Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Tuvalet terbiyesi

Yazıya baÅŸladığım ÅŸu anda saat sabahın 10'u.  Ben yaklaşık 7 saattir ayaktayım. Dün gece her zaman olduÄŸu gibi sabaha karşı dört buçukta kalkmadım, bu kez sabaha karşı 3'te uyandım. Rutin nihayet bozuldu ama ben buna pek sevinemedim.

Anladığım kadarıyla bu mesele geliÅŸirse yakında yataÄŸa hiç girmeden, hiç uyumadan yaÅŸamaya baÅŸlayacağım. Hiç uyumamak ben eminim ki iki-üç saat uyuyup sabaha karşı uyanmaktan daha az sinir bozucu oluyordur.

Bu iÅŸin acısını okuyuculardan çıkarabilirim. Çünkü o saatlerde, gecenin sessizliÄŸinde insanın kafasına ister istemez tuhaf yazı konuları gelebiliyor. ÖrneÄŸin; ben dün sabaha karşı modern tuvaletlerden neler çektiÄŸimi düÅŸündüm, düÅŸünmekle de kalmadım bunları size de detayıyla anlatmaya karar verdim.

Uyku düzeni veya daha doÄŸru deyimiyle uykusuzluk düzeni, benim gibi olan bir insan, ÅŸaşıracak derecede cesur ve vurdumduymaz olabiliyor.

Kendinizde eÄŸer önceden varsa tüm sosyal otokontrol mekanizmalarının tamamen ortadan kalkmış olduÄŸunu hissediyorsunuz. Kaldı ki daha önce de bende sosyal normlara uygun davranma endiÅŸesi zaten fazla yoktu.

Uykusuzluk nedeniyle ÅŸimdi daha da özgürleÅŸtim, hangi konu yazılmamalı, hangisi tepki çeker, hangisi ayıp olur?... Bu konular hakkında ÅŸu an kafamda hiçbir endiÅŸe taşımıyorum, tamamen sakinim, okuyuculara müjdem olsun...

Büyük ihtimalle uykusuzluktan deliriyor da olabilirim ama olsun, bunun da bir sakıncası yok benim açımdan... Eski yazılarımla, tamamen delirdikten sonra yazdıklarım arasında hiçbir fark görmeyeceksiniz, bunu garanti ediyorum size.

Ve evet bugünkü yazım tuvaletler ile ilgili... Aman hemen öyle sosyal demokrat triplere girmeyin. Memlekette tuvalet kullanma terbiyesinin olmadığı ve tuvaletlerin genelde pis olduÄŸundan ÅŸikayet eden 'dalailaylama, dalailaylama' bir yazı yazmayacağım size. Bilineni açıklayan yazıları okumak dahi sinirimi bozar. O tür bir yazıyı kendimi zorlasam bile yazamam. Benim kötü yazmam, rutin yazmam mümkün deÄŸil.

Ha bir de ÅŸunu da söylemeliyim; fazla uykusuzluk bende galiba bazı ego problemlerine de yol açabiliyor olabilir.

Bunu da not ettikten sonra asıl konuya geçelim... Ben gerçekten pis olan tuvaletleri ÅŸehirlerarası yolculuk molaları dışında nasıl olsa pek göremiyorum.

Onlar benim için 'orda bir pis tuvalet var, onlar bizim pis tuvaletimiz. Gitmesek de görmesek de onlar bizim tuvaletimizdir' tadında bir ÅŸeyler.

Orada bir yerde varlar bunu biliyorum ve bir ÅŸey hakkında teorik bilgi sahibi olmam için onu illa da görmem gerekmiyor.
Benim asıl meselem modern tuvaletlerle. Hani içine girer girmez ışıkları otomatik yanan, muslukları hiçbir boru baÄŸlantısı yokmuÅŸ gibi ortalıkta duran, suyu elinizi altında tuttuÄŸunuzda akan türdeki musluklu tuvaletlerle meselem...

Bu modern tuvaletleri kullananların teorik olarak daha çok tuvalet terbiyesi almış olan gruplardan insanlar olması gerekiyor ama nasıl ki zevksizlik açısından A-B grubu insanlar ile D grubu insanlar aynıysa, nasıl ki onların tümü 'Yemekteyiz' programından hoÅŸlanabiliyorlarsa, tuvalet terbiyesinin eksikliÄŸi konusunda benzer yanları da çok bunların.

Ben prensip itibarıyla ev dışında büyük tuvaletimi yapmam ama diÄŸer prensiplerimde olduÄŸu gibi bu prensibimi de zaman zaman zorunluluk nedeniyle çiÄŸnemek zorunda kalabiliyorum.

Evde de gitsem tuvalete, dışarıda da fark etmez. Büyük tuvalete otururken mutlaka bir ÅŸeyler okumam gerekiyor. (ÖrneÄŸin Kapital'in neredeyse tümünü tuvalette okumuÅŸumdur). İşte bu temel bir prensibimdir, asla bozmam.

Geçenlerde dışarıda bir yerde, tuvalete oturmuÅŸ, okuyorum. Birden benim için hayli acı ve travmatik  olan olay gerçekleÅŸti. Otomatik ışıklar sönüverdi. Ayakta durmadığım için mekanizma beni okuyamıyormuÅŸ. Arada bir ayaÄŸa kalkıp veya elimi yukarıda sallayıp kendimi okutmam gerekiyormuÅŸ.

