Son yıllarda iki kadın bir araya geldi mi, yegane mevzu 'verilemeyen kilolar' oldu. Hiçbiri de '40'ıma geldim, iki çocuk doÄŸurdum balık etli olmak benim hakkım' demiyor...
Böyle deÄŸildi. Kadınların '3K' (kilo, karın, kalça) sendromu böylesine sarmamıştı benlikleri. 'Daha 30'lu yaÅŸlara ermediÄŸimizden kilo problemimiz yoktu da ondan' mı diyeceÄŸim, ama yooo, çevremde benden baÅŸka kimse sıfır beden deÄŸildi o zamanlar. ArkadaÅŸlarım hep tombiÅŸti. Ben de zayıflığımdan utanır, pantolonun içine külotlu yün çorap giyerdim. 36 beden giysi üretilmezdi. 34 bedene karşılık gelen 'garson beden'i geliÅŸme çağında olan erkek çocuk pantolonlarında bulurduk ancak. Åžimdi kadınları 38-40 beden de kesmiyor. 36 beden olacak. Ama bu, alt beden için böyle. Üst bedenin ise, silikonlarla 40'ı aÅŸması en makbulü. E tabii, o zamanlar ne ÇaÄŸla Åžikel vardı ne de Ebru Åžallı. Oya AydoÄŸan, Müjde Ar ve Banu Alkan'a bakar ÅŸükrederdik demek ki. Kadın muhabbetlerinde, kilo, diyet, pilates'ten sonra, saçta baÅŸta yapılan deÄŸiÅŸiklikler geliyor. 'Sezonun renkleri, trend kesimler, kaÅŸlara saç ektirmeler falan... Botoks'a iliÅŸkin detaylar bitmek bilmiyor. Derken, kim dudağındaki barkod ya da göz kenarlarındaki kazayağı çizgilerini doldurtmuÅŸ dedikodusu derinleÅŸiyor. Barkod ve kazayağı çizgileri sözcükleri TDK sözlüklerine girmedi henüz; yakındır girer. YaÅŸlılık çizgisi demek oluyor. Ama böyle daha havalı. Vizyondaki filmler, yeni kitaplar, oyunlar konuÅŸuluyor sonra. Azıcık da ekonomi. Politika neredeyse hiç yok.
HHH
Zaten olsa da, politika, modernleÅŸen tesettür ile sınırlı kalıyor. Burberry eÅŸarbın ekosesinden, Versace'nin leopar desenli eÅŸarbına geçiÅŸteki sosyo-kültürel devinim süreci, çoÄŸu kadının yaptığı en derin politika dedikodusunu oluÅŸturuyor.
***
Seda (Kaya Güler) geçenlerde, AKÅžAM Gazetesi için belediye baÅŸkan adayı kadınlarla yaptığı röportajları içeren bir yazı dizisi hazırladı. GiriÅŸ yazısında ise 'Benim gönlüm, tüm kadın adayların belediye baÅŸkanı olmasını istiyor. İşte bu yüzden ayrımcılık yapıyor ve sadece kadın adayları tanıtıyorum' dedi.
KeÅŸke 'lehte ayrımcılık' yapmak, kadınların politikada varlık göstermeleri için yeterli olsa. Kadınlar, politika konuÅŸmaktan, saatlerce diyet, pilates, saç rengi, botoks konuÅŸmak kadar keyif almadıkları sürece iÅŸleri zor. Politikacı olmaktansa politikacı eÅŸi olup, aynı nimetlerden ziyadesiyle yararlanmayı tercih ediyorlar.
***
Bu iÅŸ, okulları bitirmek, doktora tezleri hazırlamakla da olmuyor. Çok kadın var doktoralı, çorap parasını kocasından isteyen. Kadına mücadele etmeyi öÄŸretmek gerek önce. Bebekken eline bir Barbie bebek tutuÅŸturup, 'Saçlarını tara bakalım!' demiÅŸiz yıllarca. Artık onun da renk renk oyuncak arabaları olmalı. Erkek kardeÅŸiyle yarıştırmalı onları. 'En güzel olmak' deÄŸil, 'kazanmak' hırsı basmalı. Dizini parçaladığında, ona da 'Kadınlar aÄŸlamaz' demeli sertçe. Kırılganlığı bırakıp cesaretini toplamalı.
Okuma-yazma bilmeyenlerin yüzde 75'i kadın. Medyada kadın sadece, maÄŸdur, töre cinayetleri, cinsel taciz ve tecavüz haberleri ile arka sayfa güzeli olarak adından söz ettirirken, 'kadına öncelikle kadın desteÄŸi gerek' Seda'nın dediÄŸi gibi...
Akıl ve detaycılık zaten doÄŸuÅŸtan var. Hizmet ruhu da erkeklerden fazla. Bak gör, siyasete girsinler, memlekete hizmetin en alasını yaparlar... Bugünün manasını hala kavrayamadım ama, madem ki var, Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun...