AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-03-14

kategori2

Ne Deniz Akkaya'ymış!

Medya sektörü acımasızdır. Sadece Türkiye'de değil dünyada da bu iş aynen bu acımasızlıkla yürür. Medya dünyasında yaşanmış büyük bir başarısızlığın ardından ikinci şansı yakalamak çok zordur.


Şimdi bu girişi neden yaptığımı anlayacaksınız. Geçen hafta Odatv.com sitesinde bir haber okudum. Tüm başarısızlıklarına hatta başarılı olabileceğine dair bir ışık huzmesi bile göstermeyen Deniz Akkaya, CNN Türk'te kültür-sanat programı sunacakmış. 
Önce derin bir nefes alalım... Akkaya'nın mankenliğine diyecek söz yok. Podyumda izleyenler, ne kadar etkileyici olduğunu iyi bilir. Nedense yıllarca didinip tam zirveye çıkarken mesleğini hafif buldu, yetersiz buldu ve bıraktı. 
Hayatta en iyi olduğu işi elinin tersiyle itip yeni kariyerler peşinde koşmaya başladı. Ve olmadı tabii. Oyunculuk denedi, olmadı. Köşe yazarlığı denedi, olmadı. Cine 5'teki partnerli program biraz olur gibi olmuştu ama ona da devam etmedi. Ardından Ciner Grubu'na ait Kanal 1'de İletişim Müdürü oldu, o da olmadı.
Şimdi CNN Türk'te kültür-sanat programı yapacakmış. Keşke iyi olsa da devam etse. Ama olamaz ki. İzleyici için kültür, sanat ve Deniz Akkaya bir arada kabul görebilir mi? İlla bir program yaptıracaksanız bu neden güzellik, moda, estetik, lüks yaşam gibi konu alanların içinde olmuyor? Neden illa olmayacak, birbirine denk düşmeyecek yüksekliklere uydurmaya çalışılıyor?
İnsanların düşüşü ya da tutunamamasından zevk alanlardan değilim... Zaten bu konuda da hedefim Deniz Akkaya değil, ona bu teklifle gidenler. Onun yerinde kim olsa denerdi bu şansları şüphesiz.
Kafa koparması, ayak kaydırmasıyla ünlü medya dünyamız nedense Deniz Akkaya'ya şans üstüne şans tanıyor. Neye dayanarak, ne görerek, ne bekleyerek tanıyorlar bu şansları bilmiyorum. Ama dünyada bir örneği daha olduğunu sanmıyorum.

Tek 'medeniyet' göstergemiz

Geçen hafta Nurettin Hasman'ın doğum günü partisi vardı. Blackk'te düzenlenen geceyle ilgili çıkan haberleri hepimiz okuduk, o yüzden aynılarını yazmakta bir anlam göremiyorum. Ancak o gecede yaşanan en 'medeni' durum gözlerden kaçtı.
Kısa bir süre önce boşanan Osman Merzeci ve Serra Merzeci yeni sevgilileriyle katılmıştı partiye. Sadece katılmakla da kalmamış, karşı karşıya masalarda oturmuş eğleniyorlardı. Ne onlar ne de yeni sevgilileri durumdan rahatsızdı.
Bu bir medeniyet örneği aslında. "Birbirinden ayrılan ve farklı yönlere savrulan çiftler illa kanlı-bıçaklı olmalı ya da illa kaçak-göçek yaşamalı" alışkanlığından tamamen uzak bir davranış modeli. Hoş da. Amaaaa. Hiçbir konuda bir adım ileriye gidemezken, hiçbir konuda medenileşemezken sadece ve sadece kadın- erkek ilişkisinde medenileşmek ve hızla medenileşmek üzücüdür.
Gazete sayfalarını şöyle bir geçersek sadece 2. sayfadaki magazin çiftlerinin ayrıldıktan sonraki tavırları dışında herhangi bir medeniyet göstergesi habere rastlayamayız. Oysa onun karısı, bunun kocası dışında medeniyet gerektiren o kadar çok konu var ki!


Hıncal Uluç'un peşindekiler kim?

Hıncal Uluç'un rahatsızlığını ve geçirdiği ameliyatı duymayan kalmadı. Çektiği ağrıları, yaşadığı sıkıntıları büyüktü. Televizyon programında ameliyat öncesi durumunu anlatmıştı zaten. Yokluğunda anlamsızca köşe saldırılarına da maruz kaldı.
Neyse, şimdi döndü ve yazılarına kaldığı yerden devam ediyor. Ancak hâlâ sıkıntıları tam bitmedi, iyileşme sürecinde ağrılar devam ediyor.
İnatçılığı, ameliyattan kaçışı ve yakın arkadaşı Erol Kaynar'ın kendisini zorla doktora götürüşünün ortaya çıkmasından sonra Uluç tüm şifacıların ilgisini üzerine çekti. Türkiye'de ne kadar şifacı varsa şimdi hepsi Hıncal Uluç'un peşinde.

"Ben ağrılarınızı geçirebilirim", "bir daha doktora gitmek zorunda değilsiniz" iddiasıyla gelen telefon, mail ve mektuplarla baş etmek ise yıllardır beraber çalıştığı Yasemin Hanım'a kalmış. Gazetenin kapısına kadar gelen şifacılara "Hıncal Bey bu konularla ilgilenmiyor" cevabı vermekten yorgun düşen Yasemin Hanım hastalanıp yatağa düşmüş.

Turgay Ciner'e bravo

Geçen hafta HaberTürk'ün en iddialı yüzlerinden biri olan Saba Tümer'in programının kutlaması yapıldı. 200. program şerefine yapılan bu kutlamada magazin dünyasının en flaş isimleri vardı. Elbette yönetimden Kenan Tekdağ ve Erdoğan Aktaş da Tümer'in gecesinde hazır bulunuyordu. Turgay Ciner ise yoktu. Zaten gelmesi de beklenmiyordu.
Saatler ilerlediğinde gözüme ilerideki bir masada oturan Ciner'e benzer bir adam takıldı. Dikkatlice baktığımda benzer biri değil de ta kendisi olduğunu anladım. Epey kilo vermiş, sanırım o yüzden tanımakta zorlandım. Turgay Ciner spor kıyafetleriyle, en neşeli haliyle kanalında program yapan Saba Tümer'e kutlamasında eşlik ediyordu. Açıkçası şaşırdım. Ama çok da hoşuma gitti. Kanalına ve çalışanlarına sahip çıkan, onları motive edecek bir katılımdı bu!