- Alıştırıldığımız siyasetçi portresinin tam tersi. Sakin, serinkanlı, ama aynı zamanda karizmatik olabilecek ender bir karışım var onda. Vücut dili ya da retorik oyunlara gerek kalmadan, olduÄŸu gibi yıldızı parlaması da bundan olmalı. Zihnimizdeki politikacı karikatürünün anti-tezi. Anti-ErdoÄŸan ve evet fazlasıyla Ghandi bu Neo-KaraoÄŸlan.
- Belediyecilikten konu açıldığında 'Suyumuz akacak mı, yolda kalacak mıyız?' gibi temel hizmetlerle ilgili soruları yanıtlamayı ayıp buluyor. Bunların zaten olması gerektiÄŸini, 'hizmet' olarak sunulmasının yakışık almadığını düÅŸünüyor. Tıpkı engellilere ya da ihtiyaç içinde olan vatandaÅŸlara yapılan yardımların 'belediye hizmeti' olarak sunulmasının ayıp olması gibi. Anlıyorum ki meÄŸerse çıtamızı o kadar aÅŸağı çekmiÅŸiz ki bir belediye baÅŸkanına 'Suyumuz akacak mı' der hale gelmiÅŸiz! Bu baÄŸlamda, siyasette çıtayı yukarı çekeceÄŸinin de sinyallerini veriyor.
- Adam kayırma, arsızlık, hırsızlık, rüÅŸvet, kolay zenginleÅŸme, akraba kayırma, muhallebici açma gibi düÅŸünceler ona yabancı. Kendi kardeÅŸini bile kayırmayacak bir adam, partizancılık yapmayacağı çok belli. CHP içinde Mehmet Sevigen'e ilk açık tepkiyi verenin o olduÄŸu unutulmasın. Kendi kardeÅŸi için bile 'Suçluysa cezasını çeker' diyebilecek kadar bağımsız.
- Partizancılığa hapsolup sol partilerin geçmiÅŸ maÄŸlubiyetlerini reddetme, geçmiÅŸ dönemi aklama derdinde deÄŸil. İstanbul'daki sol belediyecilik geçmiÅŸindeki fiyaskoları bir bir kabul ediyor. Yapılan hataların kabul edilmesi, bunların bir daha yapılmayacağı taahüdü de demek.
- Belediye seçimlerini bir genel seçim havasına dönüÅŸtüren Tayyip ErdoÄŸan'a hodri meydan diyor. Halkın adaylara belediyecilikle ilgili sorular deÄŸil, ülke politikasıyla ilgili sorular sorduÄŸundan dem vuruyor. Ve eÄŸer ÅŸartlar bu noktaya geldiyse, ErdoÄŸan'la da çatır çatır savaşıyor: Sadece bir belediye baÅŸkan adayı olarak deÄŸil, bir lider gibi.
- Çok net ve açık bir adam. KonuÅŸurken 'Aman yazmayın' ya da 'Aramızda kalsın' gibi savunma reflekslerine itibar etmiyor. Sorulan hiçbir soruyu kıvırmıyor, dürüstçe söylüyor. 'DoÄŸrudan maraz gelmez' ilkesini benimsemiÅŸ. Yanlış gördüklerini de, samimi inançlarını da söylüyor.
n Belaltı mücadeleye prim vermiyor. Belaltı mücadele edenlerin eninde sonunda kaybedeceÄŸini, halkın onları fark edeceÄŸini düÅŸünüyor. Bu yüzden kendi afiÅŸlerinin yanına asılan 'Dosyacı Kemal'in Dosyası' billboard'ları için hiçbir ÅŸey yapmıyor. Partililerin 'Yargıya baÅŸvuralım' önerilerine bile yüz vermiyor. Halkın doÄŸruyla yanlış ayırt edeceÄŸine inanıyor.
- Çok şık bir adam. 'İmaj danışmanı'na ihtiyaç olmadan da şık olabileceÄŸini, 'memur tipi' gibi durmadan da mütevazı görünüleceÄŸini kanıtlıyor. Ulaşılması en zor formülü kendi kendi bulmuÅŸ adeta: Abartılı olmayan şıklık. Versace'ye karşı Bottega Veneta diyeyim. Kısacası belli bir gusto'nun, zarafetin sonucu bu. Damıtılmış, rafine bir zevk ama göze batmayan, halkı ezmeyen. Maalesef sonradan da edinilemeyen bir kültür. 'Demek ki' diyorsunuz 'Bu bir görgünün sonucu ve bu görgüye sahip olanın ÅŸehircilik görgüsü, estetik bilinci de vardır.'
