AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-03-12

kategori2

CHP'nin Kimliksizliği

CHP solda olmayı ve solda kalmayı AKP'in karşısında durmak zannetti. AKP'yi bir sağ parti olarak alımlaması vahim bir değerlendirmeydi.
Bu değerlendirme CHP'yi küçültecek süreci de işletti.
AKP sağı ve solu kısmen başka bir dolu ideolojik referansı da içeren gayet aktüel bir partiydi.
Katı ve bütünlüklü ideolojilerin bölük pörçük edildiği dünyada sol da erimişti.
Bu yeni dönemi kuşatacak anlam repertuvarını CHP kuramadı.
Geçtiğimiz yüzyılın siyasi referanslarını kullanmaya devam etti. 
AKP'nin ise kaynaklarından koparak evrilmesi zamanın ruhuna uygun sürüyordu...
Bu tarihsel farklılaşmayı CHP'nin yakalaması olanaksızdı.
Yerinde ve hizasında kalarak siyaset yapmaya uğraştı.
Savunmacı, muhafazakar, devletçi bakışı bu yeni dünyanın hakim eğilimlerini kavrayamıyordu.
Yakalayabildiği tek muhalefet imkanı laik-antilaik hattında cereyan etti.
Kendi değişimini gerçekleştiremediği gibi AKP'nin dönüşümünü de izleyemedi.
AKP'nin belediyecilikten gelen siyasi tecrübesi toplumun tabanına doğru yayılmasını kolaylaştırdı.
Hizmet temelinde ürettiği politikalar İslami duyarlılıkla ve AB hamlesiyle birlikte AKP'yi merkez partisi haline getirdi.
AKP pragmatik kimliğini son seçimlerle pekiştirdi.
AKP ile CHP arasındaki etkileşimin yetersizliğiyle Türkiye siyasetsizlik dönemine girdi.
Kutuplaşma ve cepheleşme tabiriyle ortaya çıkan tablo siyaset yapamama haliydi.
Korkuların motive edildiği, kısır çekişmelere mahkum gündem hızla aktı.
Türban, mahalle baskısı, Malezyalaşma, Bayrak mitingleri saflarında bir 7 yıl geçti.
Siyasetin hayattan çekildiğinin bir göstergesi de devlet kurumları arasındaki mücadelede oldu .
CHP'nin küreselleşmenin siyasi ve ekonomik etkileriyle ilişkilenmemesi ağır bir kayıtsızlıktı.
Herhangi bir insanlık durumuna dair bir proje dahi oluşturamıyordu.
Ne toplumu ne de dünyayı okuyabilecek siyasi çerçeveyi kurabildi.
Aslında muhalefet yapılacak geniş mücadele alanını, küreselleşme kurmaktaydı.
Üretimden düşenler, gelir dağılımında savrulanlar, kamu harcamalarındaki düşüş, eğitim ve sağlıktaki eşitsizlik...
CHP'nin eleştirilerine ve sorgulamalarına mazhar olamadı.
CHP kendini sol olarak adlandırırken sahiden sol bir partinin en gerektiği zamanlardan geçiyorduk.
Sol muhtevasının  kaybolduğunu geç fark etti.
O zaman da rakibinin alanına girip AKP'nin siyasetine yönelip oradan beslenmeye kalkıştı.
Kimliksizliği son dönemlerde tırmanan CHP popülist tavırları her mahalleye 'Kuran kursu' önerisine kadar vardı.
Türkiye'deki gerilimleri azaltacak diye açıklanan bu girişim bile bir akıl tutulması gibi geliyor.
CHP'nin bu hafta açıkladığı 7 maddelik işsizliğe karşı çözüm paketi insana bunları düşündürüyor.
Bu paket de hafta sonuna kalmadan gündemden çıkacak.
Tutarlı ve uzun soluklu bir siyaset olamayacak. Güncel bir çıkış olarak kaybolacak. 
Başlıklardan oluşan içi doldurulmamış öneri, çözüm ve çıkışların ömrü de birkaç gün oluyor.
Halbuki CHP'nin işçi, emekli, ezilen kesimlerle birlikte sendika, meslek örgütleri, sivil toplumla girebileceği dayanışma gerçek muhalefetin yolunu açabileceği gibi halkla birlikte siyaset yapmanın olanağını da oluşturacaktı.
Şimdi ise Türkiye coğrafyasında batıda bazı büyük şehirlere büzülmüş bir CHP var.
2000'li yılların Türkiyesini kavrayamamasının bedelini bir çözüm paketiyle ödeyemeyecek gibi görünüyor.