abartılı ilgi, köÅŸe yazarlarının, sinema eleÅŸtirmenlerinin ayılıp bayılması?
Tek bir sebebi yok kuÅŸkusuz. Bir kere bu filmi öven yorumcuların pek çoÄŸu sinema cahilidir; bilmezler.
Ayrıca Mahsun Kırmızıgül medyayı çok iyi ağırlamasını, iÅŸine yarayacak medya figürlerini el üstünde tutmasını bilir.
Bir de bizim Türk insanı duygusaldır, kendisini aÄŸlatan her ÅŸeyi güzel zanneder ve de tabii ki çabuk aÄŸlatılır.
Ama 'GüneÅŸi Gördüm'e yönelik bu tezahüratın altında 'white guilt' diye tabir edilen beyazlara özgü bir suçluluk duygusunun yattığına inanıyorum. Yıllarca 'ora' ve 'ora insanına' yüz vermeyen, egemenlerin dediÄŸini yapan, resmi ideolojinin diktası altında ezilen ve o dönem hiçbir ÅŸey yapamayanların 'zor yıllar' geride kaldıktan sonra meseleye sahip çıkmaları.
Bu suçluluk duygusunu genç kuÅŸaklar üzerinde mizah dergileri yaratmıştı yıllarca, ÅŸimdi bir baÅŸka kuÅŸaÄŸa aynı enjeksiyonu Mahsun Kırmızıgül yapıyor.
Amerika'da siyahların ezilmesine ses çıkartmayıp, siyahlar haklarını kazandıktan sonra onlara sahip çıkanlar; Almanya'da Nazi zulümüne sessiz kalıp Yahudiler'in soykırıma uÄŸraması karşısında hiçbir ÅŸey yapmayıp yıllar sonra 'Okuyucu' gibi romanlarla günah çıkaranlar gibi...
'GüneÅŸi Gördüm' de -üstelik aÅŸifi de çalıntı- abartılı hamaset edebiyatının, taklit ve formülü çok belli bir 'duyarlılık matematiÄŸi' üzerine kurulu bir iÅŸ, o kadar. Birkaç beyaz köÅŸe yazarı vicdan azabını tamamlar ama onun ötesinde 'ora' bir dahaki kültürel eserde sömürülmek üzere 'orada' bir malzeme olarak kalır.