2 Nisan'daki G-20 toplantısına hazırlık yapmak için Basel'de BIS'te toplanan çeÅŸitli ülkelerin Merkez Bankası BaÅŸkanları ve Maliye Bakanları'nın önemli bir kısmı olumlu konuÅŸurken, Avrupa Merkez Bankası BaÅŸkanı Trichet de WSJ'e verdiÄŸi beyanatta 'Yeniden düzelmenin baÅŸlayacağı ana, trendlerde tersine dönüÅŸün baÅŸlanacağı yere yakın olduÄŸumuz konusunda iÅŸaretler var, yüksek dozda kamu harcaması, daha düÅŸük faiz hadleri ve daha ucuz enerji fiyatları dünyanın yeniden büyümeye baÅŸlamasının olasılığını arttırıyor, yani iyi sinyaller var!' dedi. Daha önce son derece kötümser beyanatlar veren Trichet uzun zaman sonra ilk defa pozitif konuÅŸtu, yan taraftan ise 'Dr.Doom' Roubini gene felaket senaryoları aktarıyordu.
Trichet dünya borsalarındaki rekor düÅŸüÅŸlerin kötümserlikten kaynaklandığını ve hükümetlerin hiç bir kurumu yalnız bırakmamaya ve çöküÅŸe izin vermemeye tamamen kararlı olduklarını belirtti. Pazartesi günü Avrupa Merkez Bankası verilerinde hane halkı ve ÅŸirketlerin aldığı kredilerin faizlerinin düÅŸtüÄŸü ortaya çıkmıştı. İngiltere Merkez Bankası da geçen hafta faizlerini 0.5 düzeyine indirmiÅŸ ve 105 milyar doları aÅŸan bir kredi sistemine destek paketini gündeme getirmiÅŸti.
Çin Merkez Bankası BaÅŸkan Yardımcısı Yi Gang da Çin'in aldığı destek önlemlerinin büyük ölçüde baÅŸarılı olduÄŸunu ve Çin ekonomisini pozitif etkilemeye baÅŸladığını belirtti. Ancak borsalar ve para piyasaları dünyanın hemen her köÅŸesinde gerilimli. Nitekim Londra'da interbank piyasası üç aylık libor faizi eylül ayındaki zirve deÄŸeri 4.82 düzeyinden sürekli düÅŸmüÅŸ iken on gündür yeniden hafifçe yükselmiÅŸ bulunuyor. Faiz bu pazartesi günü % 1.31 düzeyine yükselmiÅŸti. Ülkemizdeki kur hareketleri de fiziki bir döviz sorunundan deÄŸil bu 'ithal malı kötümser beklentilerden' kaynaklanıyor. Türkiye Merkez Bankası'nın dövize müdahale açıklaması içerideki döviz ve kur gerilimini önemli ölçüde deÄŸiÅŸtirecektir diye düÅŸünüyoruz, nitekim ilk gün derhal kur aÅŸağıya geldi.
Hem ABD hem de Avrupa ve Asya'nın geliÅŸmiÅŸ ülkeleri ihracatta ve sanayi üretiminde dev daralmalar sonucu 2008 yılının son çeyreÄŸinde ve 2009 yılının ilk çeyreÄŸinde büyük durgunluk ve dev GSYİH düÅŸüÅŸü yaÅŸamaktalar. Türkiye de dışa açık bir ülke olarak oralarda yaÅŸanan durgunluÄŸun yarattığı dış talep daralmasını 2008 son çeyreÄŸi ve 2009 ilk çeyreÄŸinde ÅŸiddetli ÅŸekilde yaÅŸamak zorunda ve yaşıyor. Sonuçta üretim, istihdam ve ihracat daralıyor.
