Nagehan Alçı nagehan@nagehanalci.com

kategori2

Buzlar ülkesi

RIGA

AB'ye bir türlü giremememizin altında yatan kavramı  buldum. Almancası 'temparement'. Türkçe'ye tam olarak çevirmek mümkün deÄŸil. Sözlük 'huy' diyor. Daha çok 'mizaç'a yakın ama aslında 'duyguların bütünü' anlamında kullanılıyor 'temparement'.
***
Bizim OrtadoÄŸu coÄŸrafyasının insanlarında var olan temparement, duyguların yönetimine açık kılıyor insanı. Aynı temparement Avrupalılarda yok. İspanyol, İtalyan ve Yunanlılarda kısmen var ama onlar da gerektiÄŸinde bunu kontrol altına alabiliyorlar. Oysa Kuzeybatı, DoÄŸu  ve Orta Avrupa'nın bambaÅŸka bir ruhu ve kokusu var. Bu ruhun ve kokunun tarifi hayli zor. Sanırım iki kavramı da en iyi açıklayan kelime 'kontrol'. Avrupa kültüründe yaÅŸam 'kontrol' kavramı üzerine dönüyor. AB de bu kontrol mekanizmasının genelleÅŸtirilmesinden ibaret. Biz Türkler bu kavram ile hoÅŸlaÅŸmadığımız için AB üyeliÄŸine bir türlü eriÅŸemiyoruz.
***
Sanırım kontrol mekanizmasının Avrupa'da böylesine yerleÅŸik olmasında kilise önemli bir rol oynuyor. Kilise, toplumu hem siyasi hem de ruhani açıdan kural koyarak ve gerektiÄŸinde cezalandırarak yönettiÄŸi için Avrupalıların kontrole tarihsel alışıklığı var.  Bu, iklimin yumuÅŸak olduÄŸu İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi bölgelerde daha az seviyede geliÅŸmiÅŸ ama yine de istenildiÄŸinde buralarda da canlandırılabiliyor.
***
Bizde kiliseden topluma yayılan hiyerarÅŸik kontrol mekanizması olmadığı için bir türlü Avrupa'ya uyum saÄŸlayamıyoruz. Bir doku uyuÅŸmazlığı oluÅŸuyor her denemede. Bunu Baltık seyahatimin birçok noktasında hissediyorum. Birkaç gündür Letonya'dayım. BaÅŸkent Riga'da dolaşıyorum. Ve attığım her adımda etrafımda kontrollü insanlar görüyorum. Bu kontrol hareketleri yavaÅŸlatıp tek tipleÅŸtirmiÅŸ. Tabii soÄŸuk da önemli bir etken olmuÅŸ böyle bir resmin ortaya çıkmasında.
***
İlk gün ÅŸehre girdik, in cin top oynuyor. Etraf bembeyaz. Yürürken kardan önümüzü göremiyoruz. Çaresiz bir kafeye oturduk. Dışarısı tam bir muamma. Birazdan fırtına durdu. Bir de baktık ki tarihi kentin tam merkezindeyiz. Karşımızda muhteÅŸem St Peter, hemen arkasında Dom Katedrali... O andan itibaren Riga macerası baÅŸladı. Ve üç gün boyuca kar eÅŸliÄŸinde devam etti.
***
Yolunuz kışın Letonya'nın baÅŸkentine düÅŸerse aklınızda kalan en önemli hatıra beyazlık olacaktır.  Bir de insanların 'buz gibiliÄŸi'. Ülke öyle soÄŸuk, hareket kabiliyeti hava ÅŸartları dolayısıyla öyle kısıtlı ki Letonyalılar adeta buzdan heykellere dönmüÅŸler. Riga'nın muhteÅŸem meydanları ve renkli Art Nouveau binalarına inat hepsi aynı tekdüzelik ve renksizlikte sanki.
***
En kalabalık caddelerde bile kimseden ses çıkmıyor. Herkes aynı hızlı adımlarla ve hiç konuÅŸmadan yoluna devam ediyor. Siz onlarla konuÅŸmaya çalışırsanız yandınız. Bu giriÅŸim onların özel alan ihlali sayılıyor. Ve yüzde 99 ihtimalle tersleniyorsunuz. Kentin elektriÄŸi, havası gibi 'buzz'.
***
Avrupalı olmak buradakiler gibi ruhunu soÄŸuÄŸa ve rüzgara kaptırmakla ilgili olmamalı. Sanırım eski kıta ortak özellik olarak tanımladığı kriterlerde temparement homojenliÄŸine takılıp kaldığı sürece gittikçe hantallaÅŸacak.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3