AKŞAM GAZETESİ | Elif Aktuğ | 2009-03-14
Sakın ola gaza gelip sevgilinize 'botoks' hediye etmeyin ey Türk erkekleri! Aşkını itirafta zorlanan yurdum erkeği için Sevgililer Günü bulunmaz bir fırsat...
Bir dondurma firmasının yaptığı 'Sevgililer Günü Uluslararası Aşk Araştırması'nın sonuçlarına göre -ki hiç şaşırtıcı bir sonuç değil bana kalırsa- Türk erkekleri aşkını itiraf etmekte zorlanıyorlarmış. Entelijansiyanın Kaf Dağı'ndaki nazik burnunu kıvırmaktan geri durmadığı 14 Şubat, bir bakıma aşkını itiraf edemeyenlerin imdadına koşacak. Öyle ya, herkes birtakım enteller gibi aşkını özgürce ve hatta cılkını çıkararak yaşamıyor ki. Böyle günler iyidir; hediyeler için oluşturulan fikirler iyidir; yeni şeyler düşünmek ve keşfetmek iyidir. Evet, bir gün de olsa, 'seni hatırladım' demek iyidir. Sanki bütün erkekler 364 gün eve çiçek taşıyor da, Sevgililer Günü fazla geliyor! Sosyal olmak fena mı, sinema-tiyatro-dışarıda yemek-seyahate çıkmak gibi ancak ayda-yılda bir yapılan faaliyetler, 'entel' olmayanlar için gayet de güzel imdada yetişmektedir.
KİM KORKAR 14 ŞUBAT'TAN?
Sade Vatandaş Okan'ımız ve konukları 14 Şubat'la bir güzel dalga geçtiler ama kocasından sadece o gün ilgi ve alaka gören kadınlar var memlekette; beraber olduğu insandan hediye beklemek 'tu kaka' değil ya! Hatta bayramları, yeni yıl kutlamalarını, doğum günü sürprizlerini de kaldırsak ya hayatta. Bizim çokbilmişler öyle istiyor, 'siz dayattınız diye sevgilime hediye alacak değilim!' gibi de bir söylemleri var. Aman sevsinler, siz hediye falan almayın. Hayat zaten karmakarışık ve sıkıcı, dertler tasalarla dolu. Günler, saatler ve nefesler anlamını yitirmekte; evet birileri dayatıyor diye sürüye katılın ve hediye alın. İnsanı başka canlılardan ayıran ne varsa yapın. Sevgiliniz yoksa anne-babanıza hediye alın, asla vazgeçemeyeceğiniz gerçek sevgililerinizdir onlar. Kimseniz yoksa annesiz-babasız çocuklara uğrayın bir pasta alarak. Yaşlılar yurduna da gidin. Hayat bizi anlamlı kılmaz, zaman zaten akmakta; ona anlam yükleyecek olan bizleriz. Kaç 14 Şubat kaldı ki geride...
DELİ DOLU SEÇENEKLER
Bir dolu seçenek var, geleneksel Türk erkekleri için önerim kalp şeklinde çiğköftedir... Organik çiğköfteleri kalp şeklinde yapmışlar bayıldım. Kocanız-sevgiliniz geleneklerine bağlıysa hiç sorun değil, bu köfteler işi bitirir. Karınız geleneklerine bağlı ise en güzel hediye bir 'hamam paketi' armağan etmek. Yine sağlık ve güzellikle ilgili şeylere kadınlar bayılır. Sakın ola kadınlara mutfak aleti almayın, başınız belaya girer. Hatta bana kalırsa beraber gidin hamama, Anantara Spa'da çiftler için hazırlanmış odalarda masaj yaptırıp müthiş bir keyif yaşayabilirsiniz. Yine ortak yapılacak bir şey önereceğim, İstanbul Astoria'da yeni açılan Pronail'de karı-koca manikür-pedikür yaptırıp şampanya içebilirsiniz. Değişiklikler ve farklılıktan hoşlananlar hiç durmasınlar. Çok özel bir mekan ve bu keyfi yaşamaktan geri kalmayın; şımarın şımarabildiğiniz kadar.
Parası bol olan kadınlar harcamaktan korkmasın. Kocanıza pahalı bir saat, güzel bir fotoğraf makinesi veya en iyisi Ferrari alın. Para yetmezse oyuncağını alın ama unutmayın erkekler hiç büyümezler.
Karınızı sürpriz bir geziye çıkarın, şımartın. Hatta bavulunu önceden hazırlayın ve nereye gittiğinizi söylemeyin; uçakta öğrensin. Ona üzerinde Shakespeare soneleri yazılı bir bilezik hediye edin.
HER ŞEY PARA DEĞİL
Kriz var, para yok biliyorum; kızmayın. O halde birbirinize aşk mektubu yazın elinizle. En değerli hediyeden daha anlamlı olmazsa, haber verin ben buradayım! Mutlaka elinizle yazın ama. Bir tango CD'si alın veya bir tango sınıfına yazılın beraberce. Karşılıklı dindiremediğiniz veya adlandıramadığınız tutku-öfke-kıskançlık ve aşkınız varsa, boks dersi alın karı-koca. ABD'de çok modaymış. Bırakın karınız sizi yumruklasın, sonuçta çok eğleneceksiniz emin olun. Başlıkta kullandığım cümle İstanbul Modern'e ait. 'Aşkın bedelini bir kişi öder' kampanyanın sloganı! Bugün bir müze gezin beraberce, bir şeyler keşfedin; bir şeyleri beğenin-beğenmeyin-ruhunuzu zenginleştirin.
Aşkın resmi dondurması Cornetto'nun araştırmasına göre Türk erkekleri aşkı şöyle ifade ediyormuş: 'Hayır diyememek'. Hiç romantik ve tatmin edici bir cevap değil aslında; Türk kadını için aşk ayakların yerden kesilmesi demekmiş. O halde karşılıklı ayaklar yerden kesilsin ve 14 Şubat kutlansın.