Her ne kadar tersine çalışsak da 'akıl' deÄŸil, 'akıl dışı' olaylar belirliyor hayatı. Çetrefil örnekler aramaya gerek yok. Somut etkilerini yaÅŸamakta olduÄŸumuz küresel ekonomik durgunlukta, Davos'ta ve Ergenekon'da, 'akıl dışı'lığın bariz hakimiyetinin mevcudiyeti ortada...
Biraz geç de olsa Hollandalı Matthijs Van Boxsel'in Aptallık Ansiklopedisi geçti elime. Bakınız 'TaÅŸ kavgası' bölümünde ne anlatıyor: 'Åžeytan, Tanrı'nın gücünü ölçmek için ondan, kendisinin bile yerinden kaldıramayacağı kadar ağır bir kaya yaratmasını istemiÅŸ. Tanrı, yarattığı kayayı yerinden kaldıramadığı zaman gücünden ÅŸüphelenileceÄŸi, kaldırabildiÄŸi zaman da yeteri kadar ağır bir kaya yaratmadığı ortaya çıkacak diye ne yapacağını ÅŸaşırmış.
Tanrı, mutlak kudretiyle, yarattığı kuralların da üzerinde midir, yoksa kendisi de onlara tabi midir? Bu paradoksun, bir felsefe oyunu olmaktan daha fazla olduÄŸu ve metafiziÄŸin kalbine dokunduÄŸu görülüyor (...)'
İşte küresel ekonomik durgunluÄŸa yol açan KRİZ'in ve Ergenekon'un bu hikayedeki taÅŸtan farkı yok. Ekonomi tanrıları, ÅŸeytanın oyununa geldiler ve kendilerinin bile kaldıramayacağı kadar ağır bir kaya yarattılar.
Çünkü hikayede Tanrı'yı o kayayı yaratmaktan alıkoyan 'mutlak akıl', Tanrı'nın yarattığı insana sadece 'akıl' olarak verildiÄŸinden, insanın her yaptığına katılmaz aklı. O vakit delilik eder, delilikle var olur, insan.
***
Aptallık Ansiklopedisi'nden aktaracağım şu Nasreddin Hoca fıkrasına bakın (Bizim bildiklerimizden değil, dış kaynaklardan alıntılanmış bir Nasreddin Hoca fıkrası)...
Nasreddin'in kahvenin önünde her zaman oturduÄŸu masası vardır. Her gün yanından koÅŸarak geçen bir çocuk, hocanın kavuÄŸunu aÅŸağı çeker. Kahve sahibi, Nasreddin'e neden müdahale etmediÄŸini sorar. Hoca, 'Her ÅŸeyin bir zamanı var' der. Bir gün Nasreddin'in yerinde bir asker oturmaktadır, aynı çocuk bu defa onun ÅŸapkasını aÅŸağı çeker. Asker kılıcını çeker ve çocuÄŸun başını uçurur. Nasreddin, 'Ne demek istediÄŸimi anladın mı?' diye sorar.
***
Aptallık Ansiklopedisi'ndeki tarifiyle; 'Nasreddin, olanaksız görünen bir davranışı, saÄŸlam bir mantığa dayandırır. Ne olursa olsun, dünyanın sonu da gelse hiçbir gerekçeye kulak asmadan hedefine ulaÅŸmak için diretir. Buna raÄŸmen yönetimin arkasında gizli bir delilik de vardır.'
Bana göre, BaÅŸbakan'ın Davos performansını kritik eden en isabetli metindir bu aynı zamanda. ÜÅŸenmeyip yeniden okuyun, dilerseniz.
Bir Tayyip Erdoğan fıkrası
'DAVOS deliliÄŸi'nin ardından, Arap ve İslam dünyasında kazandığı 'büyük lider' efsanesi günden güne güçleniyor BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın. Posterler, 'Büyük BaÅŸkan ErdoÄŸan' ÅŸarkıları derken, fıkralara da konu oldu sonunda BaÅŸbakan. İşte bugünlerde, Arap bir kadının Türk iÅŸadamlarına anlattığı fıkra:
Suudi Arabistan'da bir kadın tuvalete gitmiÅŸ. Fakat 'erkekler' kısmına yöneldiÄŸi için oradakiler kadının yolunu kesmiÅŸ...
-Dur. Burası erkekler için!
-İçeride Tayyip ErdoÄŸan mı var? diye sormuÅŸ kadın hemen...
-Hayır.
-O zaman girebilirim, demiş kadın. Ve sormuş...
-İslam dünyasında Tayyip ErdoÄŸan'dan baÅŸka erkek mi var?!
***
Bu fıkra ÅŸu açıdan önemli; Tayyip ErdoÄŸan'ın ÅŸimdiye kadar akıllı, makul bir lider olmaya çalışarak ne kazandığı ortada. Ancak Davos'taki deliliÄŸi yapmaya cesaret ederek, ÅŸu zamana kadar kazanamadığını kazandı ve tüm OrtadoÄŸu'da 'süper kahraman' oldu.
İşte akıl dışılık ya da deliliÄŸe cesaret, bazen aklın kazandırabileceklerinden çok daha fazlasını kazandırabiliyor.