AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-03-12

kategori2

Karizmanın otokratikleşmesi

The Economist dergisi 'muhaliflerinin otoriterlikle suçladığı Başbakan Erdoğan ülkesindeki popülaritesini kaybetmiyor,Turgut Özal'dan sonra en popüler ve karizmatik lider olmayı sürdürüyor'diyor.
Dergi, Van'daki yaşlı bir kadının 'Tayyip bizden biri, bize eşit muamele ediyor' dediğini de ekliyor.
Başbakan'ı eleştirenlerin ise Başbakan'ın giderek daha otokratik hale geldiğini ve 2002'deki reformcu çizgiden uzaklaştığını söylediğine yer veriyor.
The Economist dergisinin bu yorumu 'Başbakan karizmatik liderlikten otokratik liderliğe geçer mi?' sorusunu da beraberinde getiriyor.
29 Mart seçimlerini müteakip nasıl bir Başbakan göreceğiz?
Toplumsal varlığımız, ortak yaşayışımızda bazı insanları karizmatik olarak belirler.
Karizma, toplumun lidere yönlendirdiği bir atıftır. Psişik ve yarı mistik bir algıdır. 
Karizmatik lider çıkarmanın, toplumun psikolojik boşluklarını gideren bir işlevi vardır.
Toplumlar lideri, kurtarıcı, onarıcı ya da kudretli gibi bir figüre dönüştürerek güçsüzlüğünü yenmeye çalışırlar...
Bazı liderler, bazı tarihsel koşullarda toplumlar tarafından karizmatik kılınırlar.
Bu kesişmede, lidere olan inanma isteği ve liderin de toplumu anladığı ve değer verdiği kanısı hakimdir.
Çünkü toplum insan gibi psikolojik bir organizasyondur.
Ve bu organizasyonun karışık süreçleri vardır.
Korkuları, kaygıları, sevinçleri, unutmak istedikleri, hayal kırıklıkları gibi...
Başbakan Erdoğan bu psikolojik süreçleri derin anlayan ve yöneten biri.
Halktan biri olduğuna dair kuvvetli algı oluşturuyor.
Başbakan'ın söylemleri Vanlı teyzenin dediğini doğruluyor.
Toplumsal korkuları ve çözülmeyi bertaraf edici bir dil kuruyor.
Halkın yanında ve yakınında olduğunu hissettiriyor.
Diğer yandan da beliren bir otokratlık tehlikesi var mı?
Toplumlar da kaçınılmaz olarak liderleri etkiler ve belirler.
Büyük yığınların sevgi ve ilgileri, bir kurtarıcı gibi lidere sarılmaları, lider için büyük bir özgüvendir.
Bu özgüvenin etkileri siyasi alanda nasıl ortaya çıkacaktır?
Geniş kalabalıkların Başbakan'a olan ilgisi bir 'Tek adam' yaratma özlemlerini gösteriyor.
Toplumun farklı kesimlerinden Başbakan'a yönelik Padişah, Fatih gibi tarihsel unvanlar bu isteği doğruluyor.
Başbakan'a II. Atatürk pankartı bile açıldı.
Kitlelerin yoğun heyecanı seçim meydanlarında görülüyor.
Popülizmin mahrumiyet, dışlanmışlık, ezilmişlik içinde olan insanların ortak duygularına hitap eden ve onların sesini önde kılan tavrı da artıyor
Popülist söylemler Başbakan'ı karizmatik liderlikten uzaklaştırıyor.
Bundan sonraki aşama 'tek yorum',' tek görüş', 'tek ses' olmamalıdır. 
Hele de bizim siyasi kültürümüzde iktidarı mutlaklaştırıcı özelliğimiz varken...
Gerçek lider, iktidar kullanmaya gerek olmadan, insanlar tarafından lider olarak kabul görendir.  
Demokrasi de liderlik aksine iktidarı mutlak hale getirmemektir.
Başkalarının da getirmesine engel olmaktır.
Başbakan'ın pragmatik tavrının kendisini şanssız biçimde otokratik liderliğe savurmamasını diliyoruz.
Karizmatik liderliğin otokratik liderliğe dönüşümü Başbakan'ı tarih nazarında da sıradan bir yere koyacaktır.