AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-03-14
Bir süre önce yakın bir arkadaşımın 'Biricik Suden hep Taksim Gezi Pastanesi'nde' dediği aklımda kalmış...
Yolum sık düşmese de geçen gün tesadüfen Gezi Pastanesi'ne girdim. Aldıklarımı ödemek için beklerken gözüm bir masaya takıldı. Bir grup kadın hararetli konuşmalar içinde. Fiziki özellikleri ve sesinin tonuyla en dikkat çeken Biricik Suden'di. Türbanlı-türbansız bir grup kadınla toplantı halindelerdi.
Suden ciddi bir ifadeyle olması gerekenleri sıralıyordu, maalesef sıram geldi ve paramı ödeyip çıktım.
Bilmem haberdar olmayan kaldı mı, Biricik Suden AKP'ye katıldı. Beyoğlu Belediyesi Meclis üyesi adayı oldu.
Gazetelerde Biricik Suden seçimi kazanırsa, belediyenin tasarım danışmanı olarak görev yapacağı yazıldı. İşte belli ki seçim öncesi hummalı bir çalışma, toplantılar zinciri yaşanıyor.
Genelde parti binalarında, seçim merkezlerinde yapılmasına alışık olduğumuz çalışmalar bu defa pastanede yapılıyor. Bu da Biricik Suden farkı oluyor herhalde...
Bir süredir Emine Erdoğan'ın Biricik Suden'e olan yakınlığı da konuşuluyor.
Erdoğan, Suden'i çok sevmiş, beğenmiş ve yakın arkadaş olmuşlar. Geçen haftalarda Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen, Emine Erdoğan'ın katıldığı Kadın ve Kalkınma Çalıştayı'na, Biricik Suden de gitmişti.
O günlerde çok şaşırmış, bu ikilinin nasıl bir araya geldiklerini anlayamamıştım. Son derece uçuk, modern ve 'aşmış' bir kadın imajı çizen Suden'in ne alakası olabilirdi AKP'yle. İşin komik yanı, AKP semalarında 'Emine Erdoğan'ın uçuk arkadaşı' olarak tanınıyormuş kendisi...
Neyse... Bu sıradışı beraberliği merak ederken bir internet sitesinde bu ilişkinin başlama öyküsüne rastladım. Karikatürist Hasan Kaçan tanıştırmış ikiliyi. Mazhar Alanson'un Cerrahi Cemaati'nin toplantılarına sık katılan isimlerden biri olduğu ve Hasan Kaçan'la ilişkisinin o toplantılarda kurulduğu yazılmış. Biricik Suden de zaman zaman eşiyle katılırmış bu toplantılara.. Öyle iddia ediliyor...
Benim kafam hiç basmıyor bu işlere.. Hele konunun içine 'cemaat' lafları falan girince algılama ihtimalim iyice düşüyor. Siyasetten normal ölçülerde anlayan benim için Biricik Suden'in nasıl AKPye katıldığı, neden bu işlere girdiğini anlamam zor!
Herhalde en az benim kadar herkes için anlaması zor olsa gerek ki Suden '46 yaşındayım, eğlence bitti. AK Parti'nin belediyeciliğini başarılı buluyorum. İnandığım insanlarla birlikteyim' açıklaması yapma gereği duymuş...
Eğlence bitince, başlayacak, yapılacak, yaratılacak o kadar çok şey sayabilirim ki, ama aklıma gelenler arasında Suden'in Emine Erdoğan'la arkadaş olması veya Beyoğlu Belediyesi Meclis üyesi adayı olması olmaz inanın!
Erdal Şafak bu pozisyonu bekliyordu!
Son günlerde medya dünyasının en konuşulan isimlerinden biri şüphesiz Erdal Şafak...
Ergun Babahan'ın olaylı ayrılığından sonra Sabah Gazetesi'nin Yayın Yönetmeni olan Şafak 1995 yılından beri Sabah gazetesinde çalışıyor. Birçok farklı görevde bulundu. Yaşadığı bir gerginlik sebebiyle istifa etti ama sonra geri döndürüldü...
