PerÅŸembe günü Mustafa Balbay'a destek olmak için düzenlenen imza gününe katıldım. ÅžiÅŸli'de Cumhuriyet Gazetesi'nin önünde arabadan indim. MüthiÅŸ bir kalabalık, çoÄŸunluk kadın. Gazeteye, Mustafa Balbay'a 'destek' için gelen gazeteciler tezahüratlarla karşılanıyor. Kalabalık kimine sitem, kimine övgüler yaÄŸdırıyor. Zar zor içeriye ulaşıyoruz.
Gazetenin giriÅŸ katı dışarıdan daha kalabalık. Kurulan uzun masada birçok ünlü gazeteci, Balbay'ın kitaplarını imzalıyor. Etrafa ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın baktığımızı gören Cumhuriyetçiler bizi asansöre bindiriyor. Bir odaya giriyoruz. Benim ilk kez girdiÄŸim o oda, yanımdakiler tarafından çok iyi biliniyor. İlhan Selçuk'un odası...
Takdir edersiniz ki benim için koltukta hareketsiz, heyecansız oturmak çok zor. Etraf duayenlerle dolu ve içinde bulunduÄŸum oda İlhan Selçuk'un odası.. Her kapı açıldığında ayaÄŸa kalkmak üzere hazırlanılıyor. 'Hocam' denmeyecek, 'saygı' duyulmayacak tek isim yok odada....
Sohbet ediliyor. Ülke gündemi, bazı gazetecilerin saçmalıkları, Mustafa Balbay'a getirilen suçlamalar... Ama ben kimseyi dinleyemiyorum... Gözüm odada dolanıyor. İlhan Selçuk'un genç bir gazeteci için altın deÄŸeri taşıyan anı fotoÄŸrafları duvarlarda... Bir de Atatürk'ün 'Gazeteci düÅŸündüÄŸünü yazmalıdır' sözü... O sırada neden orada olduÄŸumuzu düÅŸünüyorum...
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız ağırlıyor bizi... Odada Hikmet Çetinkaya, Emre Kongar, Deniz KavukçuoÄŸlu, Alev CoÅŸkun, Yazgülü AldoÄŸan, Altan Öymen, Ahmet Hakan, Yalçın Bayer ve Oray EÄŸin vardı. Bir ara düÅŸüncelerden sıyrılıp sohbete kulak kabartıyorum. İlhan Selçuk'un oda kurallarından bahsediliyor. Sigara içmek kesinlikle yasakmış. YokluÄŸundan istifade Ahmet Hakan ve Hikmet Çetinkaya yıkıyor bu yasağı... Ardından Selçuk'un çalışma saatleri ve disiplini anlatılıyor yıllardır beraber olduÄŸu dostlarınca.
Selçuk, her gün saat 15.00'te geldiÄŸi gazeteden, 20.30'da çıkıyormuÅŸ. Geç gelme sebebi ise yazısını evde yazmasıymış. Gazeteye geldikten sonra tüm gündem konuları hakkında tartışmalar yapılıyormuÅŸ. Muhabirler odasına gelip fikir alışveriÅŸinde bulunuyormuÅŸ. 'İlhan AÄŸabey muhabirlerce odasına en kolay girilen yöneticidir' diye anlatılıyor... MesleÄŸine duyduÄŸu saygıdan etkilenmemek mümkün deÄŸil...
