AKŞAM | YASAM | 14 MART 2009, CUMARTESİ
Deniz Baykal bu sloganı nasıl, nereden bulmuÅŸ diye düÅŸünmeye baÅŸladım. Bazı teorilerim var...
Gülüm DaÄŸlı
gulumdagli@gmail.com
Mart ayı gelince grip olmak, HaÅŸmet BabaoÄŸlu’nun yaz aylarında Cunda’ya gidip zeytinyağına ekmek banması gibi bir ÅŸeydir benim için. Kesindir. Nettir. Tartışma götürmez bir hayati gerçekliktir. Yine bir elimde ıhlamur, öteki elimde gazeteler! Hastalıktan insan ne yaptığını bilemiyor tabii. Bu kadar uzun saatler gazete okumanın, bünyede hasar oluÅŸturabileceÄŸini önceden hesaplayamadım. Neticede gribim azdı, başım aÄŸrımaya baÅŸladı. Ben de aÄŸrılarıma çare olarak tek dostum boÄŸaz pastillerine sarıldım.
Ülkemizde bir adet (rakamla 1) mutlu olay yaÅŸanmıyor. Dolayısıyla da gazetelerde de mutlu bir haber verilmiyor. Genelde özen gösterilmeyen kıytırık teknoloji sayfalarında bile sevinebileceÄŸimiz bir haber yok: “Cep telefonu beyin hücrelerimizi cayır cayır yakıyor” diyorlar. Alt metin ÅŸu: GeçmiÅŸ olsun, hepimiz alzheimer yolcusuyuz.
BoÄŸazından kesilip çöpe atılan insan bedenleri mi dersiniz, parti liderlerinin ortaokul çocukları gibi birbirlerine laf oyunları yapmalarını mı … Deniz Baykal, “AKP ile gelen APS ile gider” demiÅŸ mesela. Bu söz bana dandik TTnet reklam sloganlarını hatırlattı. Sonra Deniz Baykal bu sloganı nasıl, nereden bulmuÅŸ diye düÅŸünmeye baÅŸladım. Bazı teorilerim var:
CHP espri anlayışından yoksun bir metin yazarıyla çalışıyor
Deniz Baykal’ın bizzat kendisi yoksun
Deniz Baykal’ın konuÅŸmalarını, Süheyl ve Behzat Uygur kardeÅŸler yazıyor
Divan edebiyatını kıskandıracak bu gelir-gider kafiyesi ve alt metninde yatan ÅŸaka, ciddi anlamda düÅŸündürdü beni. Ülkeyi yöneten adamlardan zekice laflar, akıllıca projeler duymanın anormal bir beklenti olduÄŸuna kanaat getirdim. Bilakis bu kötü dönemde, insanlar iÅŸsizlikten banka soymaya, kendini öldürmeye baÅŸlamışken; biri birine “Recep İvedik gibisin heh heh” diyorsa, öteki de “OÄŸlum bir iktidar olamadın yaa” diye dalga geçiyorsa; evet, kesinlikle anormal bir beklenti içindeyiz.
AKP sarmış dört bir yanımı
Tüm bu feryat figan gazete haberleri arasında kendime bir mutluluk molası verip mutfaÄŸa gitme gafletinde bulundum. Gayet masumane bir bardak ıhlamur içme niyetindeydim. GelmiÅŸken bir tık güneÅŸ yüzü göreyim dedim de, pencereyi açar açmaz karşıma ne çıktı dersiniz? Gökyüzünün her bir tarafını AKP bayrakları iÅŸgal etmiÅŸ: “Durmak yok yola devam!” diye bağırıyorlar. “SaÄŸdan git de cüzdan bulursun belki” diyorum içimden.
Avrupa ülkelerinde de, seçim zamanlarında yere göÄŸe bayrak asma hadisesi yaÅŸanıyor mu acaba? Bayrak asmanın seçim sonuçlarını etkilediÄŸi yönünde istatistikî bir veri var mı elimizde? Türk insanının “bu bayrak güzelmiÅŸ” diye düÅŸünerek ya da “bak ne güzel kuÅŸ resmi koymuÅŸlar” diyerek oy vereceÄŸi partiyi seçtiÄŸi oluyor mu mesela?
Bilinirlik oranını arttırmak için, parti amblemini belleklere kazımak için asılırmış eskiden… Ama diyorum ya, ‘eskiden’! İletiÅŸim teknolojisi bu kadar geliÅŸmemiÅŸken… Artık öyle bir zaruriyet yok! Her ÅŸey elimizin altında, gözümüzün ucunda, dilimizde, cebimizde! Parti propagandalarını yöneten iletiÅŸim ÅŸirketleri bunu görmüyor mu acaba? “Zamanı yakalama” diye bir hadiseden haberleri yok mu?
MeÄŸer sadece bizim sokak deÄŸil, bütün mahalle salkım saçakmış bu aralar… Her yerden bir bayrak sarkıyor. AKP’sinden tutun, MHP’sine kadar binbir çeÅŸit, rengarenk, dersiniz ki çarÅŸamba pazarı… Kolay kolay da çıkarmazlar bunları ÅŸimdi. Seçimler biter, aylar geçer, bayraklar artık yaÄŸmurdan, sudan, kirden, pastan kendi kendilerine düÅŸüp savrula savrula bulurlar yollarını. Herkes kendi yolunu buluyor nasılsa. Durmak yok! Ama her halükarda saÄŸdan gitmekte yarar var…