- AKP seçmeninin her seçimde sandığa gitmeye kilitlenen bir kitle olduÄŸunun farkında. Kendisinin potansiyel seçmeninin, kentli oyun ise evinden çıkmaya, oy vermeye, parmağını boyatmaya üÅŸendiÄŸinin farkında. O insanları sandığa çekmek istiyor. O yüzden 29 Mart günü evinizden çıkın ve bu adama oy verin.
- Ve en sona kalan ilk izlenim: Daha görür görmez 'Bu adam yalancı deÄŸil, bu adam karşısındaki kandırmıyor, bu adam bir egomanyak deÄŸil, bu adam ezmiyor, bu adam dinliyor, bu adam kıymet veriyor, bu adam anlıyor, bu adam gerçekten de dürüst, bu adam espriden anlıyor, bu adam insan, bu adam gülüyor, bu adam sizin bizim gibi' diyorsunuz. Ama daha da önemlisi 'Bu adam iyi bir insan' hissiyatı kalıyor. Ve bu adam hem iyi bir adam, hem de iÅŸini bilen, çalışkan biri. Daha ne olsun?
Hürriyet'teki 'çete' Özkök'ten nefret mi ediyor?
Artık bütün medya kolonya kokulu yazar Fehmi Koru'nun gözünü Hürriyet'e diktiÄŸinin farkında. O her ne kadar kıvırmaya, 'gözüm yok' demeye çalışsa da yazdıkları ortada. Üstelik DoÄŸan Grubu'na kesilen cezadan çok önce baÅŸladı bu yanaÅŸma. ArÅŸiv ortada,'Beni Hürriyet'e alın' mesajını içeren yazılar çok önceden baÅŸladı.
Bütün medya da bunun farkında, nitekim bu yönde pek çok yazı da çıkıyor. Plan o kadar ortada ki hiç kimse de Fehmi Koru'nun savunmalarını ciddiye almıyor. Koru bu kadar aleni çaÄŸrı yapıyor.
Ancak koca medyada Fehmi Koru dışında sadece tek bir mecra daha Koru'yu savunuyor: Hürriyet'in ekyazarıyla, Hürriyet'in magazin müdürünün sahibi olduÄŸu medyatava.com. Sürekli olarak Fehmi Koru'nun savunma yazılarını sitelerinde kullanıyor. Koru'ya yönelik eleÅŸtiriler ya verilmiyor, ya gizleniyor. Ama Koru'nun kendi yazıları manÅŸetten sunuluyor, hem de istisnasız bir biçimde.
Koru'yla medyatava.com'un sahiplerinin Cihangir'de komÅŸu olmaları yüzünden mi?
Yoksa Koru sayesinde iÅŸ baÄŸlandığı için mi?
Bu abartılı övgü gözden kaçmayacak bir hal aldı.
Ama bir baÅŸka boyutu daha var bu yayınların. Bu sitenin sahipleri Hürriyet'te çalışmalarına raÄŸmen sanki gizliden gizliye ErtuÄŸrul Özkök'ten nefret ediyorlar... Kendilerine DoÄŸan Grubu'nda yeni bir pozisyon ayarlamaya çalışıyor gibiler...
Mesela aynı site, geçtiÄŸimiz günlerde Yeni Åžafak'ta çıkan Zafer Mutlu'nun villasıyla ilgili haberi de manÅŸete taşıdı.
Fakat daha sonra Fehmi Koru'nun Beykoz'da yaptırdığı süper lüks köÅŸkün de kaçak olduÄŸu ortaya çıktı.
Zafer Mutlu'nun villasını haber yapan medyatava.com, Fehmi Koru'nun kaçak köÅŸkünü görmezden geldi. (Koru'nun kaçak köÅŸkünün belgeleriyle ayrıntıları odatv.com'da var.)
Apaçık bir çifte standart var.
Bu sitedeki ErtuÄŸrul Özkök ve Zafer Mutlu aleyhtarı kampanyanın nedenlerini merak ediyorum. Bu site apaçık DoÄŸan Grubu'nun iki önemli ismine karşı cephe olanlarla yandaÅŸ oluyor.
Dönemin gereÄŸi mi? Bu yüzden mi Fehmi Koru'ya yanaşılıyor?
'Ye kürküm ye' yerine 'Ye sitem ye' mi?