AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-03-14
Ayşe Arman'ın NTV'de başlayacak röportaj programı iptal edildi. Duymayan kalmamıştır herhalde.
NTV yandaşı siteler 'Kanal istemedi' tadında sunum yapsalar da, Arman köşesinde işin gerçek yüzünü yazdı. Alışık olduğumuz bir son yaşanmış ve Arman ani bir dönüşle 'Ben TV'de başarılı olamam' deyip programdan vazgeçmiş.... Aslında ne var bunda değil mi? Ne olgun bir hareket hatta...
Ama bu ilk defa yaşanmıyor... Ayşe Arman yıllardır televizyona girme kararı alıyor. Gece-gündüz çalışıyor, konuklar bulunuyor, çekimler başlıyor ve tam sona yaklaşırken Arman binayı terk ediyor. CNN Türk'te yıllar önce yine böyle bir macerası var. Çekimler içine sinmediği için program son anda çöpe atılmıştı.
Buz pateni jürisi olduğunda da, izleyici gözünden bir problem yoktu ama o seviyesiz saldırılar arasında boğulma korkusuna kapıldı. O iş de sesiz bir geçişle bırakıldı. Tüm bu deneme yanılmalardan sonra 'TV'ye uygun değilmişim, anladım' yazıları yazdı.
Bu son NTV kırıklığının ardından 'Benden televizyona iş çıkmıyor. Gazetede kalmam gerekiyor, en azından şimdilik' demiş...
Ben onun korkusunu çok iyi anlıyorum. Ekranda gazetedeki Ayşe Arman etkisi yaratamamak. O gizemli, o uçuk, o değişik, o soruları en uç noktalara çıkartan kadın kaybolacak. Haliyle okur üstündeki etki de. Belki de haklı...
Ama yıllardır aynı endişe ve kafada dönen aynı sorularla bu kaçıncı deneme? Yüksek paralar karşılığı yapılan teklifler mi baştan çıkartıyor yoksa televizyonda olma isteği mi? Belki de ikisi birden...
Ama lütfen bu son olsun, vazgeçin artık bu denemelerinizden. Ne yapımcıları, ne kanal yöneticilerini ne de o program için çalışacak insanları yorun... Nasıl olsa en sonunda vazgeçiyorsunuz!
Tüm bunların dışında; Ayşe Arman adı kanalın içini ister istemez rekabet yuvasına çevirmiş, NTV kadınlarını gerginlikten çatlatmıştı... Şimdi onlar rahatlamıştır azıcık.
Ufuk Güldemir'in hayali öğrencileri
2007'de vefat eden gazeteci Ufuk Güldemir'in av hatıraları kitabı 'Gecenin Yüreği' yayınlandı. Ailesi tarafından hazırlanan kitap, dostlara yollandı.
Kitabı ilk gördüğümde aklıma gelen 'Son dönemlerde Ufuk Güldemir'in öğrencisiymiş gibi davranma modası'na yardımcı olabileceği oldu. Yani onlar için yeni bir Ufuk'tan bahsetme sebebi...
Şöyledir ki; Güldemir'in vefatından sonra 'Bana çok şey öğretti' açıklamaları yapanlar nedense hiçbir zaman gerçekten Güldemir'in ekibine dahil olmayanlardı. Bunun en yakın ve canlı örneği Cengiz Semercioğlu oldu. Verdiği röportajlar ve yazdığı yazılarda sık sık Ufuk Güldemir'in adını geçirmesi inanın beni de çok şaşırttı. Çünkü Ufuk Güldemir'i tanıdığımda henüz tek basamaklı yaşlarımı sürmekteydim. Gazeteciliğe beni o başlattı. Çok eğlenceli bir arkadaş ama kabus gibi bir patrondu... Onunla çalışıp 'kelebekler, çiçekler' diye bahsetmek zor olurdu!
Yani demek istediğim; ben onun hem özel hayatına hem de meslek hayatına vakıf biriyim. Kim onun ekibindendi, kim değildi onu daha da iyi bilirim.
Ufuk Güldemir'in öğrencisi yoktu 'ekibi' vardı... O ekip içinde yoğrulan gençler de oldu zamanla... Ama maalesef Semercioğlu hiçbir gün o ekibe dahil olmadı. Kendisinin sık sık konu ettiği Star haber geçmişi sadece üç ay Hakan Aygün'le, Gece Hattı'nın editörlüğünden ibarettir. Hatta Murat Ongun, Mehtap Çolak ve Taki Doğan'la aynı ekipte çalışmışlardı. Cengiz Semercioğlu, Ufuk Güldemir'in değil Hakan Aygün'ün öğrencisidir o halde.
Ha bir de yıllar sonra Ufuk Güldemir'in kanalında program yaptı, birçok insan gibi. Neyse lafı çok uzattım... Bugünlerde Ufuk hakkında konuşmak, onun onayından geçmiş bir gazeteci havaları atmak pek moda. Ama şunu unutmayın ki bir gün Ufuk'un 'gerçek' yakınları onun sizler hakkındaki 'gerçek' düşüncelerini açıklamak zorunda kalırlarsa canınız yanar!
Medyanın erkekleşmiş kadınları
Bugün Dünya Kadınlar Günü. Her kadın çekilen dertleri, ızdırapları yazacak bugün. Benim için zor kararlaştırılmış bir konu olmakla beraber, kadının ya da erkeğin toplumdaki yerinin belli günlerde tartışılmasından hoşlanmayanlardanım.
Neyse... Medya dünyası acımasızdır diyorum ya her fırsatta, gerçekten de öyle. Genç bir kız olarak başladığınız stajyerlik günlerinden en tepeye oturana kadar süren sancılı bir yolculuk. Bu yolculuktan geçen bir kadının o tepeye oturduğunda nasıl biri haline geldiğine de bakmak lazım tabii...
Medya dünyası kadını erkekleştirir. Erkekleşmeyenler belli noktalardan ileriye gidemez zaten, elenir.
Bir bakın etrafınıza, medya yöneticisi tanıdıklarınıza ya da medyada yükselmekte olan kadınlara... Hepsi en az erkek kadar kaba, saldırgan ve kırıcıdır. Özel hayatları değil burada bahsettiğim, iş hayatı. (Özel hayatta yalnızlaşırlar sadece, kabalaşmazlar.) En az bir erkek yönetici kadar küfür eden, altlarını ezen, karşılaştığı başarısızlıkla çıldıran, etrafa dosyalar fırlatan kadın yöneticilerle dolu ortalık.
Kadın olarak kabul görmenin zor yaşandığı meslek gruplarını içinde barındırır medya... Erkek çeteleriyle doludur dört bir yan...
İşte yazının başına döndük şimdi, medyada olgunlaşma çağı kadını erkek yapar... Ve o yüzden de medya yöneticisi kadınlar kadın gibi değil erkek gibi sürdürür meslek hayatını.