Maalesef sohbet bitmek zorunda çünkü aÅŸağıda bekleyen okurlar var. Herkes giriÅŸ katında kurulan masada yerini alıyor... Balbay'ın kitaplarını imzalamak için. Ben, Bedri Baykam ve Leyla Umar'ın arasında oturuyorum. Umar 'Çok az genç var' diyor... Çok haklı aslında... ÇoÄŸunluÄŸu orta yaşın oluÅŸturduÄŸu bir kalabalık... Genç nesil gazeteci, köÅŸe yazarı arkadaÅŸlar da yok ortalıkta. Belki yazdıkları yazılar 'düÅŸünce' içermiyor diye gelmeye gerek görmediler, bilemiyorum... DiÄŸer yanımda oturan Bedri Baykam ise son derece ciddi ve gergin. Gelen kitabı imzalıyor ve hemen yanındakine geçiriyor. Sık sık çalan telefonlara 'İmza günündeyim, üç saattir kitap imzalıyorum' diye yakınıyor. Masada o sırada Ali Kırca, Hulki CevizoÄŸlu da imza atıyor. O günden aklımda maalesef rahatsız edici bir not da kalıyor 'Türk milletinin ÅŸöhret merakı! Orada bir araya gelinme sebebi belli, ama bazı katılımcılar sadece ÅŸöhretli yazarlar için geldiklerini utanıp sıkılmadan ortaya koyuyor!'
Not: Bilmem hatırlatmama gerek var mı-ki umarım yoktur; Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı.
En kıymetli tablo Fethi Pekin'de
Geçen hafta gazetede bir haber okudum. Londra'daki Türk müzayedesinde Taner Ceylan'ın 'Boksör' tablosu 175 bin liraya satılmış. Ve böylelikle Ceylan 2009'un yaÅŸayan en pahalı ressamı olmuÅŸ.
Basında pornografik çalışmalarıyla yer bulmuÅŸ biri Ceylan. Bana göre ise gayet baÅŸarılı, etkileyici.
Bir süredir Ceylan'ın baÅŸarısı, Galerist'in kurucusu Murat Pilevneli'nin saÄŸlam lobi çalışmalarına baÄŸlanıyor; 'Burhan DoÄŸançay'dan daha kıymetli olamaz' tartışmalarına neden oluyordu.
Ben ise konuya baÅŸka bilgiler vererek katkı saÄŸlamak istiyorum. Son yıllarda koleksiyonerlerce yükselmesi beklenen bir isimdi Taner Ceylan. Adı sanı duyulmamışken tabloları toplanmış ve beklemeye yatılmıştı...
Taner Ceylan tablolarını ilk toplamaya baÅŸlayanlar arasında gayet yakından tanıdığımız bir isim var; Ali Dinçkök.
Bilenler bilir, Dinçkök, Türkiye'de eÅŸine zor rastlanır bir koleksiyona sahiptir. Resim koleksiyonun arasında Monet ve Dali de vardır. Dinçkök, Taner Ceylan'a o kadar inanıyor, o kadar beÄŸeniyor ki; koleksiyonerliÄŸe yeni baÅŸlayan Fethi Pekin'e de öneriyor.
Pekin uzun bir araÅŸtırma sürecinden sonra Taner Ceylan'ın kendini resmettiÄŸi, otoportresini satın alıyor.
Biliyorsunuz, dünya çapında bir ressamın en deÄŸerli parçalarından biri otoportresidir.
Bir diyetisyen ne yer?
Bu sıralar rejimde olan biri için diyetisyen bir kadının ne yediÄŸini gözlemlemek çok önemlidir. Aslında bir kadının, Taylan Kümeli'yi yemek yerken görüp, dikkat kesilmemesi imkansız.
Geçen hafta Yakup'ta Taylan Kümeli'yi gördüm, yan masamda erkek arkadaşıyla yemek yiyordu.
Önce enginar yedi, rahatladım... Demek aç kalmamızı saÄŸlayan diyetisyenler de aç kalıyordu... Ama daha sonra masaya gelen börek, köfte, ciÄŸer, karides, bütün moralimi bozdu. Yıllardır 'en kalorili içki' dedikleri ve hastalarına vermedikleri rakı da Kümeli tarafından tercih ediliyordu o gece...
Taylan Hanım, benim gibi birçok diyet yapan kadının moralini bozdunuz o gün... Siz yiyorsanız biz neden yemeyelim?