Ülkemizde 2008'in ikinci yarısından sonra baÅŸlayan ve giderek olumsuzlaÅŸan gidiÅŸat 2009'da da devam ediyor. Ocak ayında kapasite kullanım oranları özel sektörde 16 puan, kamu sektöründe 20 puan düÅŸmüÅŸtü. İhracat da dolar bazında yüzde 26 oranında azalmıştı. Hem kapasite kullanım oranları hem de ihracatın bir önceki yılın aynı ayına göre deÄŸiÅŸimi, ÅŸu ana kadar görülen en düÅŸük oranlara iÅŸaret ediyor. Bu durumda sanayi üretimi ocak ayında rekor bir ÅŸekilde ve pek sürpriz olmayan bir boyutta, yüzde 21.3 oranında azaldı. 2001 krizi sırasında sanayi üretimindeki düÅŸüÅŸ yüzde 13-14 seviyelerinde idi. Ancak 2001 krizi sırasında dünya ekonomisinde bugünküne benzer küresel bir daralma yaÅŸanmamıştı. Bu nedenle ihracata yönelik sektörler 2001 krizini fırsata çevirmekte zorluk çekmemiÅŸlerdi. Åžimdi ise dış alem paramparça, dış talep yok ve bu nedenle Türkiye'nin bugünkü ÅŸartlarda bu krizden ağır ÅŸekilde etkilenmesi normal. Zaten ülke içi de 2007 yılından beri seçim ve siyasi kaos içinde. Bu nedenle iç talep de yerlerde sürünüyor. Sürekli dile getirdiÄŸimiz gibi özellikle Avrupa ekonomisindeki yavaÅŸlama doÄŸal olarak ihracatımızı olumsuz etkiledi. Bunun sonucunda ihracat son üç ayda (Kasım 2008-Ocak 2009) dolar bazında yüzde 20'nin üzerinde azalmış durumda. İhracatın bu kadar keskin düÅŸmesinin gerisinde küresel fiyatlardaki düÅŸüÅŸün de etkisi var. Fiyat etkisini çıkartıp TÜİK tarafından yayınlanan ihracat miktar endeksine baktığımızda kasım ayında yüzde 10, aralık ayında ise yüzde 12.3 oranlarında azalma olduÄŸunu görüyoruz. Dolar bazında ihracatta azalma ise kasım ayında yüzde 17, aralık ayında yüzde 21 ve Ocak ayında yüzde 26 oranlarında idi. Endeksin ocak ayına iliÅŸkin seviyesi ise henüz açıklanmadı.
2001 krizinde iç talep keskin bir ÅŸekilde düÅŸerken dış talep sayesinde sanayi sektöründe çarklar iÅŸlemeye devam etmiÅŸti. Åžimdi ise asıl yoÄŸun etki dış talep daralması tarafından geliyor. Bu nedenle iç talepteki muhtemel bir toparlanmanın sanayi sektörüne hemen çare olması pek mümkün deÄŸil. Tam anlamıyla bir toparlanma için ABD'den baÅŸlayan ve Avrupa ekonomilerine yayılan bir toparlanmanın iÅŸaretini görmemiz gerekecek.
DiÄŸer yandan sanayi üretiminin ocak ayında rekor seviyede azalmasının gerisinde küçük de olsa mevsimsel ve çalışılan iÅŸ günü sayısı gibi faktörler var. 2008 Ocak ayında 22 iÅŸ günü varken, bu yıl toplam iÅŸ günü sayısı 21 idi. Bu bir günlük deÄŸiÅŸim sonucunda doÄŸal olarak sanayi üretimi de azalıyor. Endeksi mevsimsel dalgalanmalara ve aylık iÅŸ günü sayısına göre düzelttiÄŸimizde Aralık ayındaki yüzde 17.8'lik daralmanın ardından düzeltilmiÅŸ sanayi üretiminin ocak ayında yüzde 17.5 oranında azaldığını görüyoruz. Aylık bazda da deÄŸiÅŸim eksi yüzde 1.6'dan eksi yüzde 1.4'e yükselmiÅŸ durumda. Bu verilerden hareketle, rekor seviyedeki düÅŸüÅŸe raÄŸmen, aslında ocak ayındaki sanayi üretiminin aralık ayından daha kötü olmadığını söylemek mümkün. Ancak yukarı yönlü tersine dönüÅŸ için henüz erken.