AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-03-14

kategori2

Oğlan bizi evde istemiyo!

'Kız arkadaşını eve getiren C.G. evde kimseyi istemiyordu. O yüzden hiç kimse evde değildi. İki sevgili baş başaydı.'
İşte anahtar cümle: Evin oğlu kimseyi evde istemiyordu...                                          'Oğlan bizi istemedi, bu akşam eve geç gideceğiz', 'Yazlık bomboş oraya gidin diyoruz ama soğuk oluyormuş', 'Birkaç günlüğüne Marmaris'e gidiyorum, bizim oğlanın kız arkadaşı gelecekmiş de...'
Şimdi böyle bir moda var. 'Oğlan bizi evde istemiyo!'
Baba oğluna ortam oluşturmak için dünden hazır. İçinde bir yumru kalmış zaten... 'Biz geçim derdindeydik yapamadık. Sana helal bu yollar' dediği besbelli. 'Bana hamile bırakıp getirme de ne yaparsan yap, dedim' diyen annelerin oğullarıyla dolu etraf. Sorumluluk, sevgi, vicdan hak getire. 
'Delikanlı adam, laf söz dinlemiyor. Şimdiki kızlar da çok fena zaten. Anaları sahip çıksın' mantığı erkek çocuk ailelerinde giderek yerleşiyor.
Sevgilisi tarafından başı kesilerek, gitar kutusunda çöpe atılan genç kız da böyle bir ailenin kurbanı kuvvetle muhtemel. İnternet gazetelerindeki okur yorumlarında, 'O kızın o saatte orada ne işi varmış?' diyenler de çok. Oğlan o saatte orada olabilir ama kız aynı yerde olursa ya tecavüze uğrar ya da öldürülür... Yani müstahaktır ona.
Haberin yayınlandığı gün gazetelerde de farklı bir muamele görmedi ki kızcağız.
Cinayeti işlediği iddia edilen delikanlının ve ailesinin adı ile soyadının baş harfleri verilirken genç kızın adı ve soyadı açık ve net ifade edildi. Basın G. ailesinin  mahremiyetine saygı göstermişti; peki, ya genç kızın ve ailesinin mahremiyeti?

KADIN VE POLİTİKA
Geçen haftaki 'Kadına muhabbet kolay, politika zor' yazımıza gelen mailleri görünce, 'Eyvah' dedim, 'kadınlar çok kızdı galiba!'... Okuyunca anlaşıldı ki haklıymışım. Kadınlar politika konuşmayı sevmiyor. Bana yazanlar ise politikaya kayıtsız olmayan, politika konuşmayı, tartışmayı seven kadınlar. Onlar da konuşacak kadın arkadaş bulamıyorlarmış... 'Çay, pasta günlerine katılanlarla kek tarifi, krem adı ve kilo probleminden başka ne konuşalım ki' diyorlar. Demek ki böyle bir gereksinim var. Siyasi partiler, parti binalarında kadın sohbet odaları açarlarsa ve isteyen kadınlar oraya gidip yeni dostluklar edinirse, önemli bir eksik giderilmiş olacak. Kadın politikaya ısınacak. Tabii bu eksiğin giderilmesini beyler      arzu ederse...

HER KRİZDE VAR BİR HAYIR...
Şu aralar, krizin psikolojik ve maddi yıkımlarında bir 'hayır' aramak hepimize iyi gelecek.
Şerri hayra dönüştürmenin yolları çok basit; iyimser olmak ilk şart. Saflığa varan bir iyimserlik amacı daha da kolaylaştırır. Örneğin, çevredeki kiralık evlerin giderek artması eski 'geniş aile'ye dönüşün işareti olamaz mı? Gelinler ve damatlar, tek başına yaşayan yaşlılarını yanlarına alacaklar. Gelin-kaynana tartışmaları yine başlayacak ama babaannenin kiraya verilen evi ailenin elektrik-su parasını karşılasa fena mı olur?
Babaanne evde olunca, çocuğun bakıcısına ihtiyaç olmayacak. Rusya, Moldova, Türkmenistan, Gürcistan ve Filipinler'den gelen ve eskiden ayda 600 doları beğenmeyen bakıcıları beğenmeme lüksü 'nihayet' bizlerin olacak. Yavrular yarım yamalak Türkçe ile değil, ninelerinin, dedelerinin katıksız sevgileriyle, örf, adet ve geleneklere aşina büyüseler fena mı olur?
Kriz en çok alışveriş çılgınlarını bunalıma soktu. Eline kredi kartı geçiren herkes soluğu alışveriş merkezlerinde alamayacak artık. Ama mutluluk görebilenin dizinin dibinde... Yıllardır dolap bekleyen etekler, pantolonlar yeniden kullanıma girecek. Onların içine girmek için kilo verilecek. Eski kilolara dönülse ve şahane vücutlar geri gelse, fena mı olur?
Kriz varken dışarıda yemeğe çıkmak da neyin nesi? Tencere yemeklerine dönülecek. Evde pişen yemekler apartmanda kokacak. Kokan yemekten 'size de kokmuştur' diye bir tabak karşı komşuya yollanacak. Böylece eski komşuluk ilişkileri yeniden canlanacak. Canlanan komşuluk ilişkileri gece yapılan komşu ziyaretlerini de beraberinde getirse, milletçe doğalgaz tasarrufu yapılsa fena mı olur?
Her aile balkonunda saksı tarımına geçerek meyve- sebze masrafını azaltacak. Ucuz yoldan organik ürün elde edilse, kanser riski ortadan kalksa fena mı olur? 
Bu kriz pek fena gelmedi kulağıma. Yoksa biz önceden de mi krizdeydik?