AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-03-14

kategori2

Temizlenirken kirlenen dünya

Tarih sahnesinde yer alan toplumların barbarlığı kendini farklı anlatılarla gerekçelendirir.
İnsan doğasının karanlık yanını ortaya çıkaran faşizm, gelmiş geçmiş en vahşi ideolojidir.
İnsanı korkularından bir tirana dönüştürerek kurtaran faşizm, insanın olduğu yerdedir.
Sinsi ve derin işleyişiyle, bazen abartılı milliyetçilik bazen ütopik sosyalizm bazen de demokrasi adına ortaya çıkar.
Sosyalizmin tarihsel pratikleri de faşizme savrulmaktan geri duramadı.
ABD 1970'li yıllarda Vietnam'daki direnişi kıramayınca kuzey ve güney Vietnam arasındaki bağlantıyı kesmek için Kamboçya'yı bombalamaya başladı.
Atılan bombalar 2. Dünya Savaşı'nda Japonya'ya atılanların 3 katıydı.
100 bin ton zehirli kimyasal da atılan Kamboçya'da 800.000 insan öldü.
1969-1973 yılları arasındaki bu dönemde Kamboçya'da hayat yok edildi...
Bu ortam Pol Pot ve Kızıl Kmerler'in gelişmesine yaradı.   
Bir sosyalist gerilla hareketi olan Kızıl Kmerler, askeri idareyi devirerek iktidarı ele geçirdi.
Kızıl Kmerler'in lideri Pol Pot devlet başkanı oldu. Rejiminin adını 'Demokratik Kamboçya' koydu.
Pol Pot, Tito Yugoslavya'sında gençlik kamplarında eğitilmişti.
Tıpkı Sırp kasap Miloseviç gibi.
Kaba sosyalizm ile Maocu tarım rejimi fakir ve köylü Kamboçya'da melezlendirildi.
Bu hilkat yapılanma, kendi tarihsel koşullarında iki milyon insanı rejim muhalifi suçlamasıyla öldürdü.
Pol Pot bir diktatördü, eğitimli insanlardan nefret ederdi. Ülkedeki profesör, bilim adamı, akademisyen, yazar, din adamı kısacası okuma yazma bilen yani düşünebilen herkes hatta 'gözlük' takanlar dahil işkenceden geçirilip katledildi.
Pol Pot için ekonomik bağımsızlık içe kapalı bir tarım ülkesi olmakla mümkündü.
Okullar, üniversiteler, hastane, sanayi, basın, Merkez Bankası kapatıldı. Motorlu taşıtlar da yasaklandı.
İdealize edilen toplum eğitimsiz ve cahil olacak, sadece ekmek için pirinç tarlalarında çalışacaktı.
Rejim kendi halkını yok eden bir sistem halini aldı çok kısa sürede.
Ülke büyük bir cezaevi olurken, pirinç tarlaları da ölüm tarlalarına dönüştü.
Sadece Phnom Pehn'deki S-21 cezaevinde 20 bin insan öldürüldü.
Buradan kurtulabilen12 kişi hayatta.
ABD ve İngiltere, Pol Pot'u yasal devlet başkanı olarak tanıyıp, desteklediler.
1979'da Kuzey Vietnam Kamboçya'yı işgal ederek bu yönetime son verdi.
Kamboçya'nın bu dönemi, yıllar sonra tekrar hatırlanıyor.
BM desteğiyle kurulan Uluslararası Mahkeme, Kızıl Kmer liderlerinin yargılanmasına karar verdi.
Pol Pot 10 yıl önce ölmüştü. Ölmeden önce yapılan röportajda 'vicdanım çok rahat' demişti.
Mahkeme, yaşayan beş liderden birine suçlama yöneltti.
'Duch' adıyla tanınan eski cezaevi müdürü 1999'dan beri cezaevinde tutuluyordu.
'Emir kuluydum, ben değil Kızıl Kmerler suçlanmalı' diyor.
Bir hafta önce Phnom Pehn'de, Duch'un yargılaması başladı.
Kurtulan 12 kişi Duch'la yüzleştirilecek.
Phonom Penh'deki ölüm tarlalarında 129 toplu mezar var.
Bugün cam bölümlerinde binlerce kafatasının bulunduğu soykırım anıtının etrafında yüzlerce aç çocuk dileniyor.
Sosyalizmden vahşi faşizme sürüklenen Kamboçya hattında dört milyon ölü yatıyor.
30 yıl aradan sonra sanıkların mahkemeye çıkması sahiden neyi değiştirecek?
Bir yandan temizlenmeye çalışan dünya, sterilizasyonu için uluslararası yargıyı devreye koyuyor bir yandan da herkesin seyrettiği katliamlar farklı coğrafyalarda devam ediyor.
Temizlenmeye çalışırken kirlenen insanlığın kalbinde ise hala faşizm oturuyor.