Åžubat ayında TÜFE % 0.34 düÅŸüÅŸle, piyasanın tahminin altında geldi. DüÅŸüÅŸün büyük çapta sadece gıda fiyatlarından kaynaklandığı görülüyor.
ÜFE'deki aylık % 1.17'lik artış ise, tersine, piyasanın tahmininin üzerinde geldi. Bu artışta tarım fiyatlarının yanında, elektrik, gaz ve suda fiyatlarında artış etkili oldu.
Özetle ÅŸubat ayında yıllık TÜFE 1.8 puan düÅŸüÅŸle % 7.7 seviyesine gerilerken, ÜFE 1.5 puan gerileyerek % 6.4'e indi. AÅŸağıdaki tabloda hedef gösterge olan TÜFE 'de yıllık enflasyona katkılar sergileniyor. BilindiÄŸi gibi katkı payı demek endeksteki pay çarpı yüzde artış demek.
AÅŸağıdaki tabloda endekste yüzde 28 payı olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık katkı 3.2 puandan 1.7 puana düÅŸerek TÜFE düÅŸüÅŸünün büyük çoÄŸunluÄŸunu üretti. Bu tabii ki global ve yerel talep düÅŸüklüÄŸünün de sonucu. Endekste yüzde 19 payı olan konut, yani konut kirası ve konut yakıtı grubu ise 3.5 puan katkıdan 3.2 katkıya düÅŸerek enflasyonun geri kalanını üretmiÅŸ oldu.
Geçen yılın temmuz ayında yüzde 12.1 seviyesine kadar yükselen yıllık enflasyon oranı ÅŸubat ayı itibarıyla yüzde 7.7 seviyesine gerilemiÅŸ durumda. Daha önce en son 2007 yılının ekim ayında yıllık enflasyon oranı bu seviyede idi. Enflasyondaki düÅŸüÅŸün devam ederek Mayıs-Haziran döneminde yüzde 5 seviyesine kadar gerilemesini bekliyoruz.
Burada iç ve dış talebin düÅŸük olması ve tüm dünyada enerji, gıda ve emtia fiyatlarının düÅŸmüÅŸ olması Merkez Bankası'na nominal faizi indirme fırsatı vermekte.
Enflasyon geliÅŸmelerinin ışığında Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine devam etmesi gerekir diye düÅŸünüyoruz. Ancak ÜFE'deki geliÅŸmelerde yani artışta döviz kurlarından enflasyona geçiÅŸlilik olgusu göründüÄŸünün de altını çizmek gerekli.
Ülkemizin tabii güçlü ve zayıf ekonomik noktaları var. Bankalarımızın 2001 yılında tamir edilmiÅŸ olması ve eskisi gibi döviz açık pozisyon taşımıyor olması, Merkez Bankası'nın 70 milyar doları aÅŸan döviz rezervi, ülkenin toplam bütçe açığının ve net dış borç stoku sayılarının 2001 yılından bu yana çok önemli boyutta azaltılmış olması güçlü noktalar. İhracata bağımlı olmamız ve bu nedenle dış talep toparlanmadan toparlanamayacağımız, enerji fiyatları bir kere daha yükseldiÄŸi zaman ithalat giderlerinin artacak ve cari denge açığının ileride yeniden artacak olması, uluslararası sermaye hareketlerinin daralmasının özel finansmanı daraltması ve tabii içerdeki siyasi kavgalar gibi olgular ise, zayıf yönlerimiz. Bu söylenenler ışığında IMF ile anlaÅŸma yapmamızın gerçekleÅŸmesi, risk algılamasını deÄŸiÅŸtirerek, Merkez Bankası'nın elini, faiz indirimleri konusunda daha da kuvvetlendirecektir.
Enflasyona Katkı Tablosu - Şubat 2009 Yıllık Katkılar
TÜFE 8.4 10.6 10.1 9.5 7.7
Gıda-alkolsüz içecekler (28%) 3.4 4.0 3.4 3.2 1.7
Konut (19%) 1.9 2.7 3.8 3.5 3.2
BİRİNCİ GRUP (47%) 5.3 6.7 7.2 6.7 4.9
Ulaştırma (13%) 0.6 1.5 0.3 0.2 0.3
Otel, lokanta ve kafeler (5%) 0.7 0.8 0.8 0.7 0.7
Ev eşyası (8%) 0.3 0.5 0.8 0.7 0.6
ÇeÅŸitli mal ve hizmetler (5%) 0.2 0.4 0.5 0.5 0.5
Sağlık (3%) 0.0 0.0 0.1 0.0 0.1
İKİNCİ GRUP (32%) 1.9 3.2 2.4 2.2 2.2
Alkol-tütün mamulleri (5%) 0.9 0.3 0.0 0.0 0.0
Giyim-ayakkabı (7%) 0.3 0.2 -0.1 0.0 0.2
İletişim-Haberleşme (5%) -0.1 -0.1 0.2 0.3 0.2
Kültür ve eÄŸlence(3%) 0.0 0.1 0.2 0.3 0.3
EÄŸitim (2%) 0.1 0.2 0.2 0.2 0.2
ÜÇÜNCÜ GRUP (21%) 1.2 0.7 0.5 0.6 0.6