AKŞAM GAZETESİ | Şansal Büyüka | 2009-03-14

kategori2

İsyanın adı Galatasaray

Bunun adını siz koyun...                  İster isyan, ister öfke...
Ölümüne bir mücadele...
Savaşa gider gibi...
Tıpkı 'ölmek var, dönmek yok' gibi...
Bir haykırışın...
Bir kafa kaldırışın...
Zaferle buluşması gibi...
O zafer tacını takan Sabri, pazar akşamının kadro dışı kalan adamıydı...
Tükenişe, elenişe izin vermeyen Arda, pazar akşamının 'Lincoln'e tam 23 dakika pas vermedi' diye topa tutulan ismiydi...
Ne oldu bunlara?
Ne oldu da böyle isyan bayrağını açtılar...
Ne olduğu belli...
Üç günde 'adam yerine konduklarını' anladılar...
Bülent Korkmaz'ın üç günde takıma üç maçlık kondisyon yükleyecek hali yok...
Ama 'yok' sayılanlara, adam yerine konmayanlara sahip çıkmanın ödülünü aldı Bülent Hoca...
Daha üç gün önce  'adam yerine konmayanlar', adam gibi oynadılar, koca bir takımı ayağa kaldırdılar...
Yerlisiyle, yabancısıyla koca bir takımı ayağa kaldırdılar...
Üstelik şaka gibi bir gol yemelerine rağmen...
Üstelik, iki dakikada iki gol atıp, iki dakikada ağlarında iki gol görmeleri gibi...
Ama bunların altında ezilmediler...
Kewell'ın, Hagi'yi gölgede bırakan ultra süper füzesi...
Barış'ın olağanüstü mücadelesi...
En önemlisi, Galatasaray'ın yenik başladığı bir maçı yıkılmadan, dağılmadan zafere çevirmesi...
Bütün bunlar, aslında bir isyanın eseriydi...
Ama bu zafer, eksiklerin üstünü örtmesin...
40 metreden atılan uzun toptaki Meira ıskasını...
Bordeaux'nun beraberlik golünde kaleci Sanctis ile Emre Aşık'ın birbirlerini marke etmesini...
Ama gecede turla birlikte, belli olan çok önemli bir şey daha vardı...
Galatasaray'ın bundan sonra her maçında, her şey olabilir...
Galibiyet, mağlubiyet...
Ama artık tek şey olmaz...
Galatasaray pes etmez...