Büyük tuvaletimi yapmaya çalışırken arada bir el sallamamın beni dışarıdan hayli embesil göstereceÄŸini düÅŸündüÄŸümden zor olanı seçtim (evet tahmin ettiniz, tuvaletlerde dışardan gözetlendiÄŸimi de düÅŸünürüm. Bu da ayrı bir paranoyam) ve yaklaşık iki dakika arayla ayaÄŸa kalkıp tekrar oturdum.

Gerçi bazen bu modern tuvaletlerde ayakta dursam bile okunmadığım olabiliyor. Küçük tuvaletimi yaparken kafamı öne eÄŸmek gibi hastalıklı sayılabilecek bir adetim olduÄŸundan geçenlerde bir baÅŸka tuvalette ışıklar yine söndü ve başımı kaldırınca tekrar yandı. Bu da bana daha cüce olarak sınıflandırılmama uygun boyda olduÄŸum gerçeÄŸini hatırlattı. Bazen lanet ediyorum ÅŸu kısa ve künt görünüÅŸüme. Ama maalesef bu konuda artık yapılacak bir ÅŸey yok galiba.

Diyelim ki iÅŸimi karanlıkta kazasız belasız tamamladım ve bu engeli aÅŸtım. Artık iÅŸ diÄŸer engeli aÅŸmak mücadelesine geldi, elimi yıkamalıyım.

Eski ve güzel günlerde musluÄŸu çevirince su akardı, ÅŸimdi elinizi musluÄŸun altına tutacaksınız ve teorik olarak su akacak. Bu mekanizma da beni katiyen okumuyor. Elim orada kuru kuru duruyor. Galiba karakterimde bir sorun olmalı ki; bu tuvaletler beni yok sayıyor.

Su nadiren aksa bile sıvı sabunun durduÄŸu kap, mutlaka uzaklarda bir yerlerde duruyor. Mesela üç metre soldaki duvarda filan asılı oluyor.

Bu sefer de siz tam suyu akıtmaya baÅŸarmışken sabuna koÅŸuyorsunuz. Elinizi sabunlu bir ÅŸekilde musluÄŸun altına tekrar tuttuÄŸunuzda su kesintili kesintili akıyor, su elinizin en küçük hareketiyle akmayı durduruveriyor. El o kritik noktada tamamen donmuÅŸ halde durup kendini suyun akma mekanizmasına okutmak zorunda.

Su ve sabun arasındaki koÅŸuÅŸturma bitince sıra son engele geliyor. Kağıt alıp kurulayacaksınız. Eskiden hava üfleyen mekanizmalar vardı. Bunlardan da pek hoÅŸlanmazdım. Çünkü yüzümü yıkadığımda büyük problemler oluyordu.

Ben bir keresinde yaÄŸmurda ıslanan pantolonumu bu mekanizmalar ile kurutmaya çalışırken tuvalete girenler tarafından az daha polise sapık diye ihbar ediliyordum.

Hemen her ÅŸeyin kadın cinsel organı muamelesine tutulabildiÄŸi bir ülkede benim o görünümümün de cinsel iliÅŸki olarak yorumlanması ÅŸaşırtıcı deÄŸildi aslında.

Åžimdi elinizi önünden ÅŸöyle bir geçirdiÄŸinizde size kağıt havlu veren mekanizmalar var. Bunu bilmem artık tekrar yazmama gerek var mı? Tabii bu mekanizmalar da beni okumayı refüze ediyor. ÇoÄŸu zaman ıslak ellerle çıkıyorum tuvaletten ve bu durumların çoÄŸunda benimle el sıkışmak isteyen bir insanla karşılaşırım.

Zaten yalnız olan hayatım iÅŸte bu nedenden dolayı daha da yalnızlaşıyor. Islak elleri olan benimle bir defa tokalaÅŸan her insan, benimle her türlü sosyal iliÅŸki olasılığını anında bitiriveriyor. Üstelik bazen ellerim ıslakken yüzümü de yıkamış durumda oluyorum. Hatta iÅŸlerimin önemli bir bölümünü karanlıkta yapmak zorunda kalmış olduÄŸum ve oradan bir an önce çıkmak için acele ettiÄŸimden pantolonumun önünü de açık unutmuÅŸ olabiliyorum.

Elleri ve yüzü ıslak, pantolonun önü açık, üstüne üstlük künt ve cüce olan ayrıca ÅŸaşı bir insanın bugüne kadar nasıl olup da tutuklanmamış olduÄŸu da ayrı bir mucize aslında.
Aslında modern olmayan tuvaletlerle de büyük sorunlarım var benim ama yerim azaldığından buna bugün detaylarıyla girmeyeceÄŸim. Fakat bir konuyu not etmeliyim; Türk tuvaletlerini katiyen kullanamıyorum ben. Milliyetçi arkadaÅŸlar kusuruma bakmasınlar. Çünkü çömelmiÅŸ bir halde duramıyorum. Aslında genelde çömelebilsem de o haldeyken bir de kitap okuyabilmem mümkün deÄŸil.

EÄŸer Türkiye'de sadece Türk tuvaletlerinin olduÄŸu bir dönem gelirse, o dönem benim büyük tuvalete hiç çıkmadan yaÅŸamam gerekecek.

Uyku uyumayı ve büyük tuvalete çıkmayı tamamen bırakmış bir insana bu karışımın neler yapabileceÄŸini de o zaman göreceÄŸiz herhalde.

Ben sonucun parlak olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. İsterseniz siz bana 'abartıyorsun bu karışımın sonu iyi de olabilir' deyin (liberaller bu şekilde konuşabilir) ben pek ikna olabileceğimi tahmin etmiyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3