Bugün 14 Mart Tıp Bayramı... Tıp dünyasının bayramını kutlarken Hipokrat'ın, Galen'in doÄŸduÄŸu yıllardan 21. yüzyıla, saÄŸlıklı yaÅŸam için doÄŸru beslenme konusundaki 'esintileri' yazalım bugün...
Önce ÅŸu iki sözü anımsatalım, bin yıllar öncesinden günümüze gelen: Tıbbın babası Bodrum-İstanköylü Hipokrat; 'YemeÄŸinin doktorun olmasına, doktorunun yemek olmasına izin ver' demiÅŸ. Eczacılığın babası Bergamalı Galen ise 'Önce zarar verme, önce saÄŸlıklı beslen' ilkelerini ortaya koymuÅŸ. Onlardan çok sonraları Mark Twain'in öÄŸüdü uzun yıllar kabul görmüÅŸ gurme dünyasında: 'Canınız ne istiyorsa yiyin. Bırakın yiyecekler içinizde hesaplaÅŸsın'...
Günümüzde de beslenme ile saÄŸlık arasındaki yakın iliÅŸki hemen herkesin gündeminde; sürekli ki yeni bir beslenme önerisiyle karşılaşıyoruz. Bunların bazılarını Tıp Bayramı vesilesiyle gündeme getirelim mi? Harvard Üniversitesi'nden bilim adamlarının önerdiÄŸi yeni bir beslenme yöntemi var. 2004'ten beri baÅŸarı ile uygulanıyor. Harvard Halk SaÄŸlığı Fakültesi Beslenme Bölümü BaÅŸkanı Walter Willett, bu planın en büyük destekçilerinden olduÄŸu için 'Willett Diyeti' olarak bilinen bu beslenme ÅŸekli, bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl, bitkisel yaÄŸ, balık ve tavuk tüketimini öngörüyor. Willett, geliÅŸtirdikleri yöntemin Akdeniz diyetine benzetilmesine karşı: 'Akdeniz diyeti kendine özgü bir iklim ve kültürün ürünü; oysa bizim geliÅŸtirdiÄŸimiz rejim, spesifik yemeklerden çok, saÄŸlıklı besin maddelerine dayalıdır. Dolayısıyla herkes bu rejimi kendi damak tadına uyarlayabilir. Bunun sonucunda daha saÄŸlıklı bir yaÅŸama kavuÅŸma olasılığı artar. Beslenme önceden din gibiydi. Åžimdi artık ne yememiz gerektiÄŸi konusunda saÄŸlam bilimsel verilere sahibiz'.
Walter Willett, beslenme uzmanlarının insanları yalnızca yaÄŸ tüketimi konusunda dikkatli olmaları doÄŸrultusunda uyarmalarına da karşı: 'Bunun sonucunda yaÄŸ içeriÄŸi düÅŸük gıda maddeleri piyasası geliÅŸti. Ancak bu arada karbonhidrat tüketimi arttı. BüyükbaÅŸ bir hayvanı ahıra kapatıp sürekli tahılla beslerseniz kısa sürede ÅŸiÅŸmanlar. İnsanlar da daha farklı deÄŸildir...'
SEBZE VE ZEYTİNYAĞI BAŞROLDE
Willett planının temel hedefi, glikoza yavaÅŸ yavaÅŸ dönüÅŸen yiyecekler üzerine yoÄŸunlaÅŸarak glikoz düzeyindeki dalgalanmaları ortadan. DüÅŸük ÅŸeker yüklü yiyeceklerin başında tam tahıllar, bitkisel yaÄŸlar ve sebzeler geliyor. Bu yiyeceklerin kan ÅŸekeri düzeyini göreceli olarak sabit tutarak pankreasın aşırı çalışmasını önlediÄŸi kanıtlanmış. Sabit bir kan ÅŸekeri, iÅŸtahı da kontrol altında tutuyormuÅŸ. Willett planına göre, yüksek oranda karbonhidrat ve düÅŸük yaÄŸ yerine, iyi karbonhidrat, iyi yaÄŸ tüketilmeli. İyi yaÄŸ denilince de aklınıza zeytinyağından baÅŸka bir ÅŸey getirmeyin. Yenilmesi sakıncalı bulunan gıdaların başında trans yaÄŸlar denilen hidrojenle birleÅŸtirilmiÅŸ yaÄŸlar geliyor. Pratikte söylemek gerekirse bunlar margarinlerde, kızartılmış yiyecek ve paketlenmiÅŸ piÅŸmiÅŸ yiyeceklerde bulunuyor. Bu öneri bugün neredeyse kesin kural haline gelmiÅŸ durumda.
Willett, Türkiye'deki bazı hekimlerin yaptığı gibi yumurtayı da savunuyor. ABD'de kolesterol korkusu yüzünden yıllık kiÅŸi başına düÅŸen yumurta miktarı 400'den 250'ye düÅŸse de yumurtanın kalp krizi olasılığını artırdığını gösteren herhangi bir araÅŸtırma 'henüz' söz konusu deÄŸil.
İŞLEVSEL GIDALAR DÖNEMİ
Bir baÅŸka yükselen trend ise, 'functional food' (iÅŸlevsel gıda) diye bilinen yiyecekler. Amerikalılar; sindirimi düzenleyen, kolesterolü düÅŸüren margarin ya da kalp-damar, ÅŸeker, tansiyon, beyin ve görme sorunlarına iyi gelen Omega 3 katkılı yumurta gibi özel ürünlere bu adı veriyor. İşlevsel gıda ürünlerinin bizim günlük beslenme programımızdaki payı o kadar büyük deÄŸil henüz. Ama toplumun daha saÄŸlıklı yaÅŸama ve beslenme arzusu, özel katkılı ürünlerin tüketimini tetikleyebilecek gibi görünüyor. Buna karşı çıkanlar da var. Kimi beslenme uzmanları özel katkı maddelerinin yetersiz beslenmeye yol açacağına, hatta hatalı beslenme alışkanlığını tetikleyeceÄŸine inanıyor. Gerçekten saÄŸlıklı beslenen yani günlük protein, vitamin, mineral gibi maddeleri doÄŸal ürünlerden alanların ilave olarak vitamin almalarına gerek yok. DiÄŸer bir görüÅŸe göre de özel katkılı maddeler sadece vicdanları rahatlatmakla kalıyor.
Türkiye'deki bilim adamları da boÅŸ durmuyor elbette. Prof. Metin Özata, Gürer Yayınları'ndan çıkan son kitabı 'Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi'nde saÄŸlıklı yaÅŸam ve beslenme konusunda sık sorulan sorulara açıklık getiriyor. Yanlış beslenme ve hormonlu gıdaların tetiklediÄŸi kanser vakalarının artması, uzayan ömürlerin neredeyse kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkan Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların yaÅŸlıların olduÄŸu kadar onların bakımını üstlenenlerin de yaÅŸamlarını cehenneme çevirmesi, insanların saÄŸlıklı beslenme ve koruyucu gıdalar gibi konulara daha fazla yoÄŸunlaÅŸmasına yol açıyor.
Bütün bu tartışmalardan sonra geldiÄŸimiz nokta ÅŸöyle: 'Daha az yaÄŸ, ÅŸeker ve tuz; daha çok tahıl, meyve ve sebze ye!' Bu öÄŸüdü tutarak hem kendinize daha az zarar verirsiniz hem de kendiniz için en iyisini yapmış olursunuz. Bir de ÅŸunu unutmayın: Sadece diyet kanser riskini azaltmıyor...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.