AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-03-14
Koskoca bir yazar o. Özellikle 'Bir Düğün Gecesi' ve 'Ölmeye Yatmak' romanlarını unutmak ne mümkün! Ama gel gör ki önceki gün yaptığı bir açıklama ile adeta büyüklüğünü unutturmak istemiş. Bu ülkenin kördüğümlerinin nedenini anlatmak için kendini kurban etmiş. Daha doğrusu kendinden bir karikatür yaratmış.
'Nasıl aydın olunmaz?' sorusunu cevaplamış.
Ve maalesef bunu tüm ciddiyetiyle yapmış...
***
Adalet Ağaoğlu'ndan bahsediyorum. Efendim, duymayanlar için mesele kısaca şöyle: Elif Şafak 'Siyah Süt' adlı kitabında Adalet Hanım'a yaptığı bir ziyareti anlatır. O ziyarette anne olma kararını sorgular ve bunu başarı figürü olarak gördüğü, kendisinin aksine yerleşik bir hayat süren Ağaoğlu üzerinden yapar. Kitap bir kurgu. Dolayısıyla ziyareti anlattığı bölümlerde haber mantığıyla bire bir olanları aktarmak zorunda değil Şafak. Zaten amacı da bu değil. Kendi algılayışına göre 'annelik' ve 'kök salmak' kavramlarını sorguluyor kitapta.
***
Taraf Gazetesi'nden Ayça Örer, Adalet Ağaoğlu ile bir araya gelmiş ve bu kitap üzerine konuşmuş. Daha doğrusu Örer bir sormuş, bin ah işitmiş.
***
Kitabı uzun süre okumadığını söylüyor Ağaoğlu. 'Reklam yapılan kitapları çok geç okuyorum' diyor ve ekliyor: 'Kendisi de sordu zaten. 'Okumadım, ben sizden bıktım' dedim' diye anlatıyor. Ancak ardından bu cümleyle çelişen açıklamalarda bulunuyor. Şafak'ın kendisini arayarak ziyaret etmek istediğini söylediğini, değişik ve umut verici yazarın bu isteğini kabul ettiğini anlatıyor.
***
Sayın Adalet Hanım hani Şafak'tan bıkmıştınız? Bıktığınız yazarı nasıl değişik ve umut verici buluyorsunuz? Anlaşılır gibi değil.
***
Ağaoğlu'nun beyanlarındaki gariplikler uzayıp gidiyor maalesef. Ahlaken temiz bulmadığı için okumadığı Şafak'ın 'elinde kapı önünden alınmış, küçücük cimri tarafından getirilmiş bir çiçekle' geldiğini söylüyor.
HHH
Cümle düşük ancak anladığımız kadarıyla Adalet Hanım kendisine getirilen hediyeyi beğenmemiş. Şafak'ı ahlaken neden temiz bulmadığı gibi küçük (!) bir ayrıntıya ise hiç girmemiş.
***
Adalet Hanım bir meslektaşınızı aynı cümle içinde hem ahlaksızlık hem de cimrilikle suçladığınızın farkında mısınız?
***
Bu kadar da değil. Şafak'ın kitapta kullandığı 'Başlangıçta çay vardı' bölümüne de itiraz etmiş Adalet Ağaoğlu. 'Bir kere benim evimde çay demlenmez. Hep çalışan bir kadın oldum ben. Akşamüstü içkisi her zaman olabilir ama hiçbir zaman akşam çayı diye bir şeyim olmadı. Filtre kahvem her zaman prizdedir...'
***
Ağaoğlu nezaket sınırlarını defalarca aşan beyanlarında bu ülkenin 'Batılı olma hastalığı'nın en tipik örneklerini sanki özellikle sıralamış. 'Çay saatim yoktur, akşam üstü içkisi olabilir' ya da 'Filtre kahvem her zaman prizdedir' ne demek?
***
Bu, 'Oh mon dieu, çay içmek alaturkalıktır. Ben bir Batılı olarak içki içerim' alt metnini içinde barındırmıyor mu? Hele 'filtre kahvem hep prizdedir' açıklamasının ne gereği var? Tamam Avrupa'da yaygın olarak filtre kahve içilir, belki siz de kahveyi tercih ediyorsunuz ama bu bir detay değil mi sayın Ağaoğlu? Siz Şafak'a neden bu kadar tepkilisiniz? Yalnızca ziyaretteki somut detayları yanlış aktardığı için mi yoksa sizi 'öteki kampa ait gördüğünüz değerler'le aynı kareye yerleştirdiği için mi?
***
Taraf'ta yayınlanan açıklamalarınız bu ülkenin 'iliştirilmiş Batılı' hastalığının belirtilerini taşıyor. Lütfen yapmayın! Eserlerinize olan hayranlığımızı size olan duygularımızdan uzaklaştırmayın!
Beyoğlu'na Mustafa Dolu
Mustafa Dolu bizim gazetenin sorumlu yazıişleri müdürü ve yazarlarındandır. Ama daha önemli bir özelliği onun bu ülkenin insanlarını hepimizden iyi tanımasıdır.
***
Dolu, bu seçimlerde CHP'den Beyoğlu Belediye Başkan adayı. Aylardır ilçeyi sokak sokak, ev ev dolaşıyor ve herkesi aynı samimiyetle kucaklıyor. 29 Mart'ta Beyoğlu bu samimiyeti bilerek sandık başına gitmeli...