AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-03-14
Okan Bayülgen'in Şirin Ediger'le evlenmesi ve Ediger'in hamile oluşu, uzun süre gündemde kaldı. Her türlü detay yazıldı çizildi. Gelinin ve damadın şahitleri, doğacak çocuklarının adı, beraber yapacakları projeler...
En son Ediger'in 'Fakülte' isimli yeni reklam şirketini anlattığı röportaj yayınlandı. Ne tip işler yapılacak, reklam dünyasında nasıl değişiklikler yaratılacak filan... Bense bir süre önce Ediger'in babasının kim olduğunu öğrenmiş ve şaşırmıştım. Bu kadar gündemde olan bir konu, bunu nasıl haber yapmamış olabilirler diye düşünüyordum.
Efendim şöyle; Şirin Ediger'in babası Abdullah Gül'ün Enerji Danışmanı Volkan Ediger'miş. Volkan Ediger, Ankara'nın en güçlü en önemli isimlerinden biri. 1998 yılından beri Çankaya Köşkü'nde. İlk Köşk'e çıkışı Süleyman Demirel'le. Ediger daha sonra Ahmet Necdet Sezer ve son olarak da Abdullah Gül'ün danışmanlığını yapıyor.
Buraya kadar her şey normal aslında. Haberi yazmak üzere bilgisayar başına oturana kadar... Volkan Ediger hakkında çıkan tüm haberleri arıyorum, elbette kızı ve damadına dair bir şey çıkmıyor.
Sonra Okan Bayülgen'i arıyorum, alt madde olarak da Volkan Ediger'i seçiyorum. O zaman ortaya çıkan sonuç ilginç.
Şirin Ediger ve Okan Bayülgen evlenmeden önce Ediger, Milliyet Cafe'ye bir röportaj veriyor. Röportajda babasından sonra tanıdığı en müthiş erkeğin Bayülgen olduğunu söylüyor, babasıyla Bayülgen'in çok iyi anlaştıklarından bahsediyor.
Röportajın giriş yazısı epey uzun. Sonlara doğru ise kayınpederin görevi yazılmış ama allayıp pullamadan. Özenle araya saklanmış sanki. Okan Bayülgen, Cumhurbaşkanı'nın danışmanına damat oluyor ve bu haber değeri taşımıyor. Tüm saçma bilgiler taşıyor ama bu taşımıyor. 'Mutlaka bir sebeple'dir diye düşünüyorum. Aksi düşünceyi bünyem kabul edemez. Bir gazeteci bu bilgiyi atlayamaz, önemsiz göremez. O önemsiz görse de yazıyı yayınlamadan önce okuyan editörler bir şekilde cımbızlanıp öne çıkartılmasını ister.
Ardından araştırmayı genişletiyorum... Birkaç haber sitesi röportajı aynen alıp yayınlamış. Ama nedense onlar da bu bilgiyi es geçmiş.
İyi gazete okuru, sıkı gündem takipçisi dostlara 'Şirin Ediger'in babası Gül'ün danışmanıymış' diyorum. Şaşırıyorlar. Ben ne anladım şimdi bu gazetecilikten? Başarısızlık...
Mesela daha sonra Roma'da yapılan nikahta Volkan Ediger'in bulunduğu ve kızının şahidi olduğu yazılmış ama babanın kim olduğu yazılmamış. Şimdi ben bu bilginin üzeri neden kapatılmış onu merak ediyorum.
Ha tabii bir de, bu yeni reklam ajansının sırtı asla yere gelmez onu düşünüyorum. Ankara'da bu kadar güçlü bir babanın kızı elbette birtakım 'pas'lar alacaktır.
Pamir Bezmen'in 40'ı kutlanıyor
Geçen ay Pamir Bezmen'in vefatının ardından evinde yaşananları yazmıştım. Okurlardan gelen tepkiler şaşırtıcıydı.
