Döviz kurları son günlerde risk algılamasının artması nedeni ile yükseldi. Dalgalı kur sisteminde her ÅŸey olabilir, ama kimse kurların nereye gideceÄŸini bilemez.
Ancak ülkemizde birçok uzman kur hareketinin nedenini, yani risk algılamasının neden deÄŸiÅŸtiÄŸini, derhal ve detaylı (?) açıkladığı gibi, müthiÅŸ gelecek kur hareketi tahminlerinde de bulunmakta. Hatta 1.9672394 - 2.13527458 aralığı türü (?) müthiÅŸ (?) ve kesin (?) tahminler ortalığa dökülmekte. Bizce bu tahminlerin deÄŸeri kahve falı kadar. Ama medya böyle tahminleri sevmekte.
Uzun zamandır çeÅŸitli faktörler ülkemizdeki kur hareketliliÄŸinin nedeni olarak ortaya atılmakta. Mesela birkaç hafta DoÄŸu Avrupa'daki AB ve euro sistemi adayı ülkelerin cari denge açıkları, paralarının deÄŸer kaybı, dış borç sorunları ve bankalarının iflasları gibi konular gündeme gelmiÅŸti. Sonra ABD banka devletleÅŸtirilmesi, General Motors iflası, Citibank ABD borsa deÄŸerinin hisse başına 1 doların altına düÅŸüÅŸü, ABD ve dünya borsalarında genel sinirlilik ve deÄŸer kaybı gibi faktörler gündeme getiriliyor.
Burada biraz açıklama getirelim, mesela DoÄŸu Avrupa ülkelerinin riskini biraz inceleyelim. Dünya Bankası her üç ayda bir, bir DoÄŸu Avrupa 10 ülkesi raporu çıkartır, bu ülkelerin sorunlarını 'EU 10 Regular Economic Report February 2009' raporundan elde edebilirsiniz. Dolayısı ile ülke analizlerine girmiyoruz. Ama banka ve borç konusuna gireceÄŸiz. EU 10 ülkeleri Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve son ek olarak Hırvatistan olarak alınıyor. Medyada bu ülkelere Ukrayna, Rusya ve hatta Kazakistan da ekleniyor. Türkiye de, üzücüdür ki, coÄŸrafi nedenlerle bazıları tarafından bu gruba dahil ediliyor (Rusya ve Kazakistan, benzer sorunlar yaÅŸamakla beraber kendi sorunlarını kendileri çözebilecek kadar döviz rezervleri var).
Peki AB adayı ve euro adayı bu ülkelerde ne oluyor? Bu ülkelere kriz baÅŸlamadan evvel yüksek miktarda sermaye giriÅŸi olurken, ÅŸimdi sermaye çıkışı olmakta, likidite ve kredi sorunu yaÅŸanmakta. Bu nedenle de özellikle bankalar ciddi ÅŸekilde sorun yaÅŸamakta. Zaten cari denge açıkları var, bir de kurlar hızla oynayınca, dış borç servisinin yapılamayacağı tezi gündeme geldi. Özellikle de bankaların dış borç riskinin çok büyük olduÄŸu ve toplam 1.700 milyar dolar boyutunda olduÄŸu ve bu nedenle de Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa Kalkınma Bankası kanalı ile AB ülkeleri tarafından saÄŸlanan (cari kurlarla) 31 milyar dolarlık yardım paketinin çok küçük kaldığı gündeme getiriliyor ve baÅŸta Almanya ve Fransa olmak üzere tüm AB ülkeleri, AB'nin çözülmesine neden olabilecek bir kayıtsızlıkla itham ediliyorlardı.
Ancak EBRD kısa adı ile anılan Avrupa Kalkınma Bankası baÅŸiktisatçısı Erik Berglof, Financial Times gazetesine yazdığı bir mektupla gazetenin
28 Åžubat ve 2 Mart tarihlerinde verdiÄŸi 1.700 milyar dolar dış borç baskısı bilgisinin tamamen yanlış olduÄŸunun altını çiziyor. İncelenirse bulunabileceÄŸi gibi bu ülkelerin banka sisteminin yüzde 80 kadarı yabancı bankaların temsilcilikleri, ÅŸubeleri veya lokal olarak kurdukları bankalara ait. Bu nedenle, 1.700 milyar dolar rakamı, BIS denen Bank For International Settlements verilerinden alınmış ve kabaca toplam banka bilançolarının toplam deÄŸeri.
Halbuki bakılması gereken sayı bu ülkelerden derhal yenilenmesi veya acilen geri ödenmesi gereken 'dış aleme dış borç' sayısı. Merkez Bankalarından derlenen verilere göre, bu sayı tüm Orta ve DoÄŸu Avrupa ülkelerinden dışa ödenecek veya yenilenecek kısa vadeli dış kredi toplamı 200 milyar dolar civarında. Rusya ve Kazakistan dışarıda bırakılırsa da toplam acil kredi sayısı 160 milyar dolar civarında. Ancak bunun yarısı da Batı bankalarının yavrularının ana bankaya olan borçları. Yani dış borç baskısı 60-70 milyar dolar civarında olarak görülmeli. Ancak Batı bankaları 'kendi yavrucuk bankalarına kredi vermeyi keserlerse' sorun daha büyür. Yani 1.700 aslında 60-70 milyar dolar!
Dikkat ederseniz parmak medyaya döndü!
ŞİMDİ SORALIM: Citibank hisselerinin ABD borsa deÄŸeri 1 dolara düÅŸer ve ABD devleti bankaya ortak olursa, ben neden bundan sinirlenmeli ve döviz almalıyım?
n ABD veya herhangi bir diÄŸer ülkede borsalar spekülatörlerin eylemleri nedeniyle düÅŸerken, biri ucuza satıp kaybederken, diÄŸeri ucuza alıp kazandığı zaman, ben niye endiÅŸelenmeliyim ve döviz almalıyım?
n Ülkemizde Merkez Bankası'ndaki 70 milyar doları aÅŸkın döviz rezervi ve banka sistemindeki 50 milyar dolara dayalı döviz rezervi uçtu, gitti ve bitti mi ki, gözler Tahtakale'ye çevrildi, oradaki yüz-iki yüz milyon dolarlık karaborsa piyasa yeniden gündeme getiriliyor ve döviz alınıyor?
n Dalgalı kur dalgalanacak, aynen altının on beÅŸ gün önce tırmanarak 1.000 dolar ons başına çıktığı ve sonra da geri düÅŸtüÄŸü gibi!
n Bu ülkede bir kere daha 2001 yılında olduÄŸu gibi 'Anayasa atılırsa' veya 1994 yılında olduÄŸu gibi faiz zorla aÅŸağıya bastırılmaya kalkılırsa (bunlar önceden tahmin edilemez intihar olaylarıdır) o zaman tabii ki kurlar farklı ÅŸekilde deÄŸerlendirilmek zorunda kalınır. Bizim iç sorunlarımız her zaman çok önemlidir!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.