AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-03-14
Çağdaş ve laik eğitim alan yabancı okul öğrencileri, '10 yıl sonra bize burada iş yok' diyerek geleceği yurtdışında arıyor.
Bir salon dolusu genç. Uluslararası düşünen, özgüvenli, akıntının tersine gidebilme cesaretine sahip. Yüksek kaliteli eğitimlerden geliyorlar. Yabancı dilleri mükemmel. Çalışma disiplini, ekip ruhu, iş paylaşımı, zamanı verimli kullanabilme, akademik ve sosyal sorumlulukları bir arada aksatmadan yürütebilme yetisine sahip hepsi de. Koç Lisesi, Robert Kolej, Üsküdar Amerikan Lisesi'nin sıralarında aldıkları güçlü eğitimde pişmişler.
Bizler 16 yaşlarımızda kendimizi böyle rahat ifade edebilir miydik? Hocanın kapısına dayanıp 'Ben sınav kağıdımı görmek istiyorum' diyecek yüreğimiz mi yoktu, yoksa gençliğe tahammüllü hocalar mı? 150 kişilik amfilerde soru sorma, yorum yapma ve eleştirme cesaretimiz var mıydı? Kulağında piercing'i, burnunda hızması var bu gençlerin. Saçları özgür taranmış. Üstlerinde birer kot pantolon, sırtlarında Abercrombie tişört.
Farklı kültür ve değerler kişiliklerini renklendirmiş. Hıristiyan'ı, Müslüman'ı, Musevi'si inananı veya inanmayanı ile barış ve huzur dolu bir ortam oluşturulabildiğine küçücük yaşlardan itibaren okullarında tanık olmuşlar.
AMERİKA'DA İŞ GARANTİ
Artık lise bitiyor. Sırada kariyer hedeflerini belirlemek var. Hangi meslek? Hangi üniversite? Salondakiler tercihlerini çoktan yapmış, Amerika'da okuyacaklar. Dünyanın en iyi üniversitelerinin yöneticileri de onları kapmaya gelmiş. 15'li yaşlarını süren gençler, birer işadamı ciddiyetinde. Ellerindeki klasörler sorularla dolu. Çıt yok, bekliyorlar. Can atıyorlar kabul almak için. Sırası gelen üniversite yöneticisi, en sevimli halini takınarak anlatıyor; Amerikan üniversitelerinin vaat ettikleri, kampusların sınırsız imkanları, mezun olduktan sonra kaç para maaşla nerelerde iş bulabilecekleri, kariyer planlamasında okulun etkileri... Kriz bile olsa, bu üniversiteleri bitirenlere Amerika'da iş garanti. Bizim memleketin aksi.
Yurtdışında okumak için başvuruda bulunan öğrenci sayısı giderek artıyor. Eskiden Türkiye'de az başarılı, çok paralı çocuklar dışarıda okurdu. Artık, 'Ne olacak bu memleketin hali' kaygısı, gözlerinden zeka fışkıran bu 'süper' gençleri dışarıya yöneltiyor. Özellikle iyi Amerikan üniversitelerinde okuyan gençlerin çoğu geri dönmüyormuş. Koç Özel Lisesi'nin Voice Dergisi'ne göre, mezunlar çok iyi iş imkanlarıyla Londra'dan Sudan'a, Michigan'dan Kazakistan'a, Çek Cumhuriyeti'nden İrlanda'ya dek milyon dolarlık projelerin başındalar.
CEMAAT OKULLARININ 'ABİ'LERİ VAR
Çünkü bu 'özel eğitimli' çocuklar şu politik ortamda kendilerini, iyiden iyiye yabancı hissediyorlar. Cemaat kültürü almadıklarından, 'Böyle giderse 10 yıl sonra bize iş yok buralarda' diyorlar. Cemaat okulları ise 'ülkenin geleceğinde yer alma disiplinini' öğrencilerine programlı olarak işliyor. Bu okullardaki öğrencilerin 'abi'leri var onlara yaşam koçluğu yapan. Birlikte ders çalışıyorlar. Maça da gidiyorlar, namaza da. Alan razı veren razı, herkes memnun bu 'alışveriş'ten.
Sözünü ettiğimiz çağdaş, laik ve uluslararası düşünen gençleri yetiştiren yabancı vakıf okullarının en önemli eksiği ise çocuklara 'dışarıda oku ama ülkene dön ve ülken için çalış' bilincinin yeterince verilmemesi. Geleceğimizin el değiştirmemesi ve gururlanacağımız, evrensel değerleri olan bir Türkiye için, bu çocukların ülkede tutulmaları gerekli. Gidenler gelmezse aydınlık gelecekten söz etmek zor olacak.
Sömestr tatili bugün başladı. Hem dinlenin hem de bunu düşünün sevgili öğretmenler, çocuklar ve velileri.