Bunun adını siz koyun... İster isyan, ister öfke...
Ölümüne bir mücadele...
SavaÅŸa gider gibi...
Tıpkı 'ölmek var, dönmek yok' gibi...
Bir haykırışın...
Bir kafa kaldırışın...
Zaferle buluşması gibi...
O zafer tacını takan Sabri, pazar akşamının kadro dışı kalan adamıydı...
TükeniÅŸe, eleniÅŸe izin vermeyen Arda, pazar akÅŸamının 'Lincoln'e tam 23 dakika pas vermedi' diye topa tutulan ismiydi...
Ne oldu bunlara?
Ne oldu da böyle isyan bayrağını açtılar...
Ne olduÄŸu belli...
Üç günde 'adam yerine konduklarını' anladılar...
Bülent Korkmaz'ın üç günde takıma üç maçlık kondisyon yükleyecek hali yok...
Ama 'yok' sayılanlara, adam yerine konmayanlara sahip çıkmanın ödülünü aldı Bülent Hoca...
Daha üç gün önce 'adam yerine konmayanlar', adam gibi oynadılar, koca bir takımı ayaÄŸa kaldırdılar...
Yerlisiyle, yabancısıyla koca bir takımı ayağa kaldırdılar...
Üstelik ÅŸaka gibi bir gol yemelerine raÄŸmen...
Üstelik, iki dakikada iki gol atıp, iki dakikada aÄŸlarında iki gol görmeleri gibi...
Ama bunların altında ezilmediler...
Kewell'ın, Hagi'yi gölgede bırakan ultra süper füzesi...
Barış'ın olaÄŸanüstü mücadelesi...
En önemlisi, Galatasaray'ın yenik baÅŸladığı bir maçı yıkılmadan, dağılmadan zafere çevirmesi...
Bütün bunlar, aslında bir isyanın eseriydi...
Ama bu zafer, eksiklerin üstünü örtmesin...
40 metreden atılan uzun toptaki Meira ıskasını...
Bordeaux'nun beraberlik golünde kaleci Sanctis ile Emre Aşık'ın birbirlerini marke etmesini...
Ama gecede turla birlikte, belli olan çok önemli bir ÅŸey daha vardı...
Galatasaray'ın bundan sonra her maçında, her ÅŸey olabilir...
Galibiyet, maÄŸlubiyet...
Ama artık tek şey olmaz...
Galatasaray pes etmez...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.