Bunun adı tek kelimeyle laubalilik, şımarıklık. Üç maç kazanınca havaya girmiÅŸler.
Lugano ile Edu gününde olmasa Kocaeli Fenerbahçe'yi, Galatasaray gibi 5'lik yapardı.
Carlos'un ikinci dakikada attığı golden sonra Fenerbahçeli futbolcular 'Kazandık, maç bitti' havasına girdiler.
KoÅŸmadılar, mücadele etmediler.
Tempo artırıp, çabuk oynayacakları yerde; sahada iki pas yapamayan, kendi 18'inden çıkamayan, ezik, ÅŸaÅŸkın günlerine döndüler.
Bunun birinci nedeni Emre'nin olmayışı.
Ne Deniz ne de Selçuk, Emre gibi takımı ileriye taşıyamadılar.
Bir ara baktım Aragones, Deniz'e 'İleri git' diye bağırıyor. Deniz ise eliyle orta sahadaki boÅŸ alanı gösteriyor.
Kazım'a 'Kenara gel' diye yırtınıyor. Umurunda değil...
Ne topsuz oynamayı biliyor ne de oyun disiplini var.
Orta yapamıyor. Çalımı da durduÄŸu yerde üç kiÅŸiye atmaya çalışıyor.
Fenerbahçe'nin oyun kurgusunu bozan, kötü futbol oynamaya iten ve ÅŸampiyonluk yolunda darbe almasını saÄŸlayan baÅŸ aktördür.
Aragones, 73 dakika şımarık ve kötü Kazım'a nasıl tahammül etti; insan ÅŸaşırıyor.
Seyirci çıldırdı, hoca seyretti.
UÄŸur Boral oynamazsa, iki kanadın çalışmazsa, orta sahada iki top yapamazsan nasıl maç kazanacaksın!
Hadi bir oyuncu, iki oyuncu kötü oynar, diÄŸerleri koÅŸar; onların açığını kapatır. Hepsi kötü olursa; o zaman kazanamazsın.
DüÅŸünebiliyor musunuz; aylardır oynamayan, gitmesi için kulüp aranan Josico, oyuna kurtarıcı, orta sahayı toparlayıcı olarak alınıyor.
Oysa sıkıntı kanatlarda.
Gökhan Gönül, tel tel dökülüyor. Arkasına atılan her top pozisyon oluyor. Önder, Vederson kulübede oturuyor.
Ah benim güzel hocam! Al Önder'i, saÄŸ beke koy; Gökhan'ı da onun önüne.
Çıkar UÄŸur Boral'ı, al Vederson'u.
Alex'e yazık, Semih'e günah. Orta sahadan top gelmezse onlar ne yapsın.
Fenerbahçe kötü oyunu ile karizmasını çizdirdi. Bir puanı bile hak etmedi. Onun da ötesinde ÅŸampiyonluk yolunda inancını kaybetti.