'Ölümüne kadeh kaldırılan sıradışı adam' başlıklı yazıda Bezmen'in eğlenmeyi seven kişiliğinin cenaze sonrası yaşanan taziye ziyaretlerine ve dua sonrası yemek davetine yansımasını anlatmıştım.
'Genel'i rahatsız edeceğini, ailenin eleştiri yağmuruna tutulacağını hatta yazdığım için beni de suçlayacaklarını düşünürken tam tersi oldu. 'Ölümü olgunca karşılamak' üzerine yazılar ve yorumlar aldım. Çok hoşuma gitti.
Aradan geçti 40 gün. Biliyorsunuz ölenin ardından 40'ında evde dua yapılır...
Ama sıradışı Pamir Bezmen'in 40'ı da sıradışı yapılıyor.
Bugün Nermin Bezmen evinde bir davet veriyor. Pamir Bezmen adına düzenlenen bu davete sadece ailenin çok yakın dostları davetli. Aynen cenazenin kaldırıldığı akşam olduğu gibi yakın dostları anılar, kahkahalar ve neşeyle Pamir Bezmen'in 40'ını kutlayacak.
İçinde ölüm olduğu için kutlama sözcüğü ilk anda kulağa rahatsız edici geliyor kabul ediyorum. Ancak bunun gerçek bir kutlama olduğunu kabul etmek lazım. Evinin her daim kalabalık olmasından, yenmesinden, içilmesinden hoşlanan bir adamın ardından anmasının, duasının da daha farklı yapılması beklenemez. Sanırım Bezmen Ailesi, Pamir Bezmen'in her özel gününde olduğu gibi ölüm gününü de kutlamayı bir adet haline getirecek.
Bu düzenlenen davetlerin, sergilenen hoş hareketlerin elbette sosyete dünyasına yansıması da hayli etkili oluyor.
Biliyorsunuz, sosyete cenazesi mutlaka ama mutlaka Teşvikiye Camii'nden kalkar. Başka seçenek yoktur. Teşvikiye'den başka hiçbir cami kabul edilemez. Bu bir olmazsa olmazdır.
Şimdilerde bu cenaze olmazsa olmazlarına yeni kurallar katılıyor. Ve bunun öncüsü olarak Pamir Bezmen gösteriliyor. Ailenin sevilen bir ferdini kaybedenler mutlaka yemekli, içkili ve mutlaka neşeli, kahkahalı bir yemek daveti düzenliyor.
Gazetecinin kahkahalarından kimler rahatsız oldu?
Medyanın kulisi bitmez, dedikodusu bitmez. Doğrusuyla yanlışıyla haber akışı hiç dinmez. Son günlerde medya kulislerinde konuşulan inanılması güç bir olay var. Önce anlatılanları anlatayım. Basın dünyasının ekonomi kraliçesi Meliha Okur bundan birkaç hafta önce İstanbul Atatürk Havalimanı'nın CIP salonunda bir grup gazeteciyle sohbet etmektedir. Saat 06.00'dır.
Ancak Okur o kadar neşeli, o kadar dinamiktir ki etrafta uyku gerginliği yaşayan yolcuların hemen dikkatini çeker. Kahkahaları ve yüksek sesle anlattığı konular salonda oturmakta olanları rahatsız eder. Görevlilere şikayet edilir.
CIP salonunda çalışmakta olan görevliler kendisini tanıdığı için şikayetleri iletmekte tedirgin davranır. Fakat sonunda diğer konukları zaptetmekte zorluk yaşanır ve Meliha Okur'a kibarca 'yan salonumuza geçer misiniz' ricasında bulunulur.
Hafta arası ve sabahın erken saatleri olması nedeniyle pek çok işadamı ve siyasi kimliğin bulunduğu CİP salonunda yaşananlar böyle anlatılıyor.
Doğru mudur, değil midir bilemem ama Okur'un kahkahaları ve heyecanlı konuşma tarzı medya dünyasında bilinir.