'Haber merkezi' odaklı çalışma modeliyle bilinen Şafak, yıllarını gazete içinde geçirdi. Hayatı koklayarak, haberi sokakta yaşayarak değil de haber merkezinde masa başı çalışarak.
Ancak Sabah gazetesinde yaşanan değişiklikler onun pozisyonlarının da değişmesine neden oldu. Bu değişen görevler ve hali hazırda yaşanan durumlar sık sık yurtdışı seyahatlerine davet edilmesine sebep oldu.
Bu geziler esnasında yabancı dil bilmiyor oluşunun sıkıntısını hissetmeye başladı. Yakın dostlarına 'Acilen İngilizce öğrenmem gerekiyor' diye dert yandı. Ve bir sene önce evinde özel ders almaya başladı. Çevresinde 'Erdal neye hazırlanıyor?' soruları yaratan bu azimli İngilizce çalışmaları sonucunu verdi ve Şafak kusursuz olmasa da İngilizce öğrendi.
Şimdilerde bu bilgi 'Erdal Şafak bir sene önce bu pozisyona getirileceğini biliyordu. O yüzden hazırlanmaya ve kendini geliştirmeye başladı' diye yorumlanıyor.
Her şey bir yana belli bir yaştan sonra meslektaşlarımızın atalete kapılmasına alışık olan bizler için Erdal Şafak kutlanmalı. Öğrenmenin, ilerlemenin yaşı yoktur!
Alışveriş merkezi hastane oluyor
Aylar önce Nişantaşı'ndaki City's alışveriş merkezinin kapanacağını yazmıştım. Açıldığı günden beri başarısızlık anıtı olarak durmaktan başka bir işlevi olamamıştı zaten... Alışveriş merkezinin yerine talip olanlardan en güçlü aday bir hastane demiştim.
Şimdi öğrendim ki City's, Acıbadem Hastanesi olacakmış. Daha önce de bu fikri eleştirmiştim. İstanbul'un en işlek caddelerinden birine hastane açmak kadar saçma bir fikir olamaz.
Yoğun olduğu günlerde 2 saat trafikte kaldığınız bir caddeden bahsediyoruz. Ambulans için, hastaneye yetişmeye çalışan bir hasta için eziyet!
Onu da geçtim, hastane bu, bu kadar işlek bir caddede, şehrin bu kadar içinde neden olsun ki?
Sonunda Sinan Çetin de bıktı
Avrupa Yakası başarılı bir dizi. Senaryo, oyuncular, ekip hepsi çok başarılı. Zaten bunca zamandır izleniyor olması da bunun ödülü. Ancak başta Gülse Birsel olmak üzere ekipte müthiş bir burnu havadalık, başarı şımarıklığı yaşandığı da şüphesiz.
Sık sık gazetelere konu olan oyuncu ayrılıklarında bu durum su yüzüne çıkmıştı. 'Biz istersek varsınız, istemediğimiz an öneminiz kalmaz' tavrı birçok oyuncuya gösterildi.
Son günlerde ortalıkta dolaşan bir söylenti var. Avrupa Yakası'nın her türlü sıkıntıda arkasında duran ve dizinin yapımcısı olan Sinan Çetin'in de artık illallah dediği konuşuluyor.
Dizinin ve oyuncuların elde ettiği başarıdan dolayı müthiş bir şımarıklığa kapıldığından yakınıyormuş Sinan Çetin.
'Artık kontrolden çıktılar' diyen Sinan Çetin en kısa zamanda yönetim ve oyuncu kadrosunda değişiklik yapacakmış.
Çıkış, yükselme, başarı güzeldir ama bunun bir düşüşü de olabilir. Düşüşün çok sert olmasını istemeyenler çıkış sürecinde davranışları ona göre belirler!